İLESAM KÜLTÜR EVİNDE “Destanlarımız, Türk Töresi ve Biz” KONUSUNA YER VERİLDİ (02.02.2013)

 / ETKİNLİKLERİMİZ

İLESAM KÜLTÜR EVİNDE  “Destanlarımız, Türk Töresi ve Biz” 

KONUSUNA YER VERİLDİ (02.02.2013)

Şiirin, sanatın, edebiyatın dile geldiği bir Cumartesi Sohbeti ve Şiir Dinletisinde daha buluşuldu İLESAM Kültür Evinde.

Açılış konuşmasını yapmak üzere kürsüye gelen İLESAM Genel Başkanı Mehmet Nuri Parmaksız, geçtiğimiz hafta hayatını kaybeden İLESAM Üyesi Ramazan Kurt’un ani vefatından dolayı duyduğu üzüntüyü dile getirdi ve “Destanlarımız, Türk Töresi ve Biz” konusu hakkındaki konuşmasını yapmak üzere Mustafa Kaya’yı kürsüye davet etti.
 


Kaya “Büyük milletlerin yaradılış destanı olur. Bizim yaratılış destanımızın Kuran’daki yaradılışla benzer olduğu bölümler var. Destanlar bir milletin kültürünü oluşturur. İki yüz yirmi altı tane destan tespit edilmiş. On bir tane de yeni destan eklenmiş Cumhuriyet Döneminde. İlyada ve Truva destanlarının ne zaman oluştuğu bilinmiyor. Alp Er Tunga, Ergenekon, Oğuz, Dede Korkut gibi destanlarımızın bazılarını adlarıyla, bazılarını da içerikleri ile biliriz. Vaktiyle TRT de filmleri yapıldı ama ilgi görmedi. Güncellenmeleri gerekiyor. 
 

İki cihanda da isimlerimizle çağrılacağız. Babalarımız bize isim koymuş. Soyadı ile hitap etmek sınıf ve statü farkını belirlemek içindir.

Allah her şeyi yarattıktan sonra insanı yaratmış. Sana akıl veriyorum, demiş. Dünyayı cennete çevir yaşa ama insansın, nefsin var, günah işleyebilirsin, tövbe et, affederim, demiş. İnsanca, beyce yaşayın. Bu Türk töresinde de, İslam Dünyasında da vardır, öz budur. Allah tek bir şeyi affetmez, kul hakkı yemeyi.

Beylik ve derebeylik. Derebeylikten sonra krallık gelir.

Bey, mert insandır. Ailede babadır, çocuklardır. Türk töresinde kadın da erkekte söz sahibi yani beydir. Beylikte insan önemlidir. Beylik, saygınlıktır, hürriyettir. Türkün yönetim şekli ve karakteri beyliktir.Temel problemimiz beyliğimizin düşmesidir.


 

Yunus’un ‘Ben yaratılanı Yaradan’dan ötürü severim.” düsturu özümüzde vardır. Hz. Muhammed’in ‘Ben güzel ahlakı tamamlamak için geldim.” deyişi özümüzde vardır.

Han, Hakan ve Kağan, devletin beyidir. Vatana sahip çıkmak, hizmet etmek için görevlendirilmiştir. Vatan anadır. Devletin başındaki Han ise babadır. Babanın görevi nasıl ailesini korumak, kollamak, geleceğini garanti altına almaksa beyinki de odur. Beylerbeyi yani Han seçilen kişi de ülke hudutları içerisinde yaşayan her insanı güvenli, mutlu bir şekilde yaşatmakla görevlendirilmiştir. Oğuz’un da, Selçuk’un da, Fatih’in de seçildiği; Bey’lik yani Hanlık budur. Kanuni’den sonra gelen ağalık, toprak ağalığı değil, devlet beyliğidir.

Batı, insanlığın ahlakını bozdu, aklını karıştırdı. Nurullah Çetin hocamız Mankurtlaşma da farklı bir boyutuyla anlattı. Ben de romanımda değişik bir yanıyla ele aldım.” diyerek sözlerini noktaladı. 

Mustafa Kaya kendisine yöneltilen soruları da cevapladı.


 

İLESAM Genel Başkanı Mehmet Nuri Parmaksız “Konu, kültürel kimlik meselesidir. Orta Asya’dan getirdiğimiz törelerimiz vardır. Değişikliğe uğradığı için sorunlar yaşanıyor. Bu açık ve nettir. 1839’dan önce de Batılı olmak istedik. İlim ve fende batılılaşalım, dedik. Başaramadık. Bu noktada bizim olan değerlere sahip çıkarsak, kültürümüzdeki sorun çözülecektir.” diye konu hakkındaki düşüncelerini dile getirdikten sonra Mustafa Kaya’ya katılımlarından dolayı bir Teşekkür Belgesi takdim etti.
 

Orhan Vergili’nin sunumunu üstlendiği etkinliğe katılan isimler arasında Ahmet Sami, Vedat Fidanboy, Sevinç Güven, Ali Kemal Parıldar, İbrahim Berber, Şakir Susuz, Mustafa Firengiz, Mediha Uzun, Niyazi Bali, Mehmet Ergün, Elif Kılıç, Ahmet Günbay, Sibel Unur Özdemir, Nur Ersen, Rıfat Kaya, Salih Dilek, Necati Aslan, Kemal Çakır, Gürsel Güral, Ali Asker, Cahit Karaç, Nurettin Gürozanoğlu, Necati Özdenkoş, Kazım Kaya, Nevzat Taşkıran, İlter Yeşilay, Ozan Dudai, Ozan Sevdai, İbrahim Yaman, MArif Balcı, Ahmet Algüner, Tuncer Ulusoy, Celal Oğan, Murat Duman, Rıfat Çakır, Fevzi Gökalp, Orhan Vergili, İsmet Bora Binatlı vardı.


 

Kürsüye gelen şairlerden Ahmet Sami “Şiir bizi hayata bağlayan ortak paydadır. Destekleyicimizdir. Arkamızda pek fazla bir şey bırakamıyoruz. Ramazan Kurt’un yirmi yıl önce yazdığı ‘Ölüm’ isimli şiirini paylaşmak istiyorum.”

 

Nevzat Taşkıran “Ramazan Kurt, milliyetçi olmasına rağmen hümanistti de. Herkesi sever, herkesi kucaklardı. Önümüzdeki yıllarda onunla ilgili bir hece düzenlemesi yapacağım. Bunu görev biliyorum. O, özel bir insandı.”

Kazım Kaya “Özgün ve renkli bir kişiliği vardı.” dedi.


 

Ali Kemal Parıldar, Murat Duman ve İlter Yeşilay, Ramazan Kurt ile ilgili anılarını paylaşırlarken Necati Aslan, Necati Özdenkoş ve Nevzat Taşkıran, Ramazan Kurt’a, Kemal Çakır ise Halil Soyuer’e ithafen yazdıkları şiirleri seslendirdiler. 

 

Âşık Sevdai ise her Salı saat: 18’de Meşrutiyet Caddesi’nde yaptıkları şiir dinletilerine şiire gönül vermiş yüreklerin davetli olduğunu söyledi.

Ayrıca; insan olabilme, saygı, sevgi, şikâyet, nefis, mesafe, ömür, tükenen sevdalar, Ankara, ilk aşk, ölüm, Seyit Onbaşı, yaşam, yaşlılık, iz bırakan anılar, yaşama umudu, tevekkül temalı şiirlerin yanı sıra Yahya Kemal’den, Bekir Sıtkı Erdoğan’dan ve Fuzuli’den de şiirlere yer verildi.


 

 

 

İLESAM Yönetim Kurulu Üyesi ve Kadın Komitesi Başkanı İlter Yeşilay bundan böyle ayda bir, pazar günleri İLESAM Hanımlar Komisyonunu toplanacağı duyurusunu yaptı.

Ne yazık ki hüzün vardı okunan her şiirde bu hafta. Yakın zamanda kaybettiğimiz değerli üyemiz Ramazan Kurt kendi yazdığı ve onun için yazılan şiirlerle, anılarla yad edildi. Bir cumartesi günü etkinliği daha hüznüyle, sohbetiyle, şiirleriyle, paylaşımlarıyla belleklerde yerini aldı. 

HABER: Sibel UNUR ÖZDEMİR
FOTOĞRAFLAR: Sibel UNUR ÖZDEMİR - Nur ERSEN
YAYINA HAZIRLAYAN: Nur ERSEN

 Okunma Sayısı : 842         05 Şubat 2013

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 184125

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.