İLESAM CUMARTESİ SOHBETLERİ VE ŞİİR DİNLETİSİ (23 Kasım 2013)

 / ETKİNLİKLERİMİZ

İLESAM CUMARTESİ SOHBETLERİ VE ŞİİR DİNLETİSİ (23 Kasım 2013)

Çalışmaları günden güne artan ve farklı kitlelere ulaşan Meslek Birliğimizin bu Cumartesi günü etkinliğinde konuğu Prof. Dr. İsmail Hakkı Aksoyak idi. 
Aksoyak “Osmanlı Türkçe’si ve Divan Edebiyatı” hakkında değerli bilgilerini katılımcılarla paylaştı. 

İLESAM CUMARTESİ SOHBETLERİ VE ŞİİR DİNLETİSİ (23 Kasım 2013)

İLESAM Genel Başkanı Mehmet Nuri Parmaksız: “Aruz vezni zor olarak tanımlanıyor çoğu kişiye göre. Bu doğru değil. Herkes kendinde olduğu kadarını yazar. Bu kişinin yeteneğiyle yoğrulan bir şeydir. Şiire dar bir çerçeveden bakıyoruz. Bazı şairler ‘hece vezninde karar kıldım’ deseler de hem aruz hem hece vezni ile şiirler yazmışlar, divan şiirinden uzaklaşmamışlardır.Vezin bir araçtır. Asıl olan şiirdir. Yazdığınız şiir olduktan sonra ona kimse bir şey söyleyemez. Hangi aracı seçeceğinizi iyi bilmeniz gerek. Ne yazık ki bazı şairler eksik bu konuda. Önce Dünya edebiyatı araştırılmalı, evrensel kültürle donanmalı ve sonra istenilen vezin kullanılmalıdır. Ressamlar mesela, ben sadece üç renk kullanacağım, diyebilir mi? İşte bu da onun gibi bir şey. Müthiş bir renk armonisi.” şeklinde tamamladığı konuşmasının ardından Prof. Dr. İsmail Hakkı Aksoyak’ı kürsüye davet etti.


Türkçe’nin başlangıcından 20. yüzyıla kadarki divan, aşık ve tekke edebiyatına ait şair ve yazarların edebi birikiminin bütününü kapsayacak, bilimsel verilere dayalı bir biyografi sözlük hazırladıklarını ve kendisinin de editörlerden sadece biri olduğunu söyleyen Prof. Dr. İsmail Hakkı Aksoyak “XIV. yüzyıldan XX. yüzyıla kadar 15000 şair, şiir söylemiş. Divan edebiyatında 10000 şair var. Rakam ve kavram tam yerine oturmadığı için tanımıyoruz. 3000 şairin müstakil şiir kitabı var. 1920 yılına kadar 500 halk edebiyatı şairimiz olduğu anlaşılmakta. Toplam 25000 şairimiz var.


‘Tezkirelere Göre Divan Edebiyatı İsimler Sözlüğü’ adlı çalışmada 3 bin 180 yazar ve şair ismi belirlendi, bu çalışmayla sayının 12 bin 138’e ulaşacağı öngörülmekte.

Eski Uygur, Karahanlı, Harezm-Kıpçak, Çağatay ve Azeri sahasına mensup isimler de projeye dahil edildi.

Tezkire türü biyografik olarak insanların hayatını kaydeden bir türdür.36 klasik tezkire vardır. 

Bizler, elimizdeki malzemeyi bilmiyoruz. Divan edebiyatıyla ilgili bildiğimiz şeylerin çoğu yanlış, yanlış bildiklerimizin ise çoğu doğru. Mesela; mahlas (şairin adı) genellikle şiirin sonunda kullanılır, diye bilinir ama hayır, şiirin başında yazılan mahlaslar da var. Methiyeler belirlenen beyit sayısına göre değil istenilen beyit sayısına göre yazılır. Divan edebiyatında aşk, şarap, kadın temalarını içeren şiirler yazılmaz sadece, hemen her konuda yazılabilir.Aynı zamanda cinsiyet üzerinde durulmaz, güzellik anlatılır.

Divan şiirini gözden geçirebilmemiz için 2000-2500 kelimeye ihtiyacımız var. Şiiri anlayabilmemiz için kelimelerin önce birinci anlamlarını bilmemiz gerekir. Örneğin: hasta=yorgun / sitem=işkence / pembe= pamuk/ şarap=ilahi aşk / tekke= meyhane / meyhaneci= mürşit / meze= iftariyelik vb.

Divan edebiyatında nesir üzerinde hiç durulmadı. 


Divan edebiyatı kaynağına her yerden malzeme girer, modern kelimeler girer. Çekik göz, kaşların yay, kirpiklerin ok olması Türklerde vardır. Farslar bizi örnek almışlardır. Hırka, tespih, seccade divan defteri (mesnevi) vererek, devesine karşılık şarap almak tasavvufi bir şeye giriyor. İnsan tabiatı farklı farklı ışıldar. Tüm metinlerde bunu görme şansımız vardır. Mesela Fuzuli’de kelimeler manevi anlamdadır. Su, Kerbela olarak kullanılmıştır. Bursalı Lami’de su kelimesi yeme-içme anlamına gelir. İnceledikçe ikili, üçlü anlamları görme, duyma şansımız var. Şairin kullandığı anlamın hangisi olduğu önemli. Burada meşrep, tarz, dış dünyaya bağlılığı ya da dış dünyadan bağının kopması önemli. Biz hala Nedim’i, Fuzuli’yi, Şeyh Galib’i örnek gösteriyoruz.” diyerek konuşmasını sonlandırdı ve kendisine yöneltilen soruları cevapladı.


Söyleşinin akabinde İLESAM Genel Başkanı Mehmet Nuri Parmaksız aruz vezniyle yazdığı iki beytini paylaşarak “Görüldüğü gibi günümüzde kullandığımız kelimelerle de aruz yazılıyor işte böyle.” dedikten sonra katılımlarından dolayı Prof. Dr. İsmail Hakkı Aksoyak’a bir Teşekkür Belgesi takdim etti.


Etkinliğin ikinci bölümünü oluşturan “Şiir Dinletisi” Durak Turan Düz’ün sunumu ile devam etti. Dinletide şairler tarafından mutluluk, sıla, sevmek, hayat, hasret, yaşamak, aşk, güzel dost, öğretmen temalı şiirlerin okunmasının yanı sıra şarkılar da seslendirildi.


 

 

Etkinliğe katılan isimler arasında Hicabi Koçak, Zeliha Altındal, Zülfikar Yapar Kaleli, Orhan Vergili, Müzeyyen Keskin, Mahir Ünat, Niyazi Bali, Nevzat Taşkıran, Aşık Zebuni, Nurettin Gürozanoğlu, Sibel Unur Özdemir, Selçuk Küçükkalıpçı, Feyzullah Seçkin, Kemal Arslan, Aşık Behrami, Cahit Karaç, Selçuk Küçükkalıpçı, Şakir Susuz, Nur Ersen, Atıf Selçuk, Ozan Sevdai, Muhammed Pinaloğlu, Fatma Ulusoy, İlter Yeşilay, Ayten Gülçınar, Ali Kemal Parıldar, İsmet Bora Binatlı, Bilge Aydın, Yusuf Yanç, Şevket Erikli, Durak Turan Düz, Hasan Avni Yüksel, Salih Hocaoğlu, Cemal Tuzcuoğulları ve Melih Baran da bulunuyordu.


 

 

 

 

 


İLESAM Cumartesi etkinliklerinden biri daha geçip gitti hayatın içinden yüreklere dokunarak.

Haber Metni: Sibel UNUR ÖZDEMİR
Fotoğraflar: Sibel UNUR ÖZDEMİR-Nur ERSEN

 Okunma Sayısı : 778         25 Kasım 2013

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 710746

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.