GANİRE PAŞAYEVA’NIN “VATAN KOKUSU” ADLI KİTABININ TANITIMI TÜRK TARİH KURUMU SALONUNDA GERÇEKLEŞTİRİLDİ. (28. 01. 2017)

 / ETKİNLİKLERİMİZ

GANİRE PAŞAYEVA’NIN “VATAN KOKUSU” ADLI

KİTABININ TANITIMI 

TÜRK TARİH KURUMU SALONUNDA

GERÇEKLEŞTİRİLDİ.
 
(28.01.2017)


“Ahıska bir gül idi gitti

Bir Ehl-i dil idi gitti

Söyleyin Sultan Mahmud’a

İstanbul’un kilidi gitti”

                                           Posoflu Aşıq Üzeyir Fakiri 

Türk kültür hayatına ve edebiyat dünyasına yeni eserler kazandırılması noktasında İLESAM aracılığıyla yayımlanan Anar’ın “Yaşamak Hakkı” ve Pervin Nuraliyeva’nın “Sevdim Seni” adlı kitaplarının tanıtımından sonra Ganire Paşayeva’nın “Vatan Kokusu” isimli kitabının tanıtımı da Türk Tarih Kurumu Salonu’nda gerçekleştirildi.

Görüntünün olası içeriği: 3 kişi, iç mekan

İLESAM Yönetim Kurulu üyelerinden Durak Turan Düz’ün yaptığı açılış konuşması ile başlayan program İLESAM Genel Başkanı Mehmet Nuri Parmaksız’ın günün anlam ve önemine dair cümleleriyle devam etti.

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, ayakta

İLESAM Genel Başkanı Mehmet Nuri Parmaksız, İLESAM olarak çekimine destek olunan Hocalı Soykırımı’nı anlatan “Kâğıt Kabir” filmi setini İLESAM Azerbaycan Temsilcisi Xeyal Rza, Xeyal Rzazade ile Quba'da ziyaret ettiğini, zor şartlarda çekimi sürdürülen filmin yönetmeni ve oyuncuları ile bir gece geçirdiğini söyleyerek filmin Türkiye galasının Şubat ayı sonunda İLESAM’ın desteği ile Ankara'da yapılacağının müjdesini verdi.

Mehmet Nuri Parmaksız, ‘Milli İrade’ temasını içeren sempozyumun 23 Mart 2017 tarihinde Ankara’da ATO’da yapılacağını söyledi. Gün boyunca sürecek olan bu sempozyumun geleneksel hale getirilerek her yıl yapılacağını da sözlerine ekledi.

Programın sunumunu da üstlenen Parmaksız, “Vatan sevgisinin de bir zekâtı vardır. Yapmak istedikten sonra her şey yapılır. Pek çok şey yapan ve yapacak pek çok şeyi olan, yüreği güzel insan Ganire Hanım’ı Balkanlarda, Türkmeneli’nde, Orta Asya’da vb. yerlerde görürsünüz. Şimdi de Ganire Paşayeva burada, aramızda.” diyerek Paşayeva’nın ‘Vatan Kokusu’ isimli kitabı hakkındaki konuşmasını yapmak üzere Prof. Dr. Nurullah Çetin’i davet etti.

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, oturan insanlar

Prof. Dr. Nurullah  Çetin “Ganire Paşayeva, yiğit, mert, Türk iradesini gerçek anlamda temsil eden bir bacımız. O, kitabında vatan sevgisini anlatıyor. Başarılı bir edebiyat eseri ortaya koyarken vatan sevgisinin büyüklüğünü, birlik ve beraberliğin önemini mağdur ve mazlum Ahıska Türkleri üzerinden anlatıyor. Sürgüne maruz bırakılan bir ailede baba-oğul trenden atlayarak İstanbul’a kaçmayı başarırken anne-kız trenden atlamayı başaramayıp Kazakistan’da kalıyorlar. Bu hikâyede verilen sıradan bir mesaj değil. Kitabın sonlarına doğru hikâye kahramanlarından birinin ‘Ahıska’ya git. Evimizde yaşa. Yaşayamıyorsan bir adam tut. Evimizin ışığını her akşam yaksın. Işığımız yanarsa bizim ruhlarımız da orada olur.’ demektedir. Memleket özlemi, vatan sevgisi bu kadar derin, yürekte kabuk bağlamamış yaralara neden olan bir durumdur. Vatan kutsaldır. Türk, vatanına hatıralarıyla bağlıdır. Vatanın ruhu, şuuru, manevi kokusu vardır. Hatıralarımızla bağlı olduğumuz vatanımıza tüm hassasiyetimizle sarılırız. Vatan sevgisi, insandandır; aynı zamanda da şahsiyet merciidir. Tek bir millet, tek bir şuur, tek bir hedef ruhudur. Bu kitapta dikkatimi çeken ikinci bir unsur ise dağılmış olan bir ailenin birleştirilmesidir. Buradan yola çıkarak diyebiliriz ki dağılan Türklerin ‘Büyük Turan Birliği’ adı altında birleşmesi gerekmektedir. Dirliğimiz birliktedir. Askeri, siyasi, kültürel, sosyal, tarım vb. alanlarda kendi enerjimizi bir araya getirirsek Türk milletinin mahkûmiyetini, mazlumiyetini ortadan kaldırabiliriz.” diyerek konuşmasını sonlandırdı.

Çetin’in sözlerini sonlandırması üzerine Mehmet Nuri Parmaksız konuşmasını yapmak üzere Ganire Paşayeva’yı davet etti.

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi

Ganire Paşayeva “Kerkük bizim için başka bir anlam taşıyor. Ahıska’nın bizim için farklı bir manası var. Bizim özbeöz kardeşlerimiz. O zulümden gelen, bizim insanımızdır. İnsanımızın acısı var, sorunu var. Neden bu kadar büyük bir milletin dünyanın çeşitli yerlerindeki insanları ağlıyor. İnsanımızı bu acıdan kurtarmanın yolunu bulmalıyız. Biz bu yolun birlik, beraberlik ve sahiplenmekten geçtiğini biliyoruz. ‘Türk Birliği’nin kurulmasını yabancılar istemeyecekler. Biz bu noktada ne yapmalıyız? Sınır içi milliyetçiliği değil sınırlar üstü milliyetçiliği olacak. Bizler, yazarlar, aydınlar olarak toplumu bilinçlendirmede yetersiz kaldık. Ahıska sadece Ahıskalılara değil hepimize lazımdı. Her şeyin bir değeri var. Biz çocuklarımıza vatanımızın değerini anlatmazsak onlar bunu bilemez. Bizlerden sonra vatanımızı sahiplenecek olan onlardır. Burada gaye güzel roman, güzel hikâye yazmak değil; Türkiye’de olup Karabağ’ı, Ahıska’yı vb. yerleri yazmak, anlatmak. Kısaca elini taşın altına koymak. Bunu yapanlar bedel öderler. Geçmişte de örnekleri var. Biz, bu toplumda bu misyonu üstlenmezsek, sonuna kadar davamızı sahiplenmezsek kim sahiplenecek. Bizim yeniden doğuşumuz başladı. Ben buna inanıyorum. Gerekirse il il, mahalle mahalle, sokak sokak dolaşarak vatanı ve milleti anlatacağız. Genç nesilleri bu bilinçle yetiştirmek için çalışacağız. Birlik ve beraberlik için tarih bize bu şansı verdi. Demek ki birbirimizle değil bir araya gelerek ortak paylaşımlarımızla uğraşacağız. Dilde ve fikirde bir olmayanlar, işte bir olamazlar. Öyle bir çalışalım ki bundan böyle acıların yıldönümünü anmayalım.” dedi.