İLESAM CUMARTESİ SOHBETLERİNDE “Müzik ve Edebiyat İlişkisi” KONUŞULDU (7 Aralık 2013)

 / ETKİNLİKLERİMİZ

İLESAM CUMARTESİ SOHBETLERİNDE “Müzik ve Edebiyat İlişkisi” KONUŞULDU (7 Aralık 2013)

Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği değişik, enteresan, ilgi çekici konu ve konuklarını itinayla seçerek her cumartesi günü üyeleri ile buluşturmaya devam ediyor. Aynı zamanda da edebiyata, sanata, şiire, kültüre yer veriyor çatısı altında.
Takvimler 7 Aralık 2013 tarihini gösterirken Prof. Dr. Metin Özarslan’ı konuk etmekten mutluluk duydu İLESAM Kültür Evi.
Özarslan “Müzik ve Edebiyat İlişkisi" üzerine bir konuşma yaptı.


İLESAM Genel Başkanı Mehmet Nuri Parmaksız, İLESAM Genel Merkezi ve İLESAM Antalya Temsilciliğinin düzenlediği 29 Kasım 2013- 01 Aralık 2013 tarihlerinde Kemer’de gerçekleştirilen ”Antalya Şairler Buluşması ve Sempozyumu” ndan da bahsederek katılımın mutluluk verici olduğunu ancak bu tür etkinliklerde tüm üyelerini görmek istediğini söyledi.

Parmaksız, kendilerinin her şeyi düşünemeyeceklerini belirterek üyelerinin de fikirlerini paylaşmalarını, şikayet, teklif ve önerilerini bildirmelerini, varsa projeler getirmelerini istediğini belirterek her görüşe açığız, değerlendirmeye çalışırız, dedikten sonra konuşmasını yapmak üzere Prof. Dr. Metin Özarslan’ı kürsüye davet etti.

Özarslan “Sanat, sanat ehli insanlar için önemlidir. Kimi antika toplar, kimi tiyatro oyunu yazar. Bazısı şiir kaleme alır, bazısı da onu besteler. Bunları niye yaparlar? Çünkü bu tür sanata yönelik eylemler manevi tarafımızı doyurmaya yöneliktir. Ve bizler bunun için onun peşinden gideriz. 

Bu durum Batı’da ileri boyutlardadır. Biz de ise şiirde ön plandadır. Edebiyat ve müzik, iki ayrı sanat dalı olmasına rağmen birbirinin önüne geçmiştir. Müzik işitmeye dayalı sanatlardan sayılır.Şiirimiz müzikle birlikte ortaya çıkmıştır ancak kanıtlardan bahsetsek de bunu belgelendiremiyoruz. 


Pentatonik müzik beş sesten oluşur. Çin, Japon, Kore müziğinde kullanılır. Bu bizim kulağımızın pek de alışkın olduğu müziklerden değildir. Eksik gelir bize. Bilindiği gibi yedi ses vardır, sekiz değil. Sonda bulunan ‘do’ ince sestir. 
Şiirin temel birimi dörtlüktür. Tarihi süreç içerisinde bazılarının üçlük, ikilik haline geldiğine hep beraber tanıklık ederiz. 
Yıllar öncesine gidersek görürüz ki şiir söyleyen insanların ellerinde çalgı vardı. Halk müziği, köylülerin benimsediği bir tür gibi gözükmekteydi. Gelenekçilerin taşıdığı, köy şairi tabir edilen, meydan şiirleri vardı. Bağlama, kopuz vb. enstrümanlar kullanırlardı. 
Batı müziği halen ülkemizde çok dinlenen bir müzik değildir. 
Bizim kültürümüzde kulağımızda kalan, dimağımıza yerleşen makam hicazdır. Kulağımıza fısıldanan ilk ninni “dandini dandini…” hicaz makamındadır. 


Makamsal yapıdan senfoni bir yapıya geçmek için ulusal bir kulak düzeyine sahip olmak gerek. Müzikal eserler insanı kendine çeker. Kısmen de olsa burada tiyatrodan da söz edebiliriz. Opera, bir tarafı söz bir tarafı müzik olan eserlerden oluşur.

Edebi damar sağlamsa zaman içinde muhteşem bir sıfat elde edilen şahane eserler çıkmaktadır ortaya. Dönemin şairlerine Itri’yi örnek vermek mümkündür.

Zaman zaman görürüz ki edebi tip, edebi eserin önüne geçer. Mesela Yahya Kemal’in ‘Sessiz Gemi’ isimli şiiri bestelenmiş ve Hümeyra tarafından icra edilmiştir. Çoğu kişi Sesiz Gemi’yi sorunca şiirin Hümeyra’ya ait olduğunu söyler. Neden böyledir çünkü burada görsellik devreye girer. Bir başka örneği Aşk-ı Memnu için verebiliriz. Eserin yazarı Halit Ziya Uşaklıgil’i tanıyan kişi sayısı azken, edebi kişilik olan Behlül’ü tanıyan çoktur. Bu durumu yurt dışında Türkiye’yi tanıtan objeler olarak nitelendirebiliriz.

Edebiyat şiir birleşmesinde din kaynaklı ve din dışı müzikle de karşı karşıya gelinir. Semah ve semazenleri örnek olarak verebiliriz. Onların ürettiği müzik bugünkü şiirin temelini oluşturur.

Müzikle ruhun tedavisi mümkündür. Müzik insan ruhunu okşayan bir özelliğe sahiptir. 

Sanat güzel ve estetik bir şeydir. Mamafih unutulmamalıdır ki önce ses vardı.” diyerek konuşmasını sonlandırdı.


Kendisine yöneltilen soruları da cevaplayan Prof. Dr. Metin Özarslan’a katılımlarından dolayı İLESAM Genel Başkanı Mehmet Nuri Parmaksız tarafından bir “Teşekkür Belgesi” takdim edildi.

Parmaksız “Telif hakları söz konusu olduğunda şair, besteci, eseri icra eden olarak değerlendirilir. Önce şiir vardır yani ortaya bir eser çıkar. Sonra beste onun üzerine yapılır. Şiir olmazsa bestelenecek olan nedir? Şiir, beste ile söylendiğinde müzik eseridir. Fon müziği kullanılarak şiir okunduğunda da müzik eseri olarak kabul edilmekte. 


Dünya’da da bu böyledir, %90 müzik alanından telif kazanılır. Kaset, CD vb. satılamıyor, kayba uğruyor. Türkiye’de de müzik eserleri hususunda kayıplar söz konusu. 5846 sayılı kanunda güncellemeler yapılıyor. Korsan satıcılarından ve alıcılarından kaynaklı sorunlar yaşanıyor ki bu öncelikle kul hakkı yemek, demektir. 

1880 yılında Fransa’da gündeme gelen telif mevzuu 1986 yılında İLESAM’ın kurulmasıyla birlikte bizde de konuşulmaya başlamıştır. Mücadele ediyoruz, projeler üretiyor, teklifler veriyoruz. İnşallah iyi sonuçlar alacağız.” dedi.


Birbirinden güzel şiirler şairlerinin sesinde hayat buldu programın ikinci yarısında. Sunumunu İbrahim Yaman’ın üstlendiği dinletide seslendirilen dizelerin içinde yaşam vardı yüreklere dokunan. Dinletiye katılan şairler “Güneş, güzel, sevgi, sızı, gönül, özlem, baba, Kurtuluş Parkı, ağaç, aşk, sevgi, yorgunluk, yaşlılık” temalı şiirlere ses oldular.


Etkinliğe katılan isimler arasında Hanefi Işık, Nur Ersen, Niyazi Bali, Selçuk Küçükkalıpçı, Orhan Vergili, Feyzullah Seçkin, Atıf Selçuk, Kemal Parıldar, Aşık Bayrami, Hanefi Coşkun, Mediha Uzar, İsmail Kaykıl, Veli Zor, Sevgi Yücebaş, Mehmet Kındap, Şenses Us, Sevinç Güven Doğancan, Merih Baran, İbrahim Yaman, Necati Özdenkoş, Sibel Unur Özdemir, Berran Yalçın, Mehmet Sevinç Ergün, Suna Güvel, Erdoğan Pamuk, Mesut Yayla, Mehmet Çevik, İbrahim Atabay, D.Emre Atabay, Nuriz Gökmenoğlu, Gülnaz Çetinkaya, Emine Uğurlu, İsmet Bora Binatlı, Mahir Ünat, Kemal Çakır, Nevzat Taşkıran, Yılmaz Erdoğan, Osman Kocatürk, Meral Otman ve Cemal Tuzcuoğulları da vardı.


Bir Cumartesi günü etkinliği daha sohbetlerle, şiirlerle, paylaşımlarla belleklerde yerini aldı.











Haber Metni:Sibel Unur Özdemir
Yayına Hazırlayan: Nur Ersen
Fotoğraflar: Nur Ersen- Sibel Unur Özdemir

 Okunma Sayısı : 931         10 Aralık 2013

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 680173

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.