İLESAM CUMARTESİ SOHBETLERİ VE ŞİİR DİNLETİSİ (Bergson Felsefesi-26 Ocak 2013)İLESAM Kültür Evinde Levent Bayraktar Tarafından “Bergson Felsefesi” üzerine konuşuldu. (26 Ocak 2013)

 / ETKİNLİKLERİMİZ

İLESAM CUMARTESİ SOHBETLERİ VE ŞİİR DİNLETİSİ (Bergson Felsefesi-26 Ocak 2013)İLESAM Kültür Evinde Levent Bayraktar Tarafından “Bergson Felsefesi” üzerine konuşuldu.
(26 Ocak 2013)

İLESAM Kültür Evi Ocak ayının son Cumartesi günü etkinliğinde Doç. Dr. Levent Bayraktar’ı ağırlamaktan mutluluk duydu.

İLESAM Genel Başkanı Mehmet Nuri Parmaksız “Peyami Safa’nın yıllar önce okuduğum ‘Yalnızız’ isimli romanında dikkatimi çeken bir cümle vardı ki sizlerle paylaşmak istiyorum; bu cümle’ Tıp okuyan doktor, felsefe okuyan hasta olur.’idi. Determinizm, hayatı, her şeyi çözmeye çalıştığı için topluma fayda prensibinden uzaklaşıp olumsuz yönde etkileyecektir” diyerek günün konusuna kısaca giriş yaptıktan sonra ‘İşi ehline teslim edelim.’ diyerek Doç. Dr. Levent Bayraktar’ı kürsüye davet etti.

19. yüzyılın sonu, 20. yüzyılın başlarındaki düşünce hayatında önemli rol oynayan henüz hayattayken ünü dünyaya yayılan filozoflardan biri olan Bergson’un ümidini kaybetmiş olan insanlara umut veren "Sezgi" metodunu ortaya koyarak mutlak hakikati elde etmenin ümidini aşıladığını belirten Doç. Dr. Levent Bayraktar sözlerine şöyle devam etti.

“Türkiye’de Bergson felsefesinin tanınmasında bu felsefeyi benimseyen düşünürlerin yanı sıra, onu benimsemediği halde tanıtan, hakkında yazılar yazan düşünürler de rol oynamıştır. Bu düşünürlerden biri Suphi Ethem’dir. Suphi Ethem’in fikirleri incelendiğinde, onu pozitivist ve materyalist bir düşünür olarak değerlendirmek mümkün gibi görülür. Suphi Ethem’in, canlıların azgelişmiş bir unsurdan, en gelişmiş canlılara kadar ilerleme kaydettiklerini dile getirmesiyle Lamarck’ın ve Darwin’in ortaya koyduğu kuramları benimsediğini görüyoruz. O’na göre, âlemin yaratılışı kutsal kitaplarda anlatıldığı gibi değildir. Bugün mevcut olan bütün canlı varlıklar basit bir kaynaktan çıkarak çoğalmış ve çeşitlenmiştir. Tabiat bir Âdem ile bir Havva yaratmadığı gibi, müstakil bir soy da yaratmamıştır. Âlemi yaratan maddedir.
 
Hayat hakkında Lamarck ve Darwin’in tekâmül teorilerini kabul eden Suphi Ethem, bu konu hakkında yeni bir şeyler söyleyen Bergson felsefesi ile ilgilenmiş ancak, başlangıçta benimsediği tekâmülcü teorilerin devamı gibi gördüğü Bergson’un hayat hakkındaki fikirleriyle karşılaştığında bu fikirleri benimsememiş olsa da Bergsonculuğun Türkiye’ye girişinde önemli bir yer oynamıştır. Bergson’un, esasen bir metafizikçi olduğunu ve ilmî esaslardan çok uzak tasavvurlara sahip olduğunu ileri süren Suphi Ethem, Bergson’u derleme bir felsefe sistemi ortaya koymakla suçlamıştır.”

Mustafa Sekip Tunç’un, Suphi Ethem’in, İsmail Hakkı Baltacıoğlu’nun, Mehmet Emin’in de Bergson felsefesi hakkındaki görüşlerini paylaşan Bayraktar, Dergah dergisinden de bahsederek “Akıl ötesinde bir güce ihtiyaç var. İnsanlarda muhayyile, sezgi, hayal, hayvanlarda ise içgüdü olarak karşımıza çıkmaktadır. 


Bergson’un ‘Yaratıcı Tekamül’ adlı eserinde hayatı, varlığı, oluşumu, insanı nasıl anlattığı önemli bir yaratıcının olduğu ifade edilmektedir. Kendisini açan yaratma isteği ve gücü mevcuttur. Başlangıçta yekpare haldedir ve sonuçta kendini açması, patlaması (ruhaniyet, metafizik) gerekmektedir. Bu durum, Bergson’un tasavvufla tanışmasına neden olmuştur. Mana (sınırsız ve sonsuz değildir, gende bıraktığı artık ve atık vardır.) ve ruh maddeyi yaratmıştır.Hayat hamlesinin kendini açması önceden planlanmış değildir.Birinci aşama; madde, ikinci aşama; bitki alemi, üçüncü aşama; hayvanlar alemidir. Mikrobiyolojik ortamda karmaşa oluşmuştur. 

Ruh tasarımı ikili bir yapı oluşturur. Zeka, muhayyile, hayal, hafıza nasıl kimliğini kazandığını anlatır. İnsanın gelirken ruh değil, bedeninde getirdiği, ona sunulan cevher değil anılarıyla, donanımıyla oluşan bir şeydir. Ölümle yok olmaz. Sizin birikiminiz, manevi bir yapıya bürünerek manevi bir yapıya bürünüyor. Decart ‘Ruh, cevher olarak algılamaz.’ der. Hayatı bölemezsiniz. Önceden hesaplayamazsınız. Yarın, umutlar taşımaktadır.”

Doç. Dr. Levent Bayraktar, Rıza Tevfik’in, Yahya Kemal’in, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın, Necip Fazıl’ın Ahmet Haşim’in, Bergson felsefesi ile ilişkilerinden bahsederek “Hayat akışkan bir bütündür. Realitedir. Siz parçalayamazsınız.”diyerek konuşmasını noktaladı ve ardından katılımcıların sorularını yanıtladı. 


İLESAM Genel Başkanı Mehmet Nuri Parmaksız tarafından Doç. Dr. Levent Bayraktar’a bir Teşekkür Belgesi takdim edildi.

Mehmet Nuri Parmaksız “İnsanların kabulleri vardır. Bu kabuller dinle, milli duygularla, sporla, sanatla, siyasetle, edebiyatla ilgili olabilir. Millet olabilmek kolay değildir. Millet olabilmenin de kabulleri vardır. Nereye bakarsak bakalım bu durum bizi etkiler. Ne okursak okuyalım bizi etkiler çocukluğumuzdan gelen getiriler. Bir sanatçı olarak ben, Süveyda’ya Mektuplarda anlatmaya çalıştım. Akıl, nefis ve gönül. Aklı, gönlün önüne koymamak gerek. Yoksa materyalist güce ve dünyaya bağlanırız. Gönlü unutmamalıyız. Akıl ve nefis sürekli bir savaş halinde gönlü elde etmeye çalışırlar. Nefsine yenilmeyen insan yoktur. Çocukluktan itibaren bir takım şeyleri unutmamalı (tövbe denen kapıyı aralamalı) dünyaya bağlanmamalıyız. Şiirde, romanda ve diğer türlerde en çok işlenen tema ‘aşk’ tır. Neye inanırsanız onu yaşarsınız. Aşk, dünyada başlamaz. Hayatın, insan için başladığı Kalubela’da başlar ve oraya döner.”cümleleriyle konu hakkındaki düşüncelerini katılımcılarla paylaştı ve bir felsefecinin odasının kapısına iliştirdiği “Tefekkür halindeyim kimse beni rahatsız etmesin çaycılar hariç.” notundan bahsederek etkinliğin ilk yarısını bittiğini vurguladı.


Orhan Vergili’nin sunumuyla devam eden şiir dinletisinde yüreğe düşen hüzün, okumanın önemi, aşk, hayata bakış açısı, kadınların toplumdaki yeri, dünyayı anlamak, insan hakları, sevda, toprak sevgisi, Hz.Muhammed, gönül, sır, ilk aşk, kırgınlık, yıllara sitem, unutmak, metronom, görmek, son nefes, bahar, Ankara, hesaplaşma, yalnızlık, hüzün, sevgili temalarını içeren şiirler, şairlerinin sesinde can buldular.


Selçuk Küçükkalıpçı, Rıfat Kaya, Niyazi Bali, Ali Kemal Parıldar, Cemile Kambur, Hatun Tülin Şener, Sibel Unur Özdemir, Nur Ersen, Mahir Ünat, Sevinç Güven, Hüseyin Ünlü, Ali Aydemir, Hayriye Çitoğlu, İbrahim Yaman, Aşık Sevdai, Kemal Işık, Sakine Işık, Yeter Bektaş, Nuriz Gökmenoğlu, Tuncay Ulusoy, Ozan Esnafi, Hüseyin Denkli, Nevzat Taşkıran, Marif Balcı, İlter Yeşilay, Hasan Şimşek, Ahmet Algüner, Aşık (Çoban) Hüseyin Çemrek, Kul Veysel Akbulut, Nevzat Doğanay, Ramazan Kurt, Ahmet Şahinoğlu, Murat Duman, Erhan Dikenli, Rıfat Çakır, Orhan Vergili etkinliğe katılan isimler arasındaydı.



Bergson felsefesinin konuşulduğu, birbirinden güzel şiirlerin okunduğu, dostlarla sohbetlerin edildiği, sıcacık çayların yudumlandığı, imzalı kitapların paylaşıldığı bir Cumartesi günü etkinliği daha anılarda ve yüreklerde yerini aldı.



HABER METNİ: SİBEL UNUR ÖZDEMİR
FOTOĞRAFLAR: NUR ERSEN - SİBEL UNUR ÖZDEMİR
YAYINA HAZIRLAYAN:
NUR ERSEN

 Okunma Sayısı : 1229         29 Ocak 2013

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 638780

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.