“ Türkiye’nin İçerden Yaşadığı Sarsıntılar” İLESAM CUMARTESİ SOHBETLERİ ve ŞİİR DİNLETİSİ (24 Aralık 2016)

 / ETKİNLİKLERİMİZ

İLESAM CUMARTESİ SOHBETLERİ ve

ŞİİR DİNLETİSİ


(24 Aralık 2016)


 “ Türkiye’nin İçerden Yaşadığı Sarsıntılar”

Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği’nde edebiyatın, sanatın, kültürün ve aktüel konuların konuşulduğu, şiirlerin okunduğu Cumartesi toplantılarından biri daha 24 Aralık 2016 tarihinde İLESAM Kültür Evi’nde gerçekleştirildi. 

Program, İLESAM Genel Başkanı Mehmet Nuri Parmaksız’ın yaptığı konuşma ile başladı. 

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, iç mekan

Türkiye’nin içerden yaşadığı sarsıntılar hakkındaki görüşlerini katılımcılarla paylaşan Parmaksız ortak müştereklerimiz noktasına vurgu yaparak konuşmasını yapmak üzere Selahattin Aydemir’i kürsüye davet etti.  

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi

Selahattin Aydemir’e konuşma metnini bizlerle paylaştığı için teşekkür ediyor, bu metinden derlediğimiz bir bölümü sizlere aktarıyoruz:

Ben tarihçi değilim. Türk Halkının yaşadığı ve Türkiye’nin bu günlerde yaşadığı sıkıntıların bugün başlamadığı ve tarih boyunca böyle pek çok sıkıntılar yaşadığı dikkatimi çekti.

Merak ettim ve araştırdım.

Burada sizlerle paylaşacağım husus, ülkeler arası yapılan savaşları değil, içerden yaşadığımız isyan ve ihanetlerdir.

Yüzeysel de olsa bu konuyu siyaset veya particilik yapmadan, kimseye düşmanca ve kötü niyetle bakmadan tarihsel bilgileri kronolojik sırayla arz edeceğim.

İsyanların ve ihanetlerin sebepleri, oluşması, gelişmesi burada konumuz olmayacak. Bu mevzu uzmanların işi.

Ben, son iki yüz yıl içinde İÇ İSYANLAR yüzünden yaşadığı, acıları, travmaları, ıstırapları başlıklar olarak bilgilerinize arz edeceğim. Muhakeme etmek, karar vermek size ait.

BİRİNCİ BÖLÜM

 Önce Türklerin Orta Asya’dan göç etmesinin tabiî sebepleri anlatılacak. Kaç yıl olduğu tam olarak bilinmeyen ÇİNLİLERLE yaşanan çatışma dönemi var. Aslında Çinliler bizim amcaoğullarımız diyorum ben. M.Ö İkinci veya üçüncü ve belki dördüncü binli yıllardan itibaren akraba olduğumuz Çinlilerle zannımca denize ulaşma kavgası yapmışız. Çinliler “Doğu bize ait. Bu tarafa gelme. Gideceksen batıya git” demiş olmalılar ki ta aydan görülecek kadar büyük ve uzun 7000 km. set yapmışlar. Türklerin doğu kapısı kapanmış. Güneyde 8882 metre aşılmaz bir Himalâya dağ serisi var. Kuzey gitsinler desek adı üzerinde Kuzey Buz Denizi, insanı donduruyor. Türkler ki sıcakkanlı insanlar. Doğu kapalı, güney kapalı, kuzey soğuk, mecburen tabiat şartları gereği (yani bir kader-i ilâhi) batı istikametine yönelmişiz. Nasıl yönelmeyelim ki, yaşanan bölge tarıma elverişli değil, hayvancılığa elverişli değil. Büyük bir kısmı çöl. (Gobi ve Taklamakan Çölü) Her şeyi at kılından (kuyruğundan) yap, habire kımız iç. Böyle hayat olur mu ? 

Atalarımız, efsanelerde Ergenekon denilen bir bölgede, sınırlı imkânlarla yaşamaya çalışıyor. 

Zamanla hem artan nüfus yüzünden, hem zor hayat şartları yüzünden %90 nı boş olan dünyanın başka yerlerine gidip yaşayalım, ekmeğimizi çıkaralım diye göç ediyorlar. (Yani emperyal bir zihniyet veya ona buna saldırma niyeti asla yok)

 Atalarımızın bir kısmı soğuğu ve ölümü göze alarak ta yukarılardan kuzey kutbunu yalayarak Bering Boğazı donduğunda, buradan gidelim de nere olursa olsun diyerek, bilmeden Amerika’ya geçiyor. Ama bu yol, zor ve elli yılda bir defa açılıyor. (Birkaç bin yıl orada rahat yaşayan Türkler, Amerika’nın keşfi ile Avrupalının vahşetini ne yazık ki orada da yaşıyorlar.)

Tek çıkar yol karşılarında batı kalıyor. Tabiat, kader, yani şartlar Türkleri batıya yönlendiriyor.

Yoksa Türkler kimsenin toprağı işgal edelim demiyor. Dünya geniş, toprak bol. Kendilerine bir yurt arıyorlar. Tabiatın koyduğu şartlar ve rol bu.

Batıya yönelen Türklere elbette diğer insanlar hoş geldin demeyeceklerdi.

VIII. asırdan itibaren Türklerin Müslüman olması ile zaten hazzetmedikleri Türklerle Avrupa’nın arası iyice açılmıştır.

O gün bu gündür, aramızda bazen gizli, bazen aşikâr düşmanlık, çekememezlik, haset, fesat, almış başını gidiyor.

Avrupa ile ilişkilerimizde 1300-1500 senedir yaşanan tarihin temeli işte budur.

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi, oturan insanlar ve iç mekan

İKİNCİ BÖLÜM

Osmanlı İmp.’nun 1699’da (Avusturya, Lehisten, Venedik arasında yapılan ve)  ilk toprak kaybettiği KARLOFÇA Antlaşmasından sonra askerî otorite sarsılırken, iktisadî durum ve sosyal hayatta bozulmalar baş gösterdi. Bu savaş ile Osm. İmp. Avrupa’nın bir şeylerde daha üstün olduğunu ve kendinin bir şeylerde geri kaldığını fark etti. Bunun sebeplerini ciddi olarak araştırmaya başladı. 

Çareyi de bulmadı değil, buldu. Avrupa’yı inceleyip onların bu üstünlüğü nasıl elde ettiklerini anlamalıydı. 

Bu hususta III.Selim ve II.Mahmut ile ciddi adımlar atmayı denedi. 

Avrupa’yı anlamak ve yakalamak bahsini yine tarihçilere bırakıp bizim mevzuumuza, İÇ İSYAN VE SIKINTILARA dönelim.

Buraya kadar anlattıklarımız, bu günlere gelişin temel sebepleri hakkında çok kısa bir bilgi edinmek içindi.

Elbette asırlar boyu çatıştığımız bir bölge olan Avrupa, bizim geri kalmış olmamızı mühim bir zaaf olarak telakki edecek ve bu fırsatı kullanacaktı.

İşte son 250 yılın püf noktası, bizim zaafımız ile Avrupa’nın fırsatçılığının mücadelesidir. 

1.Patrona Halil ayaklanması:

İlk büyük isyan 1730 Patrona Halil ayaklanmasıdır. III. Ahmet zamanında olmuştur. Devletin zayıfladığının ve iktisadiyatın bozulduğunun ilk işaretidir. 

Zira bu dönem 1718-1730 Lâle Devri dönemidir.  İstanbul’da Avrupa’dan kaynaklanan ve Avrupa’ya özenilen bir devirdir. Avrupa’dan bol miktarda Lâle soğanları getirilip her yere lale bahçeleri yapılır. Bu arada İstanbul’da kasrlar, saraylar yapılır. Bahçeleri lalelerle süslenir. Fakat öte yandan vergiler arttırılır. Bu durum Patrona Halil İsyanı ile sonuçlanır. Yıl 1730.

2.Kavalalı Mehmet Ali Paşa İsyanı:

Osmanlı Devletinin Mısır’a vali tayin ettiği (1801) bir paşa, devletin düştüğü zafiyeti görür ve Mısır’da yarı bağımsız bir devlet kurmaya kalkışır. İşi öyle ileri götürür ki, askerlerini toplar İstanbul’a saraya doğru hareket eder. Koskoca Osmanlı Devleti ne yazık ki bir valisini durduracak güçte değildir. Rusya ve İngiltere’den yardım alarak Kavalalı Mehmet Ali Paşa’yı Kütahya’da durdurabilir. Yapılan Kütahya Antlaşması ile Kavalalı Mehmet Ali Paşa birçok tavizler alır. Yıl 1833.

 3.Kabakçı Mustafa İsyanı:

Avrupaî olmanın yollarını arayan padişah III. Selim’in yaptığı yeniliklere karşı yapılan bir isyandır. Nizam-ı Cedit bu dönemde kuruldu. Bu durum yeniçerileri rahatsız etti. Çağı ve çağdaşlığı göremeyen şeyh ül İslam Ataullah Efendi Nizam-ı Cedit’e karşı çıktı. Frenk şapkalı ve setre pantolonlu bu askerler gâvur oldu diye fetva çıkardı. Yıl 1807.

Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde çıkan isyan ve ihanetlere de değinen Aydemir İstiklal Harbi dönemindeki durum hakkında da bilgiler verdi.           

Selahattin Aydemir’e katılımlarından dolayı İLESAM Haysiyet Kurulu Başkanı Hanifi Işık tarafından bir “Teşekkür Belgesi” takdim edildi.

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, takım elbise

Etkinliğin ikinci yarısını oluşturan “Şiir Dinletisi” İLESAM üyelerinden Müzeyyen Keskin tarafından gerçekleştirildi.

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi ve iç mekan

Ali Kemal Parıldar, Hüseyin Ünlü, Bekir Aksoy, Halil Yazanel, Hayrettin Gültekin, Hanifi Işık, Nedime Tatarsivaslıoğlu, Niyazi Bali, Hikmet Okuyar, Musa Ay, Bekir Yeğnidemir, Mahir Ünat, Merih Baran, Orhan Vergili, Kemal Aslan, Elifçe, Erdoğan Pamuk, Nurettin Gürozanoğlu,  Sibel Unur Özdemir, Sevinç Doğancan Güven, Selami Önder, Aşık Bayrami, Fatma Kalkan, İbrahim Yaman, Ali Haydar Karahacıoğlu, Aşık Mahmudi Önder, Fevzi Gökalp, Gazi Bayram, Topçu, Hasan Çöktür, Cenap Erat, Murat Duman, Meral Otan, Ozan Sevdai, Gülten Ertürk, Seyfettin Çoban, Durak Turan Düz, İzzet Bağcı, Şükrü Kaya, Bayram Yelen, Asım Yekeler ve Münir Atalar etkinliğe katılan isimler arasındaydı.

Vatan sevgisinin ağırlıklı olduğu şiirler güne damgasını vurdu.

İLESAM çatısı altında güzel bir Cumartesi etkinliği daha yüreklerde yerini aldı. 

İLESAM Şiir Dinletilerimize şiire, sanata ve kültüre gönül veren herkesi- üyemiz olsun veya olmasın-bekliyoruz. Unutmayın!

HABER METNİ: Sibel Unur Özdemir
FOTOĞRAFLAR: Sibel Unur Özdemir-Orhan Vergili

TÜRKİYE İLİM ve EDEBİYAT ESERİ SAHİPLERİ MESLEK BİRLİĞİ

İLESAM GENEL MERKEZİ

Adres

:

İzmir 1.Cad. No: 33/16  Aydın Apartmanı, Kat:4  Kızılay / ANKARA

Tel

:

0 312 419 49 38

Faks

:

0 312 419 49 39

Web

:

www.ilesam.org.tr

E-Posta

:

 Okunma Sayısı : 287         26 Aralık 2016

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 953793

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.