İLESAM ve İLESAM ÜYELERİNDEN HABERLER (6 ŞUBAT 2013)

 / ETKİNLİKLERİMİZ

İLESAM ve İLESAM ÜYELERİNDEN HABERLER (6 ŞUBAT 2013)

İLESAM CUMARTESİ SOHBETLERİ VE ŞİİR DİNLETİSİ-KONU:TÜRKÇENİN GÜNCEL SORUNLARI (9 ŞUBAT 2013, Saat:14.00-İLESAM Genel Merkezi)

9 Şubat 2013 Cumartesi-Saat:14.00: 

Konuşmacı: Doç. Dr. İbrahim ATABEY 

Konu: “Türkçenin Güncel Sorunları 

Yer: İLESAM Genel Merkezi Salonu

İzmir 1. Cadde, No:33/16, Aydın Apartmanı, Kat:4, Kızılay / ANKARA 

Tel : 0 (312) 419 49 38
 

İLESAM üyesi  İsa KAYACAN Burdur’un Saz ve Söz Ustaları-2 Kitabı Çıktı 

İLESAM üyesi İsa Kayacan usta kalemi ile 9000 yıllık Batı Anadolu’nun en eski yerleşim yeri olan Burdur’un saz ve söz ustaları araştırıp okuyucuların nazarlarına sundu. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından basılan eserin hacmi oldukça büyük, bu güne ve geleceğe ışık tutacak kaynak bir eserdir. Sayın Kayacan’ı kutlar, sağlıklar dileriz.

AMASYA’DA “SANATLA İÇ İÇE ŞİİR AKŞAMLARI”

Amasya Sanatçılar Derneği tarafından yıllık sanat faaliyetleri projesi kapsamında düzenlenen “Sanatla İç İçe Şiir Akşamları” ekinliğinin 2013 yılı Şubat ayı programı  Amasya İl Milli Eğitim Müdürlüğü Şamlar Okuma Evinde yapıldı.

“Bu şehirde yaşamak demek, varoluş nedenini anlamak demektir” diyen Şair Mustafa Ayvalı yaptığı konuşmada; bir tarih, kültür ve sanat kenti olan Amasya’nın bu anlamda adeta açık müze görümünde olduğunu ifade etti. Özellikle öğrencilerin ve gençlerin sanata ilgisini artırmaya yönelik çalışmalara öncülük ettiklerini belirtti. Dernek olarak düzenledikleri kültür-sanat faaliyetleriyle kentin sanatsal gelişimine katkı sağlamaya çalıştıklarını söyledi. Her ayın ilk haftası Cuma akşamları yapılmakta olan “Şiir Akşamları” programına şiire ve sanata gönül veren sanat dostlarını beklediklerini belirterek katılımcılara teşekkür etti.

Dernek Yönetim Kurulu, İlesam İl Denetim Komisyon ve TDED üyesi Şair Mustafa Ayvalı’nın organizasyon ve sunumunu yaptığı “Sanatla İç İçe Şiir Akşamları” Şubat-2013 etkinliğine; Amasya Sanatçılar Derneği Başkanı Halis Büyükbayraktar, Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Amasya Şube Başkanı Hüseyin Menç, Bestekâr Burhan Özbakır, Suluova Akdağlılar Derneği Başkanı Şair Yılmaz Keten, Taşova Sağlık Meslek Lisesi Müdürü Şair Fesih Aktaş, Dernek yönetim kurulu üyeleri, Ressam Ahmet Yurt, Amasyalı şairler, Vahdet Çil, Hasan Buldu, Mustafa Eftelioğlu, Kurtuluş Altunbaş, Seyfettin Karahocagil, Edip Ahmet Ceylan, Bilen Alpat, Mehmet Tozlu, Halil Hırçın,  Neyzen Ahmet Bilen, sazı ve sözüyle bağlama ustası Ramazan Boz ve sanata, şiire gönül veren bir grup öğrenci katıldı.

Usta Neyzen Ahmet Bilen üflediği neyle ruhları doyururken, özgün sesiyle türküleri yorumlayan mahalli sanatçı Ramazan Boz kulakların pasını sildi. Burhan Özbakır’ın hoş sohbeti ve sürpriz türküleri yanında katılımcı şairler kendilerine ait birbirinden güzel şiirleri seslendirdiler. Etkinlik süresi içerisinde ayrıca şiir, edebiyat ve sanat üzerine sohbetler yapıldı. Hoş sohbet ve demli çayların yudumlanmasıyla birlikte etkinlik gecenin ilerleyen saatlerine kadar sürdü.

İLESAM üyesi Songül Dündar’ın “CEZO GARDAŞ” adlı romanı Cinius Yayınlarından çıktı.

2013 Ocak ayı içerisinde Songül Dündar’ın “CEZO GARDAŞ” adlı romanı Cinius Yayınlarından çıktı. 2008 yılında  “Şoför Aga”öykü kitabı ve 2009 yılında “Savaşların Kadını”romanı da Cinius Yayınlarından çıkmıştı.

“Cezo Gardaş” romanı da  “Şoför Aga” ve  “Savaşların Kadını” gibi Kars yöresinde yaşanmış gerçek bir hayat hikâyesini bir roman kurgusu içinde ele alıyor.“ Cezo Gardaş”romanı, toplumsal sorunların tespitine, teşhisine ve çözümüne yöneliktir. Romanın ağırlıklı çoğunluğu bilimsel bilgilerle donatılmıştır.Kitapta kullanılan dil, halkın günlük kullandığı dil özelliğinde olup, yöresel şive ile ilgili sözcükler araya serpiştirilmiştir. Ayrıca deyimlere ve atasözlerine sıkça yer verilmiştir.

KİTAPLARIN DA BİR KADERİ VARDIR

Bestami Yazgan

Geçtiğimiz günlerde Nar Yayınlarının düzenlediği “Danışma ve Tanışma” programında yazar arkadaşlarla beraber olduk. Hâl hatır sorup hasret giderdik dostlarımızla. Tabii olarak söz dönüp dolaşıp yazarlık ve yayıncılık noktasına geldi.

Yazarlar, farklı insanlar. Bu özelliklerini bildikleri için fark edilmek istiyorlar. Fark edilmeyince de haklı olarak sitemkâr oluyorlar. Sitemleri dört noktada toplanıyor:

1. Yönetici-yazar ilişkisi,

2. Yayıncı-yazar ilişkisi,

3. Okuyucu-yazar ilişkisi,

4. Medya-yazar ilişkisi.

 

Yazar arkadaşlarımız bütün sitemlerinde haklılar ama bir konuda haklı olmak, o problemi çözmeye yetmiyor. Problemi çözmek de yine yazarlara düşüyor.

 

YÖNETİCİ-YAZAR İLİŞKİSİ

Yöneticilerimiz o kadar yoğun işlerle uğraşıyorlar ki maalesef kültüre ayıracak zaman bulamıyorlar. Bir kısım yöneticimiz de çok tanınmış sanatçılara meylediyor (kendince) haklı olarak. Yalnız burada onların da hakkını yememek gerekiyor. Sayın Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül’ün “Türkiye Okuyor” kampanyasını başlatmasından sonra, bazı yöneticilerin kitaba ve yazara önem verdiğini görüyoruz. Bunun en belirgin örneğini, İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğünün başlattığı “Okur Yazar Buluşması” oluşturuyor. Umarız bu proje Türkiye’ye yayılır.

Yöneticilerimizin de şunu unutmaması gerekir: Devletin bir görevi şehirlerimizi güzelleştirmekse bir görevi de gönül ve akıl şehrini güzelleştirmektir. Bu da ancak sanatla ve kitapla olur.

YAYINCI-YAZAR İLİŞKİSİ

“Salavat kuvvet ister.” diye güzel bir sözümüz var. Maddi durumu çok iyi olanlar umumiyetle yayıncılığa girmiyor. Ya kimler giriyor bu işe? Parası az ama gönlü zengin olanlar. Onlar da elinden geldiğince gayret ediyorlar fakat sonuç bu kadar oluyor.

Yazarların yayıncıyla işbirliği yapması gerekiyor. Bu konuda bir dostun şu yaklaşımı bizlere ışık tutabilir: “Bütün kitaplarımı yeni baskıya gireceği zaman yeniden okuyorum. Küçük bir yanlışlık dahi varsa düzeltiyorum. Kitap fuarlarında görevli arkadaşla görüşüp okuyucuların hangi eserlere ilgi gösterdiğini öğreniyor; kitap kapakları ve isimleri konusunda bu tecrübeden faydalanıyorum.”

Yazarlar olarak öyle güzel, öyle kaliteli eserler vermeliyiz ki bir eserimizi okuyan kişiyi yüreğinden yakalayabilmeliyiz. Her eserimizi, okuyucuya gönderilen ilk ve son mektubumuz olarak görmeliyiz.

 

OKUYUCU-YAZAR İLİŞKİSİ

En önemli konu bu: Okuyucuyu televizyondan ve bilgisayardan alıp kitapla tanıştırmamız ve ondan sonra da kendi kitaplarımızla dost yapmamız gerekiyor.

Bir zamanlar söylediğimiz bir şarkı vardı: “Gitmesek de görmesek de o köy bizim köyümüzdür.” Sonra bu yaklaşım değişti: “Gidemediğin yer, senin değildir.” demeye başladık. Bu, okur-yazar ilişkisi için de geçerli hâle geldi. Evet, gidemediğin, iletişim kuramadığın okuyucu senin değildir.

Yine bir dostun tecrübesine başvuralım: “Belli ölçüler koyarak, davet edildiğim her yere gitmeye çalışıyorum. Birkaç örnek verecek olursam: Geçtiğimiz hafta bir kaymakamlık tarafından program daveti aldım. İlgili arkadaşı arayıp şöyle dedim: ‘Kıymetli kardeşim, orada iki gün kalacağım. Ne kadar çok çocuğa ulaşırsam o kadar memnun olurum.’ Bu isteğim üzerine ilçede yedi program yaptık. Yüzlerce okuyucuya ulaşma imkânım oldu. Ulaşabildiğimiz yerlerde güzel sunumlar yapmalıyız. Bizi izleyen ilgililer, başkalarına tavsiye etmeliler. Bir okulda birkaç sunum yapacağım. Birinci sunumdan sonra okul müdürü, ‘Hocam, karşımızda bir özel okul var. Müdür Bey’i davet edeyim de sunumunuzu izlesin.’ dedi. Bir ay sonra o okul da bizi davet etti.”

Yazar olarak samimiyetle ve sabırla sevgi tohumlarımızı ekeceğiz ve şunu unutmayacağız: Hangi tohum ekildi de yeşermedi?

 

MEDYA-YAZAR İLİŞKİLERİ

Evet, medya da gerektiği kadar yazara ve kitaba yer vermiyor. Bu doğru, o zaman bu problemi nasıl çözeceğiz?

Aynı dost şunları anlatıyor: “Sosyal medyada binlerce arkadaşım var. Yapacağım programları buradan duyuruyorum. Bu yeterli mi? Hayır. Haber özelliği taşıyan bir durum olduğu zaman tanıdığım gazetecileri ziyaret ediyor, birebir görüşmeler yapıyorum. Yine haber özelliği taşıyan çalışmalarımı bazı internet sitelerine gönderiyor, oralardan da olumlu sonuçlar alıyorum. Yani kendi medyamızı kendimiz oluşturabiliriz.”

Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz: Her insanın nasıl bir kaderi varsa kitapların da ona benzer bir kaderi vardır. Kaderi yazan da Yüce Mevlâ’dır. Her arayan bulamaz ama her bulan mutlaka aramıştır. Gayret bizden, lütuf ve kerem Yüce Mevlâ’dandır vesselam…

 Okunma Sayısı : 723         06 Şubat 2013

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 355635

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.