İLESAM GENEL MERKEZİNDE ANKARALI BESTEKÂRLARLA 4.TOPLANTI…

 / ETKİNLİKLERİMİZ

ANKARALI BESTEKÂRLARLA 4. KAHVALTI TOPLANTISI ÇOK VERİMLİ GEÇTİ

İLESAM’ın Ankaralı bestekarlarla yaptığı sohbet toplantılarının 4.sü İLESAM Genel Merkezinde 18 Ekim 2014 Cumartesi günü gerçekleştirildi. Son derece neşeli ve samimi bir ortamda geçen kahvaltı toplantısında,  önemli bestekarlarımızın değerli fikirlerinden faydalanma imkanı bulduk. Bestelediği şarkılarla gönlümüzde taht kuran sayın İlgün Soysev, derin bilgisi ve çalışmalarıyla göz dolduran Sayın Erdoğan Tozoğlu ve seçkin eserleriyle gönül telimizi titreten Sayın Ünal Yılmazer konu hakkındaki fikir ve görüşleriyle İLESAM’ın hedeflerini belirlemesine katkıda bulundular. 

Bu haftaki bestekarlarımızın görüşleri kısaca şöyleydi : 

Sayın İlgün Soysev: 

“Şarkılarda bestelenecek güftenin kalitesi şarkının kalitesini yükselten önemli öğelerden birisidir. Şairlerimiz güftelerini yazarken özellikle açık ve kapalı hecelerin sistematiğine dikkat etmelidirler. Çünkü açık hecelerin üst üste geldiği şiirlerde küçük değerli notalar kullanıyoruz, bu da şarkının sıradanlaşmasına yol açıyor. Mesela bana ait olan yağmur gözlüm şarkısı, 7+5 hece vezniyle yazılmıştır ve bu vezinde yazan beste yapan az sayıda bestekar vardır. Beste yaparken özel bir çalışma şeklim yoktur, kafamda oluşturduğumda bana on dakika bile yeter. TRT denetiminden geçmiş 236 şarkım, Mesam’da kayıtlı 900 şarkım var. Ben TRT mensubuyum. Bu kadar da şarkım olmasına rağmen insanların hepsini duyması mümkün olmuyor, Mesamdan ise sadece tanınmış 13 şarkımdan telif hakkı alabiliyorum. Yine Trt’de de hep bu 13 şarkım çalınıyor. Eski TRT Müzik Dairesi Başkanı Süleyman Erguner, herkese talimat verip repertuardaki şarkılar paylaşılıp okunsun dedi. Fakat bunu gerçekleştirmek için zamanı yetmedi. Sanatçılar hep bilinen şarkıları okumak istiyor konserlerdede bu aynı şekilde. Çünkü insanlar bildikleri şarkılara eşlik edebiliyorlar. Dikkatimi çeken diğer konuda radyo isteklerinde hep aynı kişiler tarafından aynı şarkılar isteniyor. Bunu daha sonra isimlerinin tanınması için reklam aracı olarak kullanıldığını keşfettim hiç etik bir davranış değil. Turhan Taşan yeni besteleri tanıtan bir program yapıyor umarım uzun soluklu olur. TSM’nin çok sesli olmasına  karşıyım çünkü bu çok sesli değil ço sazlı demektir aslında. Bizim tek sesli müziğimiz, birbirine eşit olmayan aralıklar sistemine bölünmüştür. Bu dünyadaki hiç bir müzik te yoktur. Tsm’yi kurallarına bağlı olarak ileriye taşımak açısından, aynı usullerde yapılmaması gerektiğini düşünüyorum. Yani; şu anda ki eserleri çoğunluğu düek, sofyan, semai, curcuna, aksak vb dir...

Amatör korolar konusuna gelince; koristler sadece şarkı söylemek istiyor Tsm konusunda kendilerine verilen bilgileri dinlemek istemiyorlar buda müziğimiz için eksi bir puandır. İlesam’a konuya gösterdiği hassasiyetten dolayı teşekkür eder başarılı çalışmalarının devamını dilerim.”

Sayın Ünal Yılmazer: 

“Bünyesinde bir çok şairi barındıran İlesam’ın bu konuya katkısının büyük olacağı inancındayım güfte yazmak isteyen şairlerin, musiki usulleri hakkında biraz bilgisi olması gerekir diye düşünüyorum. Öncelikle şiirin ve güftenin ayrı tarzlar olduğunu bilmeleri gerekir. Özellikle aruzla yazılan şiirlerde açık ve kapalı hece sistematiğinin beste formlarına tam oturması nedeniyle daha rahat çalışılmaktadır. Hece vezninde 4+4+3 ve 3+3+5 formlarıda güzel bestelenir. Şiirde şairler istediklerini yapabilirler ama güftede bu böyle değildir. Güftekarlar bilerek yazmalıdır, araştırıcı ve geliştirici olmalıdır. Aynı temalar etrafında dönmemelidir. Farklılık yaratabilmelidirler. Bizler aynı sözlerden ve kafiyelerden artık bıkmış durumdayız. Bu yüzden farklı güfteler hepsinin arasında bir inci gibi parlayarak dikkatimizi çekebiliyor. Güftekarların prozedi kurallarına uymasıda önemlidir. Klasik yada yenilikçi musıkimizin bütün bu türleri kendi yerinde ağırdır. Hepsindende güzel örnekler vardır ve sevilmektedir. Bizler geleneği tekrar ediyoruz eve geleneği yaşatalım ama geliştirelim. 406 beste sahibiyim denetimden 139 eserim geçmiştir. Dört saz eserim 42 güftem var. İlesam’a bestekarlarla yaptığı bu toplantılardan ve sonucunda gerçekleştireceği projelerden dolayı teşekkür eder samimi ve sıcak atmosferinde yaptığımız bu kahvaltıdan büyük keyif aldığımı belirtmek isterim. 

Sayın Erdoğan Tozoğlu:

“Musikimiz bir şekilde yaşamıştır… 

Musikimiz binlerce yıllık bir alt yapıya sahiptir.. Kendisini yaşatacak sevenlerini hep bulmuştur. Kendisini sevdirmiş ve yaşaya gelmiştir…Zaman olmuş saraylarda yaşamıştır…Zaman olmuş semahlarda yaşamıştır..Gün gelmiş adını rembetiko yapmış meyhanelerde yaşamıştır…Hep yaşamıştır… Musikimiz bir şekilde yaşamıştır…

Mustafa Kemal isimli Harp okulu öğrencisinin Giriftzen Asım Bey’i Koro Şefi olarak davet edip okullarında Amatör Türk Müziği Topluluğu kurduklarını biliyor muydunuz…? Musikimiz bir şekilde yaşamıştır…

10 kasımlarda radyolarda müzik çalmanın yasak olduğunu kimler hatırlar.. Sonraları  “Atatürkün sevdiği şarkılar” programları ile bu yasakların delindiğini….Bu yasakları delen şarkıların aslında Atatürkün sadece sevdiği değil, aslında bizzat derleyerek notaya aldırdığı türküler olduğunu veya bestekarını teşvik edip repertuvarlara kazandırdığı şarkılar olduğunu..

Aslında “Dimetoka içinde var bir havuz ,canım havuz…Türküsünün nasıl olmuş bilinmez:

“”Sariyerin aman amanan ortasında..aman amman var bir havuzzz” Şeklinde TRT repertuvarına girdiğini…   Bülbülüm altın kafeste …türküsünün bizzat onun derlemesi olduğunu..biliyor muydunuz….Musikimiz bir şekilde yaşamıştır.. 

Rivayete göre 1921 şubat ayı…Paşaya bir bilgi gelir.. “Tacettin dergahında işret (eğlence) yapılmaktadır.. Paşa “Tacettin Dergahını epey zamandır ihmal ettiğini” düşünür..Yaverini alır tebdili kıyafet dergahın yolunu tutar..Kış kıyamet..Sessizce kapıyı açar girer diz çöker otururlar.Şevki Beyin eseri icra edilmektedir..”Gülzara nazar kıldım virane misal olmuş…”Eser biter…Şeyh sakince doğrulur.Eseri bir daha geçelim..Zira misafireyni cedidimiz hasıl olmuştur..der..Baştan bir daha icra edilir.İcra bitince .Şeyh  yerinden doğrularak paşaya “hoş geldiniz” der..Paşa ayağa kalkar şeyhin elini öper.Şeyh vatan millet için dualarını tekrarlar…Paşa emirlerini sorar. “Dualarımız namütenahidir… inşallah güneşin tülûu yakındır..der.. Mustafa Kemal bunu iyiye yorar.. İnönü  ve Sakarya meydan muharebelerini müteakip şeyhin müjdesini açıklar….Sonraları Türk müziğini yasaklatacak yağcıların Tacettin Dergahında nasıl bir işreti ispiyon ettiklerini de tahmin etmişsinizdir…ancak elbette …Musikimiz bir şekilde yaşamıştır.. 

Cumhuriyet döneminde fiilen yasaklanmış olmasına rağmen yine de yaşamıştır …

Gelelim madalyonun diğer yüzüne…  Cumhuriyet döneminde fiilen yasaklanmış olmasına rağmen yine de yaşamıştır. Küçük bir bilgi notu: Hepinizin bildiği İzmir suikastı ( M.1925) zanlılarından Gazinin de çok sevdiği bir ismin idam edilmesine ilişkin yasa onay için paşanın önüne gelmiştir. Paşa ani bir tepki ile ayağa kalkar…İsmet Paşa kavrar durumu.:”Geri adım atamayız..” der..Gazi istemeyerek imzalar…

Bilahara Kulağına gelen bir bilgide … “Okişinin son arzusunun bir uşşak şarkıyı terennüm etmek olduğudur…”  “Bu imtidadı cevre kim bahtın şitabı var….” Gazi bu şarkıyı artık   dinlemeye tahammül edemeyeceğini belli eder …elbette bu yasak anlamına gelir…

Gel zaman git zaman devirler değişir… 

Dr.Alâeddin Yavaşça hocamıza verelim sözü….Mealen: “Muhterem bir zevat (kişiler) Türk musikisi arzu etmişler… İcra devam etmekte…Birden fark ettim ki, Başvekil yerinde yok..İçimden geçen duygular..elbette menfi..Derken  kulağımda bir fısıltı…:”Üstadım beni affediniz. Repertuvarınızda mevcut ise “Bu imtidadı cevre kim bahtın şitabı var.” eserini okur musunuz???” Alâeddin Yavaşça hocamızın kendi kendinden özür duygularını müteakip kulağına fısıldayan Başvekil Adnan Menderes’e cevabını ve bu hatıranın devamını biliyorsunuz… Musikimiz bir şekilde yaşamıştır..

İşte bizim musikimiz bu kadar önemlidir…Devlet başkanlarının benliğindedir.. Biz musiki ile yasaklar arasında haşır neşir olduk..Hafız Mustafa Seyran ve Bestekar Necdet TOKATLIOĞLU’ hocalarımıza musikimizi sağlam tuğlalarla örmeye devam edeceğimize söz verdik.. Musikimiz bir şekilde yaşayacaktır.. 

Sözlerime son vermeden önce..tarih musikimizi yazarken: “Musikimiz bir şekilde yaşamıştır..” diyecektir…Mustafa Kemal…Adnan Menderes..Alâeddin Yavaşça derken…bizim de ismimizi bir köşeye çiziktirsin istedik..50 senemizi buna verdik… Emin ONGAN Üsküdar Musiki Cemiyetini kurmuş ve musikimizi yaşatmış… Biz taklit yapalım istedik. 3 Mayıs 2009 günü CRR-İstanbul da verdiğimiz sözü tuttuk. Ankara’da Türk Müziği Atölyesini kurduk…Şairler, güftekarlar… bestekarlar…Gelin şikayetlerinizi ele alıp sorunlarınızı çözelim…Binlerce yıllık tarihimizden bu yana Musikimiz bir şekilde yaşamıştır Abdulkadir Meragi’ den Itri’ye Dede Efendiye, Emin Ongan’a, Alaeddin Yavaşça’ya Amir Ate’ş e kadar yaşayan musikimiz elbette yaşayacak…… Biz hizmetkârı olalım, adımız kalsın…istedik.. 

Öte yandan sohbetimizin konusuna gelince….

…Musiki gönlümüzü okşuyorsa güzeldir…Gönül telimizi titretiyorsa daha güzeldir…Asırlarca titretmeyi sürdürüyorsa en güzeldir… Facebook isminde bir site var….Bestekar bilmem kim …..Şair Feşmekan …..Yüzlerce… Gerçekten üzgünüm….Karacaoğlan okumayandan şair olur mu?...Aşık Veysel okumayandan, dinlemeyenden ozan olur mu…

 

…ve….TRT konusunu bir başka sohbetimizde ele alalım…Yeni Genel Müdür atansın…Kimbilir belki Erguner olur… Saygılarımla”

 Okunma Sayısı : 1341         21 Ekim 2014

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 169403

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.