İLESAM ve İLESAM ÜYELERİNDEN HABERLER (2 KASIM 2013)

 / ETKİNLİKLERİMİZ

İLESAM ve İLESAM ÜYELERİNDEN HABERLER (2 KASIM 2013)

İLESAM üyesi HAYRETTİN İVGİN’E ANKARA KÜLTÜRÜNE HİZMET ÖDÜLÜ VERİLDİ.

Ankara’nın Başkent Oluşunun 90. Yıldönümü münasebetiyle Ankara Kulübü tarafından Hayrettin İVGİN’e ödül verildi. Ankara Kulübü, 1932 yılında M.Kemal ATATÜRK’ün direktifleriyle kurulan ve kamu yararına çalışan ilk sivil toplum kuruluşudur.

13 Ekim 2013 tarihinde Kültür ve Turizm Bakanlığı Resim - Heykel Müzesi (Türk Ocağı) sahnesinde yapılan  bir törenle ödül sahiplerine takdim edildi.

Hayrettin İVGİN’e Kültür Alanında, Başkent Ankara’ya Değer Katanlar ve Hizmet Edenler Ödülü; Ankara kültürünün araştırılması, tanıtılması, geliştirilmesi ve yaygınlaştarılmasına yaptığı hizmetler ve katkılar sebebiyle verilmiştir.

Hayrettin İVGİN’le birlikte; Ankara Markası Alanında Prof.Dr. Mehmet HABERAL’a, Sanat Alanında Prof.Dr. Adnan TURANİ’ye, Yazılı Basın-Gazetecilik Alanında Cumhuriyet Gazetesi Yazarı Işık KANSU’ya, Eğitim-Bilim-Yayın Alanında Dr. Deniz KARAMAN’a da aynı törende hizmet ödüllleri verilmiştir.

 

Rahmetli Dr. Müjgan Cunbur için Ankara Milli Kütüphane Konferans Salonunda Anma Programı

Geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz değerli ilim, kültür ve fikir insanı muhterem hanımefendi Dr. Müjgan Cunbur’a bir vefa borcu olarak 4 Kasım 2013 tarihinde saat 14.00’de Ankara Milli Kütüphane Konferans salonunda bir anma programı düzenleniyor.

İLESAM üyesi Gazeteci-Yazar İsa Kayacan’dan Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesine 5 bin 855 kitap ve dergi bağışı 

*İsa Kayacan’ın Burdur ağırlıklı olmak üzere, yurtiçi ve yurtdışındaki değişik

kuruluşlara bağışladığı kitap ve dergi sayısı toplamı, 36 bin 221’e ulaştı.

 

ANKARA (Ece Ajans) - Burdur’un ve Burdurlunun tanıtımı için yazı, yayın ve kitaplarıyla önemli katkı ve gayretleri bulunan, bazen üç yazısından ikisi Burdur veya Burdurluyla ilgili olan Prof. Dr. İsa Kayacan, kısa adı MAKÜ olan, Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Merkez Kütüphanesine 5 bin 230., Tefenni Meslek Yüksek Okuluna 625 olmak üzere toplam 5 bin 855 kitap ve dergi bağışında bulunarak; Burdur’a yeni bir kültür hizmeti daha gerçekleştirdi...

Bu bağışlar arasında; yerli ve yabancı kalem sahiplerinin klasikleşmiş eserleri ve bilimsel ağırlıklı kitaplarının yanında; Türk dünyasıyla ilgili kurultay, panel bildirilerinin kitaplaştırılmışları, yurtdışı çıkışlı değişik yayınlarla birlikte, sanat ve edebiyata yönelik, öykü, roman, deneme, derleme, tiyatro, folklor, masal, şiir, araştırma- inceleme, dini, sağlık, antoloji, ansiklopedi, sendikal alanlarda yayınlanmış, kültürel zenginliği bulunan kitap ve dergilerle, Anadolu’nun Sesi Gazetesinin 1 - 88. sayıları ve Türk Haber Ankara Gazetesinin 1 - 16. sayılarına ait ciltler yanında, İsa Kayacan’ın özel arşivindeki belgeler ve diğer yayınlar da bulunuyor…

İsa  Kayacan’ın MAKÜ’ye yaptığı ve listeler halinde sıra numarası verilerek kayda alınan, kitap ve dergi bağışları, 72 koli halinde, Ankara’daki evinden 10 Ekim 2013 tarihinde Üniversite yetkililerince,  Burdur’a götürülmek üzere teslim alındı.

Böylece, Gazeteci-Yazar Prof. Dr. İsa Kayacan’ın 1968 yılından itibaren Türkiye genelindeki Eğitim kurumları, kütüphane ve kitaplıklarla, yurtdışındaki kuruluşlara bağış olarak gönderdiği kitap ve dergilerin toplamı 36 bin 221’e ulaştı.

Bu bağışların büyük bölümünü, Kültür Bakanlığı, Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü aracılığıyla Burdur Merkez İl Halk Kütüphanesiyle, Tefenni İlçe Halk Kütüphanesine yapılan bağışlarla, Azerbaycan ve Kerkük’teki üniversitelere yapılan bağışlar oluşturuyor.

2008 yılında, doğum yeri olan Tefenni’nin Ece Köyüne 8 bin dolayında kitap ve derginin bulunduğu “Prof. Dr. İsa Kayacan Kütüphanesi”nin açılışını gerçekleştiren İsa Kayacan’ın MAKÜ’ye yaptığı son bağışlarıyla, evindeki kitaplığının boşaldığı öğrenildi.

Not: İsa Kayacan’ın kitap ve dergi bağışlarıyla ilgili detaylı haber ve bilgiler” Burdur’un Saz ve Söz Ustaları-2” adlı kitabının 570-571. sayfalarında yer almaktadır.

GÜNEYSU DERGİSİ’NDEN BESTAMİ YAZGAN SORUŞTURMASI

Güneysu kültür, sanat, edebiyat dergisinin 106. sayısı çıktı. Dergide birçok şiir, hikâye ve deneme yer aldı. Ayrıca bu sayısında “Bestami Yazgan’ın Şair ve Yazarlığı” konulu soruşturmaya bazı yazar ve ilim adamları yazılarıyla katkıda bulundu. Mehmet Aycı: Bir Beyazıt’ı Eksik, Recep Garip: Bestami Yazgan Kelimelere Ne Üfler?, Yusuf Dursun: Yakın Dostum Bestami Yazgan, Hayrettin Durmuş: Yüreğini Yıldızlara Asan Adam, Şahin Taş: Buğday Sesli Usta, Hasan Ejderha: Bestami Yazgan, İnci Okumuş: “Dili İncitmeyen Gönül”: Bestami Yazgan…, Bülent Gündoğan: Modern Çağın Alpereni, Veli Aba: Bir Babanın Kabul Olmuş Duası, Osman Arslan: Milletimiz İçin Bir Değer: Bestami Yazgan, Durdu Şahin: Yürekli Usta, Osman Aytekin: Bestami Yazgan İçin…, Ali Parlak: Bestami Yazgan, Hasan Çağlayan: Anadolu Yüzlü Şair, Yrd. Doç. Dr. Yunus Kaplan: Dünü ve Bugünü Ustaca Sentezlemeyi Başarmış Şair, Yrd. Doç. Dr. Ömer Tuğrul Kara: Bestami Yazgan’ın Çocuk Kitapları Kestane Şekeri Tadında, Yaşar Beçene: Derviş Gönüllü Ağabey, Tayyip Atmaca: Bestami Yazgan, M. Ökkeş Evren: Bestami Yazgan, Ahmet Doğru: Bildiğim ve Gördüğüm Yunus, Mahmut Bıyıklı: Yunusça Bir Ses, Sezai Şengönül: Şair, Şiir, Şuur, Elif Konar Özkan - Ümit Yaşar Özkan: Şiirlerinde Masal Tadı, Masallarında Şiir Lezzeti Olan Biri, Ali Çolak: Yeryüzü Bir Okul, Ayhan Hülagü: Hoşgeldin Aramıza Karagöz.

BİZİM BAHÇE BULUŞMALARI BAŞLIYOR

“Bestami Yazgan’la Bizim Bahçe Buluşmaları” 24 Ekim 2013 Perşembe saat 14.00’te Edirne Halk Eğitim Merkezi salonundaki programla başladı. Bizim Bahçe dergisi yazı işleri müdürü Mehmet Akif Karayel, “Sevgili okuyucularımızı kendi şehirlerinde ziyaret etmekten ve kıymetli yazarımız Bestami Yazgan’la tanıştırmaktan mutluyuz. İnşallah İstanbul ve 20’ye yakın ilde yazarımızla okuyucularımızı buluşturmaya devam edeceğiz.” dedi.

… GÖREMEYEN KARDEŞİN OLSUN MU?

 

İLESAM üyesi ERGÜN VEREN’DEN GÖREMEYENLE GÖRENİ KARDEŞ YAPACAK KİTAP:

“ANADOLU’YU GÖRSEM”

 

İLESAM (İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği) üyesi Ergün VEREN’in Anadolu’nun üç ayrı folklorik öğesi üzerine yaptığı inceleme ve araştırmayı içeren ve göremeyenlerle görenlerin aynı anda okuyabilmeleri için hem Braille (kabartma yazı) hem de Latin harfleriyle basılan Anadolu’yu Görsem“Anadolu Folklorik Değerleri Üzerine İnceleme ve Araştırmalar” isimli kitap Görsem Yayınlarından çıktı.

 

Aynı zamanda Görsem Görme Engelliler Dayanışma Derneğinin Onursal üyesi de olan yazar Ergün VEREN’in geliştirdiği ve “Göremeyen Kardeşin Olsun mu?” adını verdiği projenin de temelini oluşturan bu çalışmasıyla gören ve göremeyen kişileri aynı kitapta buluşturarak aralarında ebedi dostluk ve kardeşlik bağı kurulması amaçlanıyor.

 

Toplumun dikkatinin görme engellilerin ve onlarınsorunlarının üzerine çekilmesi; görenlerin görmeyenlerin dünyasını daha yakından tanımalarını kolaylaştırması; görme engellilerinde folklor çalışmalarından faydalanmalarına yardımcı olması da Anadolu’yu Görsem isimli kitap ve Göremeyen Kardeşin Olsun mu? projesinin amaçları arasında yer alıyor.

 

Anadolu’yu Görsem “Anadolu Folklorik Değerleri Üzerine İnceleme ve Araştırmalar” isimli kitap (1) Eskişehir’de Osmanlı Padişahlarından Orhangazi ve Eşi Nilüfer Hatun Üzerine Yakılan Türkü, (2) Kırım Tatarları ile Diğer Coğrafyalarda Yaşayan Tatarların Evlenme Geleneklerinde Kız Bakma/Görme Pratiği, (3) Halk Takviminde Kasım Günleri başlıklı çalışmaları içeriyor.

 

Yazarın hem “Anadolu’yu” hem de “görme engelliler” ile “Görsem Görme Engelliler Dayanışma Derneğinin” adını çağrıştırarak öne çıkaracak bir isim olması düşüncesiyle “Anadolu’yu Görsem” adını verdiği belirtiliyor.

 

Sınırlı sayıda basılan Anadolu’yu Görsem adlı kitabın “Göremeyen Kardeşin Olsun mu?” sloganıyla başlayan tanıtım kampanyasında öncelikle toplumun önde gelen isimleri tarafından kitabın dernekten satın alınması sağlanıyor. Bu kitabı satın alan ve görme engeli olmayan kişi dernek tarafından belirlenen bir görme engelli kişi ile eşleştirilip kitabı paylaşması sağlanarak ebedi bir kardeşlik ve dostluğunda temeli atılmış oluyor.

 

Yazar tarafından tüm haklarıyla Görsem Görme Engelliler Dayanışma Derneği’ne hibe edilen kitap ve “Göremeyen Kardeşin Olsun mu?” projesinden elde edilen gelir dernek tarafından görme engellilerin eğitim, rehabilitasyon ve sağlık hizmetlerinde kullanılıyor.

 

Projenin gerçekleşmesinde Eskişehir Odunpazarı Belediye Başkanlığınca maddi kaynak sağlanıyor.

 

Kitap ve proje yazar Ergün VEREN’in danışmanlığında ve Görsem Görme Engelliler Dayanışma Derneği Eskişehir Şubesi Kadınlar Kolu Başkanı Halime KORKUT’un koordinatörlüğünde yürütülüyor.

SİVASLI DOÇENT A.YAŞAR SERİN ROMANYA-KÖSTENCE’DE

ANDREI ŞAGUNA ÜNİVERSİTESİNDE EBRU SERGİSİ AÇTI

 

23.09.2013-29.09.2013 tarihleri arasında  ANDREI ŞAGUNA Üniversitesinin daveti ile Romanya/Köstence’ye giden Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Eğitim Fakültesi Resim Anabilim Dalı Başkanı Sivaslı Doç. A.Yaşar Serin  Geleneksel Türk Sanatlarından “EBRU” eserlerinden oluşan Resim Sergisi açtı ve Ebru Sanatı ile Performans yaparak Ebru sanatını  ANDREI ŞAGUNA Üniversitesine ve Köstence halkına tanıttı.

 

Doç .A.Yaşar Serin ‘in sergisinde 72 adet Ebru Tablolar yer aldı. ANDREI ŞAGUNA Üniversitesi Sanat Galerisindeki sergi açılışına kalabalık bir sanatsever topluluğu katıldı. Ebru sanatı uygulamasına ANDREI ŞAGUNA Üniversitesi öğrencileri ve öğretim üyeleri, Köstenceli  halkı ve sanatseverlerinde eşlik etmesi, serginin daha anlamlı ve ilgi görmesini sağladı. Sanatçı Öğretim Üyesi Doç. A.Yaşar Serin’e Üniversite Rektörü Prof. Dr. Aurel Papari ve Prof. Dr. Stefan Corcescu tarafından katılım belgesi ve takdirname verilerek onurlandırılmıştır.Ayrıca Doç. A.Yaşar Serin’in Ebru performansından çok memnun ve mutlu olduklarını belirterek, Ebru sanatını  öğretmek,tanıtmak için Doç .A.Yaşar Serin’i Köstence’ye en kısa zamanda tekrar gelmesi için davet etmişlerdir.  

 

İLESAM üyesi araştırmacı-yazar Hikmet Köksal Rize’de Konuştu

Başarı Yolunda 11 Ölümcül Hata

 

İLESAM üyesi araştırmacı-yazar Hikmet Köksal GÜNEYSU’DA KİŞİSEL GELİŞİM SEMİNERİ VERDİ

 

Rize/Güneysu Kaymakamlığımız tarafından organize edilen seminerde gazetemiz yazarı ve insan kaynakları uzmanı Gazeteci yazar Hikmet KÖKSAL tarafından “Başarı Yolunda 11 Ölümcül Hata” konulu seminer verildi.

Güneysu Halk Eğitimi Merkezi salonunda verilen Seminere Güneysu Kaymakamı Gökmen ÇİÇEK, Güneysu Garnizon Komutanı, Güneysu Emniyet Amiri, Daire Amirleri, kamu çalışanları, öğrenciler ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Seminerde Gazeteci yazar ve Yönetici A. Hikmet KÖKSAL Başarı yolunda 11 ölümcül hata, başarı için zaman yönetimi, etkili yaşam ve temel ilkeleri, değişim ve şirket kültürü, çalışanların motivasyonu, takım çalışması ve liderlik, mutlu aile ve mutlu çalışan konularında katılımcılara yaşanmış olaylardan yola çıkarak bilgiler verdi.

Kaynağında insan, hedefinde insan olan insan odaklı bu çalışmaların ana mesajını teşkil ettiği seminer katılımcılar tarafından beğeni ile izlendi.

Program sonunda Gazeteci yazar Hikmet KÖKSAL katılımcılara kitaplarını imzaladı.

 

İLESAM Üyesi Seher Keçe Türker’in İmza Günü

İLESAM Üyesi Seher Keçe Türker 4- 8 Kasım tarihleri arasınada Lüleburgaz ve Tekirdağ’da bulunacak ve Namık Kemal Üniversitesi’nde Halk Kültüründe Su Uluslararası Sempozyumunda saat 15.45 – 16.00 arasında “Abdest Suyu ve Tıbbi Mucizeleri” konulu sunum yapacak  ve 10 Kasım Pazar Günü yani TUYAP Kitap Fuarının son günü saat 12-13 arasında İkinci Adam Yayınevinde imza günü yapacak.

İZMİR’DE 1.EGE BÖLGESİ SİVAS GÜNLERİNDE

SABİHA SERİN’İN İMZA GÜNÜNE DAVET

 

İZMİR’DE  1.EGE BÖLGESİ SİVAS GÜNLERİ KÜLTÜR VE SANAT FESTİVALİNDE

Ege Bölgesi Sivas Dernekleri Federasyonu EBSİDEF tarafından düzenlenen İZAN  Organizasyon ve Danışmanlık İnşaat İthalat İhracat Lmt Şti.nin organizasyonluğunda

7-8-9-10 Kasım tarihlerinde İzmir Enternasyonal İZFAŞ Fuar Merkezinde İzmir’de gerçekleştirilecek olan 1.  EGE BÖLGESİ SİVAS GÜNLERİ KÜLTÜR VE SANAT FESTİVALİ yapılacaktır.

Yapılacak bu etkinlik içerisinde 7.8.9.10 Kasım 2013 tarihlerinde  Sivaslı Şair Sabiha Serin  içerisinde 39 adet bestelenmiş şiirlerinin yer aldığı i KAR TANELERİ adlı ikinci şiir kitabının tanıtımı ve imza günü olacaktır.

İzmir Enternasyonal İZFAŞ Fuar Merkezinde Şair Araştırmacı Yazar Sivaslı Sabiha Serin’in standında KAR TANELERİ adlı ikinci şiir   kitabının tanıtım ve  imza günü 7-8-9-10 Kasım 2013 tarihlerinde dört gün devam edecek olup, herkes davetlidir.

Tarih: 7-8-9-10 Kasım 2013

Yer: İzmir Enternasyonal İZFAŞ Fuar Merkezi

Alsancak/İZMİR

İLESAM üyesi Doç.Dr.Süleyman Doğan’ın Mesnevi’den Pedagojik Telkinler Kitabı Selis Yayınlarından Çıktı.

Doç.Dr.Süleyman Doğan tarafından kaleme alınan “Mesnevi’den Pedagojik Telkinler” isimli eser  Selis Kitaplar (www.seliskitaplar.com) arasından çıktı. Mevlana veya Mevlana Celâleddin Rûmî olarak bilinen büyük Türk düşünürü Celâleddin Muhammed, 30 Eylül 1207’de Horasan yöresindeki Belh (bugün Afganistan sınırları içinde yer alıyor) şehrinde doğdu. Babası, kendi çağının büyük mutasavvıflarından ve din bilginlerinden Bahaeddin Veled’dir. Mevlana 17 Aralık 1273 yılında Konya’da vefat etti. Konya’da Mevlana müzesinin içinde bulunan türbesini her yıl Türkiye ve dünyanın birçok ülkesinden yüzbinlerce insan ziyaret etmektedir.

Mesnevi’de mükemmel bir anlatım, kıvrak bir zekâ, sağlam bir inanç, sıcak bir sevgi vardır. Uzun yüzyıllar çeşitli kurumlarda binlerce kişiye sevgi yolunu, inanç yolunu, doğru yolu göstermiştir. Günümüzde çeşitli dünya dillerine çevrilen, çeşitli eserlerin yazılmasına vesile olan bu eserin birçok Türkçe çevirileri de bulunmaktadır.

Mesnevi denen birlik ve aşk tufanı eseri ile beşeriyetin karşısına kâh realist bir sanatkâr, kâh tefekkürü ve imanıyla göz kamaştıran bir hâkim, kâh hikmet ve rahmet olarak çıkan Mevlana’yı bizzat kendisinden öğrenmek, başkasından dinlemekten elbette yeğdir. Zira Mevlana Celâleddîn Rûmî’nin Mesnevi’si taşıdığı bir takım özellikleriyle kendisi ile insanlar arasında kurulması lazım gelen köprünün ta kendisidir. Hele dünyanın tehlikeli bir hızla mekanikleştiği bu asırda, Âdemoğlunun tasavvuf ve Mesnevi kültürüne ihtiyacı, şüphesiz her zamankinden daha fazladır. Zira bugün azgın tabiat kuvvetlerini kontrolü altına almış ve hizmetine koşmuş olan insanoğlu, bir yandan da esir ettiği bu zorlu kuvvetler tarafından esir alınmış durumdadır. Öyle ki, teknik araştırma ve buluşlarının gururu ve büyüklük hislerinin gafleti, maddesi ile manası arasındaki kapıyı tamamen kapatmış ve onu dış tabiatının zindanına hapsetmiştir. Kendi kendine yabancı hatta düşman kesilen bu insan, sevgiyi unutmuş, imandan, ihlâstan habersiz kalmış, sonunda da üstüne çöken egoizme teslim olarak, onun emrinde çevresini yıkar döker, ezip perişan eder hale gelmiştir. Bu nedenle dünden daha çok bugün Mevlana’nın mesajına ihtiyaç vardır. 

Mesnevi ve Pedagoji

Mevlana, eğitimi bir ihtiyaç olarak gören ve eğitimin gücüne inanan biri olarak, eğitimcide bulunması gereken özellikler ve öğretim yöntemleri ile ilgili olarak ortaya koyduğu sürekli uygulama alanı bulabilecek görüşleri ile evrensel bir şahsiyet olma özelliği taşımaktadır. Mevlana modern eğitimde yer alan, “çocuğun benliğini öne çıkarma” düşüncesine ters düşmemektedir. Mevlana modern görüşten biraz daha ileri giderek, çocuğun gerçek benliğini yakalayıp öne çıkmasını istemektedir. Bu benlik, eğitim sayesinde kendini bulacak, eğitimin hür havasında, çocuğun bağımsızlık dünyasında kendini öne sürecektir.

Modern psikolojide “iç gözlem” metodu olarak adlandırılan bu metot Mevlana’da, kendini gözleme, kendini anlama ve kendini tanıma olarak yer alır. Kendine yönelme, nefisle mücadeleyi devreye sokma demektir. Kendi kendini terbiye etmenin en güzel ve geçerli yolu bireyin kendi nefsiyle mücadele etmesi anlamına gelmektedir. Kendi kendini eğitmenin bir yolu da kendi kusurlarını tespit etmektir.

Gözlem metodu

Mevlana’ya göre, insana en çok zevk veren metot gözlemdir. Kâinatın sahip olduğu estetik değeri ancak gözlemlerle görebileceğimizi belirten Mevlana, öğrencisine şu tavsiyede bulunur: “Güzelim sanatına bak, gönüllere gelen vahyini seyret. Tümden görüş ışığı kesil; ne gelirse bakış-görüş zevkinden gelir.” Bir şeyin aslı nazarî olarak anlatılamaz. Nazarî olarak anlatılırsa, o bilgiye dönüşmez, teori olarak kalır. Ama onu aslı gözlenirse, tüm şüpheler ortadan kalkar. Öyle ise gözlem, şüpheyi gideren çok önemli bir metot ve yoldur. Sebepler zinciri, ancak gözlemle bizi kaynağa götürür. Eğitimciler, öğrencilerine gözlem yaparak görebilmeyi öğrencilerine öğretmelidirler. Mevlana, öğretmeni Tebrizli Şems’inden bunu istemektedir. Eğitimci öğrencisinin gözü ve görüşü olmalıdır. Mevlana, hakikate ulaşmak için gerçek olmayandan şüphe etmeyi doğru görmektedir. Descartes’ın ifadesiyle “metodik şüphe” diyoruz. Mevlana bunu asırlarca önce fark etmiş, bazen şüphenin insanı gerçeğe ulaştıracak yollardan biri olacağını savunmuştur.

Mevlana’nın eğitim anlayışında değişim hayatın bizzat kendisidir. Fert ve toplum olarak hayatı sürdürmenin, hayatta kalmanın canını teşkil etmektedir. Ona göre, değişime uğramayan ve değişime gönül vermeyen bir eğitim, fert ve toplumları yıkılmaya mahkûm eder, zehirler, kirletir ve karanlıklara gömer. Onun içindir ki Mevlana, baharın yeryüzüne getirdiklerinin bir benzerini eğitimin insan hayatında meydana getireceğini ısrarla savunmaktadır. Değişim açısından eğitimin gücüne değinen Mevlana şu misali vermektedir: “Gübre bostanın gönlüne girip yok olur, pislikten kurtulur. Kavun veya karpuzun lezzetli olur ve lezzeti artırır. Sen de pislikten kurtulursan yücelir ve mutluluğa erersin.” Burada Mevlana eğitim yoluyla yanlış davranış sergileyen insanların doğru yola gelebileceğini işaret etmektedir.

Yabancı gözüyle Mesnevi

İngiliz müsteşrik Nicholson; “Eğer Hz. Mevlana gelmeseydi ve Mesnevi yazılmasaydı, tasavvuf âleminde büyük bir boşluk olurdu” der. Mesnevi’yi en güzel şekilde derleyip toplayan İngiliz müsteşrik Nicholson altı cilt olarak yayımlamıştır. Mesnevi’de bazı hikâyeler vardır, bazı hakikatler vardır. İnsanı ruhen yükseltecek, insanı insan yapacak tabiatlar, davranışlar, güzellikler vardır. Bunların hepsi okuyucuyu hikâyeleri okurken hiçbir şekilde sıkılmadan, hikâyeden hissesine düşeni alsın diye Mesnevi’de toplanmıştır. Yoksa Mesnevi bir hikâye kitabı değildir, Mesnevi bir hakikat kitabıdır. Tasavvufun özüdür. Onun için bir insanın insan olması, gerçek yararlı bir insan, faydalı bir vatandaş olması için Mesnevi okuması lazımdır. Mesnevi adeta bir tasavvuf ansiklopedisi gibidir. Adeta her konu işlenmiş diyebiliriz. Sabırla ve dikkatle okuyan ondan çok yararlanır. Mevlana’nın ifadelerindeki güzellik, açıklık ve sadelik eskiden beri herkesin dikkatini çekmiştir. Onun tam anlamıyla Muhammedî yolu takip etmesi kendisine büyük bir rağbet kazandırdı.

“Mesnevî Kültürü” kültürümüzün temellerindendir. Eğitim, sanat, dinî ve sosyal hayatımızın hemen her safhasında Mesnevî ve Mevlana izlerini bulmak mümkündür. Mevlana’nın hemen her inancını dile getirirken kullandığı argümanlar, onun güçlü ve özlü bir bilgiye, derin bir hikmete, günlük hayattan sade ancak meselenin bamtelini yakalayan hassas bir çağrışım kabiliyetine, kuvvetli bir çözüm gücü ve duyguya, yer yer empatik, psikolojik tahlillere, derin bir sezişe, orijinal görüş ve buluş kudretine ve eleştirel bakış tarzına sahip güçlü bir sima olduğunu göstermektedir.

Kendine özgü, orijinal fikirlerinin yanında, genel çizgi itibariyle düşüncelerine İslam tasavvufundan referanslar gösterilebileceği kabul edilebilir. Kâinattaki varoluşu fena haliyle elde edilen birlik şuuruyla izah eder. Kötülük problemi karşısında tavrı ne tam optimist ne de tam bir pesimisttir. O, kötülüğün realitesini inkâr etmemesine rağmen, kötülük ve iyilikle ilgili hükümlerimizin çoğunun izafi olduğuna dikkat çeker. İslam düşüncesindeki insanın sonsuzluk mahiyetini ruh kelimesiyle temsili Mevlana’da da görülmektedir. Mevlana da insanı makro âlemin, mikro bir nüvesi olarak görür ve onun potansiyelini ve hedefini sûfî düşüncesindeki insan-ı kâmil kavramıyla izah eder.

Eğitim ve Mesnevi’nin Eğitsel Niteliği

Bir toplumda eğitimin nasıl olması gerektiğine ilişkin cevabı, o toplumun benimsemiş olduğu veya ağırlıklı olarak uyguladığı eğitim felsefesi verir.

Bireylerin, psiko-sosyal açıdan sağlıklı bir şekilde gelişmeleri ve yaşadıkları çevreye uyum sağlayabilmeleri için onlarla olan olumlu sosyal etkileşim oldukça önemlidir. Eğitim faaliyetini en güzel ifade eden kavram etkileşimdir. Karşılıklı etkileşimin olmadığı yerde, tek yönlü bir etkileme vardır ki buna eğitim denemez. İnsan fiziki, sosyal ve manevî çevresiyle daima etkileşim halindedir. Bu etkileşimden doğan tecrübe insan için en önemli ürün ve malzemedir. Eğitim bu malzemeyle oluşur, gelişir ve zenginleşir. Sosyal bir varlık olan insanın diğer insanlarla ilişkilerinde iletişim becerileri önemli rol oynar.

Etkileşim gerçeğini şu misalle Mevlana izah eder: Su ateşin yanına durunca ısınır, kaynar ve ateşin tabiatını alır. Aynı şekilde can da ilahi nurdan etkilenerek meleklere kıble kesilir. İlahi nur, gönlü temiz kişilerin gönüllerine saçılmıştır. Gönlün ilahi nurdan etkilenmesi ve onunla yenilenmesi için, cilalanması gerekmektedir. Öğrencinin gönlünü cilalayacak olan da öğretmendir.

İnsanın ilişki sahası, merkezden çevreye doğru gittikçe genişleyen daireler şeklinde ortaya çıkar. Bu dairenin odak noktasında aile bulunur. İnsanın kişiliğini kazanmasına, hayata hazırlanmasına en çok tesir eden çevrelerin başında aile ocağı gelir. Aile, özellikle yaşamın ilk yıllarında çocuğun gelişimini destekleyen en önemli kurumdur. İnsanın ömrü boyunca en çok etkisi altında kaldığı bu aile çevresi, insani ilişkilerin başladığı ilk iletişim alanıdır. Aile çevresinde dünyaya gelen insan, doğumdan bir süre sonra anlamak, konuşmak, hareketlere tepki vermek gibi rûhî ve fizikî nitelikle davranışlar kazanır.

Mevlana, Mesnevî’nin daha bağlanıcında insanın eğitime duyduğu ihtiyacı belirtir ve eserini bunun üzerine temellendirir. İnsan dünyaya bu hamlıkla ve noksanlıklarla gelir. Mevlana’nın amacı da bu eksikliklerin giderilmesi ve insanın hak ettiği değeri kazanmasıdır. Mevlana‘da eğitimin amacı, insanın eksikliklerini gidermesi ve sahip olduğu yetenekleri mükemmel hâle getirerek Allah’a yakın olmasıdır.

Mevlana, eğitimi ve eğitim uygulamalarını insan fıtratı üzerine bina etmiştir. Eğitimin merkezine insanı almış ve her şeyi ona adamıştır. Mevlana, Mesnevi’de eğitsel uygulamaların kişiye göre değişmesi üzerinde durmakta, eğitimin bireyselleştirilmesine şu cümlelerle dikkat çekmektedir. ?Çocuğa süt yerine ekmek verirsen zavallı yavruyu o ekmek yüzünden öldü bil. Sonra dişleri çıkınca, kendi kendine onun içi ekmek ister. Henüz kanadı çıkmayan kuş uçmaya kalkışırsa bir yırtıcı kedinin lokması olur-gider. Mevlana, Mesnevî’deki bütün fablları, temsilleri, örnekleri, kıssaları, atasözlerini ve deyimleri eğitsel amaçlarla kullanmıştır. Bunlar konunun anlaşılmasını kolaylaştırmanın yanı sıra konuya renk katmakta ve sıkıcılığı bu yolla gidermektedir.

Sonuç ve kitaptan gayem!

Bu kitap uzun soluklu bir çalışmanın ürünüdür. Mesnevi’den hikâyeler seçerken bir hayli zorlandığımı söylemek zorundayım. Zira hikâyeler bazen bir yerden başlıyor ve hikâye içine hikâye giriyor. İçiçe giren bazı hikâyeleri çıkartarak kısalttım. Çünkü 21. asırda ve internet çağında okumayla arası açılan günümüz insanları uzayıp giden hikâyelerden bıkmakta ve hikâye okumaya fazla zaman ayıramamaktadır. Kitapta hikâyeleri italik olarak cilt ve beyit numaralarıyla birlikte sonda verdim. Hikâyelere yorum, görüş, fikir ve telkinleri bu hikâye çerçevesinde yapmaya çalıştım. Bugüne kadar Mesnevi’deki hikâyeleri pedagojik olarak belli bir yöntem dâhilinde yorumlayan pek az olmuştur. Bu çalışmamda özellikle Mevlana’nın Eğitimci Kişiliği (Özdemir, Ş., 2011); “Mevlana’nın Eğitim Anlayışı” (Bayraklı, B., 1991); Divan-ı Kebir’de Mevlana’nın Eğitim Görüşü (Usta, M., 1995); Mevlana’nın Eğitim Görüşleri (Ergün, M., 1991) isimli çalışmalardan yararlandım. Yazarlarına ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Ayrıca bu alanda yazılmış lisans ve lisansüstü tezleri, kitapları da gözden geçirdim.

Uzun soluklu bu çalışmamda Şefik Can’ın Konularına Göre Açıklamalı Mesnevi Tercümesi adlı eseri ile Veled Çelebi tarafından çevrilen ve Abdülbaki Gölpınarlı tarafından gözden geçirilen Mesnevi adlı eserleri karşılaştırmalı olarak inceledim ve bu iki Türkçe eseri esas aldım. Mesnevi günümüze kadar birçok dile çevrilmiş ve hala çevrilmekte olan evrensel bir hazinemizdir. Ben de, böylesine bir hazinenin insanlığa pedagojik ve eğitim açısından yararlı olmak için bu kitabı yazdım. Bir nebze de olsa faydalı olursam kendimi bahtiyar addedeceğim.

Mevlana’nın eserlerinden anlaşılıyor ki kendisi iyi bir pedagog, Mesnevi adlı şaheseri de bir pedagoji kitabıdır adeta. Mevlana, eğitimin insanın yaratılış gerçeği üzerine kurulmasını, kişilerin tabiatlarındaki sanat ve hünerleri geliştirmesini ve onların olgun gönüllerinin hizmetine sunulmasını istemektedir. Mevlana iyi bir cemiyet adamı olması münasebetiyle iletişim, hoşgörü ve diyaloga büyük önem vermektedir.

Mevlana yaşadığı dönemin iyi bir eğitimcisidir. Medresede, camide, sohbet meclislerinde hem öğretim faaliyetlerinde bulunmuş hem de manevî eğiticilik vazifesini yürütmüştür. Bütün yaşamı eğitim ve eğitsel etkinliklerle geçen Mevlana, bütün eserlerini de bu amaçla yani insanların eğitimine duyduğu ihtiyaç sebebiyle yazmış veya yazdırmıştır. Mesnevi’nin yazılış aşamasında da bu amaç açıkça görülmektedir. Özellikle öğretmen ve öğrencilerin istifade etmesi için yazılmıştır. Bu yönüyle de Mesnevi didaktik bir eserdir.

Bu kitap iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, “Mesnevi ve Pedagoji” başlığı altında Mesnevi’deki hikâyelerin eğitim metodu açısından tahlili ve Mevlana’nın eğitim yöntemi örneklerle açıklanmıştır. “Mesnevi Telkin” başlığını taşıyan ikinci bölümde ise, önce hikâyeye yer verilmiş, ardından da hikâyeye dair özgün düşünce, yorum ve fikirler ortaya konulmuştur.

İslam bilgesi Hz. Mevlana, ölümsüz eseri Mesnevi ile asırlardan beri insanlığın aklını ve kalbini aydınlatıyor. Onun bilgi ve hikmetle yoğrulmuş ışığı, sayısız yazar ve ozana ilham kaynağı olmaya devam ediyor. Günümüze kadar birçok dile çevrilen Mesnevi, evrensel değerler hazinesidir. Böylesine bir hazinenin insanlığa ahlak, eğitim ve pedagoji açısından yararlı olması için bu kitap yazıldı.

Mevlana’nın eserlerinden anlaşılıyor ki, kendisi iyi bir pedagog, Mesnevi adlı şaheseri de bir ahlak ve pedagoji kitabıdır. Mevlana, yaşadığı dönemin yenileyicisi ve etkin bir eğitimcisidir. Mevlana, yetkin kişiliğiyle medresede, camide, sohbet meclislerinde hem öğretim faaliyetlerinde bulunmuş hem de manevi eğiticilik vazifesini yürütmüştür.

Mevlana, eğitimin insanın yaratılış gerçeği üzerine kurulmasını, kişilerin tabiatlarındaki sanat ve hünerleri geliştirmesini ve onların olgun gönüllerinin hizmetine sunulmasını istemektedir. Mevlana iyi bir cemiyet adamı olması münasebetiyle eğitim ve iletişime olduğu kadar terbiye ve hoşgörüye de ayrı bir önem vermiştir. Mesnevi’den Pedagojik Telkinler isimli bu eserin kaleme alınmasındaki gaye; kişinin bu irfan hazinesinden gereği gibi zevk alması, ruhen aydınlanması, manen huzura kavuşmasıdır.

 Okunma Sayısı : 737         02 Kasım 2013

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 36135

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.