“Tarihi ve Sosyolojik Gerçekler Işığında Türk Eğitim Sistemi: Sorunlar ve Öneriler” (7 Kasım 2015)

 / ETKİNLİKLERİMİZ

“Tarihi ve Sosyolojik Gerçekler Işığında Türk Eğitim Sistemi: Sorunlar ve Öneriler” (7 Kasım 2015) 

İLESAM CUMARTESİ SOHBETLERİ ve ŞİİR DİNLETİSİ

İLESAM CUMARTESİ SOHBETLERİ ve ŞİİR DİNLETİSİ
( 7 Kasım 2015) 

“Tarihi ve Sosyolojik Gerçekler Işığında Türk Eğitim Sistemi: Sorunlar ve Öneriler"

Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği edebiyatın, sanatın, kültürün ve aktüel konuların konuşulduğu, şiirlerin okunduğu etkinliklerine devam ediyor.

 İLESAM Genel Başkanı Mehmet Nuri Parmaksız’ın yaptığı açılış konuşması ile başlayan program, Prof. Dr. İsmail Doğan’ın “Tarihi ve Sosyolojik Gerçekler Işığında Türk Eğitim Sistemi: Sorunlar ve Öneriler”  konusunu anlatması ile devam etti.

Eğitim ve öğretimi beraber mi düşünmek gerekir, öğretiyoruz ama eğitemiyoruz, temasına dikkat çeken Mehmet Nuri Parmaksız  “Eğitim ve öğretimi beraber mi düşünmek gerekir, öğretiyoruz ama eğitemiyoruz. Bir apartmanın yöneticisi, bir kurumun yöneticisi vb. olabilirsiniz. İnsanlarla temas halinde olmanız eğitim mevzuunu da beraberinde getirir bir anlamda. Eğitim şart mı, evet. Sadece eğitim değil doğru konuşmak da önemli. Uzun yıllar eğitim ve öğretim sisteminin içindeyim, yakından tanıyorum. Çocuklar başka bir sistemle okula başlayıp bir başka sistemle okulu bitiriyorlar ne yazık ki. Sekiz yüze yakın akademisyen üyemiz var, yarısından çoğuyla tanışıyorum, zaman zaman tartışıyorum. Akademik anlamda hepsi üretiyor mu, hayır. Akademik anlamda master ve doktora nasıl yapılır, bunu gösteriyorlar. Ben, herkesin yaptığı işle ilgili olarak üretmesini isterim. Yıllar öncesine baktığımızda; mesela İbni Sina her şeyi biliyormuş, pek çok alanda bilgi sahibi imiş. Günümüze döndüğümüzde akademisyenlerin sadece bir branşta uzmanlaştıklarına tanıklık ediyoruz. Ve hal böyle olunca hiç değilse bir şeyi tam anlamıyla bilmemiz gerekiyor, diye düşünüyorum ama bilmiyoruz. Bu noktada sorunlar var. İşte şimdi hocamız İsmail Doğan bu sorunlar hakkındaki çözümleri bizlere iletecek.” diyerek Prof. Dr. İsmail Doğan’ı kürsüye davet etti.  

 

Prof. Dr. İsmail Doğan “Eğitim mahallede, ailede başlar. Eğitimden kaynaklı sosyal hayatı mutlu olarak sürdürmek gibi kuşkularımız var. Sanki korku toplumunda yaşıyoruz. Bu abartmalı bir değerlendirme değil. Bunun toplumsal karşılığı var.  Çetrefilli konuda herkesin içinde bulunduğu ortamlarda bulunuyoruz. Herkesin konuşma hakkı var. Seçkin, tecrübeli, teorik olarak zengin yaşantıları olan bir kitle karşısında konuşuyorum. Türk eğitim sistemini tarihi ve sosyolojik açıdan değerlendireceğim. Elbette eğitim sistemi denilince bu sistemi destekleyen bir sistem var. Bu sisteme ‘Türk eğitim sistemi’ diyoruz. Yakın ve uzak geçmişten beslenen bir tanım içinde olduğumuzu söyleyebiliriz.

Millet olarak esaslı bir kültür mirasına sahibiz; ancak etkin bir referans olarak Türk eğitim sistemi aktörler tarafından aktif şekilde kullanılmamıştır. Eğitim etkin, işlevsel, sürdürülebilir şekilde hayata geçirilememiştir.

İslam öncesine bakacak olursak; eski Türkler kültür üreten toplumlardı. (step kültürü/ atlı göçebe kültürü- taş, balçık, demir) At, coğrafi koşulların denetlenmesi ve kontrol altına alınması, sosyal hareketlilik ve ulaşımda kullanılırdı. Atlı kavimlerin medeniyetlerin erken dönemlerinde dolaşıma girmesinden Türklerin kültür üretmede yararlandığını söyleyebiliriz.

Bunu savunarak, sosyalleşme gibi bir süreç takip etti. Savunma psikolojisi dinamik ve üretken toplum yaratmıştır. Dış dünyaya kapalı bir dünya olmaktan çıkmıştır. Bu koşullar, hayatın her alanında öğretici bir çevre oluştururken bu tecrübenin çevreleri aile içinde didaktik ve öğretici bir konuma geçmiştir. Eğitim sisteminde güçlü bir şekilde aile faktörü önem kazanır. Aile örgütlenmesi üzerine kurulmuş siyasi toplumlardır. Sürdürülebilir değerler faktörünü oluşturan ailenin ütopik değil sağlıklı bir gerçeklikle günlük yaşamla sınırlı olmayan bir yol açtığını görüyoruz. Ziya Gökalp ‘Eski Türklerde çocuklar doğar doğmaz velayeti hâsıla altına girerler. Yiğitlik gösterisinden sonra vesayeti ammeye girerler.’der. Bu sembolik dönüşümün sosyolojik bir açıklaması vardır. Topluma yararlı, güçlü, ayakları üstünde duran bir kişi olduğunu kabul ettirme, toplumun onayı ve kamunun içine girmesi.

Manas Destanı, Oğuz Destanı vb. de ütopya yoktur. Tamamen topluma yönelik mesajlar vardır. Sizinle uğraşanlar var, komşularınız var; nasıl baş edeceksiniz, bu noktada toplumsal mesajlar önemli. 

Türk eğitim sistemini Cumhuriyet’in erken döneminden başlayarak alamadı, kullanamadı. Modern Cumhuriyet kültür ayağına yansıtamadı. Türkçe ve dili iyi öğreneceksiniz. Kendi kültürünü, köklerini, orijinalitesini bilmeyen insanların batıya yönelmesi heves olur.

Köyler, birbirinden habersiz topluluklardır. Köy enstitüleri bu düşüncenin etkisi olarak ortaya çıkmıştır. Ve bir süre sonra bitmiştir. Sanayileşmenin kıpırdandığı yerlerde aile parçalanmaya, dağılmaya başlamıştır.

Eğitim dünyasını şekillendirme konusunda, yurt dışından davet edilen uzmanlar bizim toplumumuzu yeterince tanımadığı için önerdikleri sistemler faydalı olamadı, bizler kültürümüzü tanımayan uzmanlarla karşı karşıya kaldık. Bizden olanları (öğrencilerimizi) yurt dışına gönderdik. Bazıları kültür sorunu yaşamadıklarını söylediler. Kentin getirdiği sosyalleşme lezzetini tattıklarını söylediler. Hangi hocadan eğitim aldılarsa onunla sınırlı kaldı öğrendikleri, görüş alanları. Sorunlar buradan kaynaklı.

Doksanlı  yıllarda Türk eğitim sisteminde iki yılda değişen bir sistem ortaya koydu. 1990-2015 yılları arasında sekiz sistem değişti. Kredili sistem Amerika eğitim sisteminin ailesel ve doğal olarak bazı öğrencilerin kabiliyetleri yönüyle (anlayanlarla/anlamayanlar) değerlendirmekte kullandığı bir sistem.

Kabiliyetli olan öğrencilerin beklememesi ve bir an önce eğitimini tamamlayarak topluma hizmet etmesini amaçlıyor. Orada 21-22 yaşlarında profesörler var; ancak bu sistem her koşula uymuyor. Öncelikle mekânsal açıdan getirileri ve donanımlı öğretmen kadrosunun olması gerek.

Günübirlik sorunlarla ilgiliyiz. İleriye dönük olarak bakmak gerek konuya. Geniş bir perspektiften bakıldığında konuşamayan, kendini ifade edemeyen, yazamayan hormonlu bir kuşak var. Ülke, toplum gerçeklerinden habersiz, hangi coğrafyada neden yaşadığını bilmeyen, topluma, çağa tanıklık etmeyen, okuma alışkanlıkları olmayan hastalıklı bir nesille karşı karşıyayız. Öğretmenler derde derman olmalılar.

Mesleki eğitim, toplam kalite, yaşam boyu öğrenme, performans ödevi, vizyon-misyon, tabletli eğitim, seçimlik ders gibi öğelerle ezber söylemin içi doldurulmalı. Pedagojik performans öğretmenlik yapabilmek için gerekli olan eğitimdir. Şu an uygulanmamakta. Günümüz koşulları bilgi toplumu yönünde ve eğitim eksenli olarak değişmektedir.  Temel sorunsalı bilgi ve eğitim olan ‘Eğitim Sosyolojisi’ ivedi olarak öğretmen yetiştiren tüm fakültelere ve bölümlere zorunlu ders olarak konulmalıdır.” dedi.

Ziya Gökalp'in, Emile Durkheim etkisindeki yaklaşımları büyük ölçüde ‘Eğitim Sosyolojisi’nin bizdeki akademik seyri ve doğrultusunda da etkili olduğundan bahseden Doğan, Ahmet Yesevi’nin enstantanelerinden, Yusuf Has Hacip’in Kutadgubilig’inden, Selçuklulardan, Karahanlılardan, Gaznelilerden, feodal sistemden, Mehmet Tahir Münif Paşa’dan, Ali Suavi’den, Didon Arif’ten bahsederek; eğitime yüklenen toplumsal işlevler ‘Eğitim Sosyolojisi’nin şahsında toplumun makûs talihini dönüştürecek bir umut olarak görülmüştür, dedikten sonra bir şiirini paylaştı katılımcılarla. 

Prof. Dr. İsmail Doğan’a katılımlarından dolayı İLESAM Teknik-Bilim Kurulu üyelerinden Ali Kemal Parıldar tarafından bir “Teşekkür Belgesi” takdim edildi.

 

Türk Tarih Kurumu’nda yapılan toplantının ikinci yarısını oluşturan Şiir Dinletisi İLESAM Ankara Şubesi Başkanı Durak Turan Düz tarafından sunuldu.

 

Programa Ahmet Mortaş, Osman Taş, Murat Duman, Şükrü Kaya, Gülten Korkmaz, Bilal Bütün, Fatma Kalkan, Talat Gençosmanoğlu, Hanefi Işık, Ali Kemal Parıldar, Vedat Fidanboy, İsmet Bora Binatlı, Şakir Susuz, Bekir Yeğnidemir, İbrahim Yaman, Ozan Selahattin Dündar, Ozan Sevdai, ,Hanlar Koca, Orhan Vergili, Bayram Yelen, Emine Öztürk, Sibel Unur Özdemir, Durak Turan Düz, İhsan Hökelekli, Erdal Ercin, Şemsettin Güneş, Osman Öcal, Seyfettin Çoban, Hüseyin Gürsoy, Hatice Şahin, Muzaffer Karslı, İlter Yeşilay katıldı. 

Eğitim, Atatürk, Cumhuriyet, aşk ve sevda temalı şiirler, şairlerinin sesinde can buldu.

Sanat adına güzel paylaşımlara dair anılar hafızlardaki yerini alırken bir Cumartesi etkinliğinin daha sonuna gelindi.

İLESAM Şiir Dinletilerimize şiire, sanata ve kültüre gönül veren herkesi- üyemiz olsun veya olmasın-bekliyoruz.Unutmayın!!!

HABER METNİ: Sibel Unur Özdemir

FOTOĞRAFLAR: Sibel Unur Özdemir-Orhan Vergili 

 görüntüleniyor

TÜRKİYE İLİM ve EDEBİYAT ESERİ SAHİPLERİ MESLEK BİRLİĞİ

İLESAM GENEL MERKEZİ

Adres

:

İzmir 1.Cad. No: 33/16  Aydın Apartmanı, Kat:4  Kızılay / ANKARA

Tel

:

0 312 419 49 38

Faks

:

0 312 419 49 39

Web

:

www.ilesam.org.tr

E-Posta

:

 Okunma Sayısı : 1493         10 Kasım 2015

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 133323

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.