İLESAM’DA MUSİKİ SOHBETLERİ USTALARIN SÖZLERİNDE HAYAT BULUYOR

 / ETKİNLİKLERİMİZ

İLESAM’DA MUSİKİ SOHBETLERİ USTALARIN SÖZLERİNDE HAYAT BULUYOR

İLESAM, Cumartesi sohbetlerinin sabah bölümünü oluşturan Ankaralı bestekarlarla yapılan kahvaltı çalışması programında  Genel Başkanımız Sayın Mehmet Nuri Parmaksız ve Genel Başkan Yardımcımız Sayın İlter Yeşilay’la birlikte bu hafta da birbirinden değerli musiki üstadlarını ağırladı. Oldukça neşeli ve faydalı geçen toplantıda Türk musikisine değerli katkıları olan bestekarlarımız, fikirleriyle hedef  projelerimize yön verdiler. 15 Kasım 2014 Cumartesi günü yapılan kahvaltı sobetlerinin bu haftaki konukları: Türk musikisine yaptığı üstün hizmetlerle adından saygıyla bahsettiğimiz büyük musiki üstadımız Sayın Kadri ŞARMAN, Kültür Bakanlığı’nın güzide ses sanatçılarından ve harika besteleriyle gönlümüze taht kuran Sayın Tuncay YALIN, ömrünü Türk musikisinin araştımalarına vakfetmiş, bu konuda eşsiz bir bilgi hazinesine ve arşivine sahip olan müzikolog Sayın Coşkun BAĞIR’dı. Konuklarımız Türk musikisi ve İLESAM’ın konu hakkındaki çalışmalarıyla ilgili görüşlerini şöyle belirttiler.

SAYIN KADRİ ŞARMAN:

İLESAM’a duyarlı ve azimli çalışmalarında başarılar dileyerek sözlerime başlamak istiyorum. Bünyesinde çok sayıda şair bulunduğunu bildiğim bu güzide kurumumuzdaki şairlerimizin çoğu da biz bestekarların nağmelerine sözleriyle katkıda bulunmuşlardır. Burada öncelikle şunu belirtmek isterim. Şiir duyguların sözle anlatımıdır. Besteyle ve ezgiyle birleşince şiideki duyguları ifade eden sözleri müzikle donatmış oluruz.  Böylece şarkı dediğimiz yapıt ortaya çıkar. Çeyrek asırdır bu doğrultuda yapılanmış eserler ortaya çıkmıştır. Elbette ki normal olan durum budur. Fakat doğruyu söylemek gerekirse günümüzde bu olması gerektiği sınırların dışına çıkarak çarpık bir hal almıştır. Plak ve CD sanayii tamamen maddi çıkar ilişkileri doğrultusunda sözsüz ezgiler üzerine şiir monte ettiriyor. Bu son derece yanlış ve işin ruhuna aykırı bir durumdur. İşte burada sizler gibi büyük edebi ve bilim kurumlarına çok iş düşüyor. Bünyenizde bulunan şairlerinize ikaz ederek bu gibi durumları kabul etmemelerini anlatabilirsiniz. Bir sektöre hizmet etmek için ruhsuz, renksiz, duygusuz  şarkıların müzik kültürümüze büyük zarar verdiğini her şarkı yazarının  bilmesi elzemdir. Bu şekilde ortaya çıkmış şarkılar ne şiirin ne de onu yazan şairin ruhunu yansıtamaz. Esas olan şiirden yola çıkarak yapılan eserlerdir ki bir şarkının yüzde ellisini bu faktör oluşturur. Ismarlama müzik eserlerinin müziğimizi yozlaştırdığı bir gerçek hatta bazı besteciler şairi kendi kafasına göre yönlendirerek yazdırmaya çalışıyor bütün bunlar son derece büyük hatalardır. Avni Anıl, Saadettin Kaynak, Yusuf Nalkesen, gibi dehalar bunu asla yapmamışlardır. Bu yüzden eserleri özüne sadıktır ve kalıcıdır. Bir de korolar meselesi var. Korolar yaşayan musikimizin devamlılığı açısından oldukça önemli bir görevi yerine getirmektedir. Buradaki sıkıntı ise uygulamada yapılan yanlışlıklardır. Maalesef çoğu korolar ehil insanların elinde değildir. Koroları çalıştıran ve yöneten şeflerin Türk Musikisi hakkında donanımlı ve bilgili olmaları gerekmektedir. Elbette ki bunun da bir denetim mekanizması olmalıdır. Sanatla ilgili resmi kuruluşlar bunu pekala yapabilirler. Fakat denetimsizlik maalesef her yerde mevcut.mesela musikimizdeki icra ve uygulama hataları hep bu denetimsizlikten kaynaklıdır.Siyasi ve hatır gönül yapılanmaları her şeyi bozuyor. Radyolarda 20 sene önce son derece sıkı bir denetim vardı maalesef şimdi öyle değil hatta pek önemsenmiyor da diyebiliriz. TRT repertuarı meselesi hakkında da bir kaç şey söylemek isterim. Elbetteki sanatçılarımız emek verdikleri eserlerin hak ettiği yeri bulmasını isteyerek başvuru yapıyorlar, haklarıdır. Fakat şunu bilmek lazımdır. Başvuruda bulunan her eser denetimden geçemez. Gerekli kriterleri gözetmiş orijinal ve usulüne uygun eserlerin seçilmesi gerekmektedir. Bunlar da ne yazık ki fazla çıkmıyor. İLESAM bu toplantılarla hem kendi üyelerine hem Ankara’lı bestekarlara önemli katkıda bulunacak fikirlerin su yüzüne çıkmasını sağlıyor. Eserlerinin şarkı olmasını isteyen şairlerinize şunu söyleyebilirsiniz. Aruza yönelsinler. Usul ve adabına uygun şarkıların yapılabilmesi için aruz çok önemlidir.Hece vezniyle yapılan şiirler Türk aksağı, müsemmen curcuna gibi önemli usullere uygulanamaz. Bu güzel kahvaltı sohbeti programına teşekkür eder, musikimize katkıda bulunmak adına verdiğiniz emekler için de takdirlerimi sunarım .

SAYIN TUNCAY YALIN:

İLESAM’ın değerli üyelerini ve yönetimini şahsınızda gönül selamıyla selamlıyorum. Üyeleriniz arasında bulunan şairlerimiz elbetteki çalışmalarıyla Türk Şiirine katkıda bulunan eserler üretiyorlar fakat bir bestekar olarak şunu bilmelerini arzu ediyorum. Şarkı sözü ve şiir farklıdır ve her şiirinde bestelenebilirlik özelliği yoktur.Musiki üstadımız avni Anıl “şarkı yapacağım şiirin önce beynimi beslemesi lazım” demiştir. İşte bir besteci için bu çok önemlidir. Önümüzdeki şiire baktığımızda beynimizin frekansıyla gönlümüzün frekansı birleşiyorsa o şiir iyi bir şarkı adayıdır diyebiliriz. Elbetteki şairlerimizden bizlere bir çok şiir geliyor fakat hepsinin de bir duygu uyandırması mümkün değil bu yüzden bize darılanlar hatta baskı yapanlar oluyor. Buna son derece üzülüyorum. Şiir gibi beste de duygu işidir ve şairler duygu olmadan bir tek dizeyi bile nasıl yazamıyorlarsa bestecilerde bir tek notayı bile aynı nedenle yazamazlar. Beste yapacağım şiir bana “ Beni cüzdanında taşı” diyebilmelidir. Türk Müziğinin yozlaştığı fikri ortalıkta dolaşırken ve bunu bizzat yaşarken katılmamak mümkün değil. Önüne gelen bir enstrüman çalıp beste yapmaya başladı.Bunların repertuar kuruluna gitmesinin önünde de bir engel yok. Eser başına on lira yatıran bunu yapabiliyor. Bunun önüne geçmek için bence Repertuar Kurulu’na gitmeden önce bu eserlerin o kurula gitmeye değer bulunduğunu belirleyen bir ön eleme kurulu olmalıdır. Fakat kabul etmek gerekirse buna yetişmek de mümkün olmayabilir yine de istenirse yapılamayacak hiç bir şey yoktur diye de düşünmekten kendimi alıkoyamıyorum. TRT Repertuar Kurulu’nda ise konuyla ilgili Meslek Birliklerinden birinin bulunması gerekir diye düşünüyorum. Hatta Kültür Bakanlığı’nın da bu kurula destek verebileceğini düşünüyorum. Kültür Bakanlığı’mızın bünyesine bağlı bulunan 9 tane korosu vardır.Bu korolar her sene 400 adet eser çalışıyor.Burada söylemek istediğim ve arzu ettiğim şey bu koroların repertuarda bulunan yeni eserlere de yere vermesidir. Fakat ne yazık ki bu mümkün olamıyor. Kültür Bakanlığı “Klasik eserler okunacak” deyince yeni eserlere yer verilemiyor. Fakat yıllardır gözlemlediğim bir şey var. Kalsik eserlerimiz elbette ki musikimizin şahaserleridir. Bu kuşkusuz gerçektir. Sorun olan şeyse, bu eserlerde Osmanlıca kullanıldığı için dinleyenlerin anlaması ve zevk alması zorlaşıyor. Son zamanlarda bazı konserlerde dağıtılan kitapçıklarla şarkı sözlerinin Türkçe mealide verilmeye başlandı. Bence konsere gelen dinleyici kitlesine göre şarkı seçimi yapılmalıdır. Yeni Türk Müziği Eserlerinin tanıtılması ve okunması için bazı yaptırımlar getirilmelidir.Bunu TRT Müzik Dairesi yapabilir diye düşünüyorum. Hepimiz de topluma mal olmuş sanatçılar olarak çeşitli yerlere dinletilere davet ediliyoruz. İLESAM’ı ilgilendirdiği için söylüyorum. Bu programlarda şiir okuyan şairlerimiz lütfen şiir yorumlama konusunda ve diksiyon konusunda bilgili olsunlar. Şiir yorumunda ruh çok önemlidir. Şairler şiirlerini ruh vererek okursa toplumun daha çok beğeneceğini ve anlatılmak istenenlere daha kolay vakıf olacağına inanıyorum. İLESAM’a daveti ve çalışmaları için teşekkür ediyor, belirlediği hedeflere bu gayret ve ivmeyle varacağına inanıyorum.

SAYIN COŞKUN BAĞIR:

İLESAM’ın kahvaltı toplantılarıyla Ankara’da yaşayan bestekarlara ve müzik insanlarına ulaşmasını önemli bir hizmet olarak görüyorum. Ayrıca bu samimi ortamda fikirlerimi dile getirmekten de mutluluk duyuyorum. İLESAM’ın yaptığı çalışmalarla ve ülke çapındaki geniş yapılanmasıyla çok fonsiyonel bir kuruluş olduğunu  hepimiz biliyoruz. Benim dileğim ankara’da bulunan bestekar ve şairlerin bir envanterini çıkartarak onları bir araya getirmeleri, kaybettiklerimiz için anma günleri düzenlemeleridir. Bunları belediyelerle vb. kurumlarla işbirliği halinde gerçekleştirecek kadar potansiyeli olan İLESAM, sağladığı sponsorlarla da sanatçılarımızı halkla buluşturup taltif etmeli onları halkla kaynaştırmalıdır. Bir de Ankara’da yaşayan sanatsevenlerin zaman zaman şikayet ettiği bir sorunu dile getirmek istiyorum. Şartlar gereği bütün kurumlar programlarını Cumartesi günü 13.00 – 14.00 civarında yapıyor bu yüzden aynı anda gitmek istediğimiz programlar çakışınca gidemiyor üzülüyoruz. İLESAM bu konuda bir şeyler yapabilir mi diye düşünüyorum. En azından kurumlar kendi aralarında bir ittifak oluşlturmaz mı bu konuda diye düşünüyorum. Ankara’da yaşayan sanatçılarımızı çok önemsiyorum. Onlara destek vermek ve sorunlarını gidermek adına yapılacak bütün çalışmalara da gönüllü katılmaya hazırım. İLESAM’ın kendi bünyesinde bulunan şairleri güfte yazımı konusunda bilgilendirecek etkinlikler ve çalışma programları yapmasını arzu ederim. Şairlerimiz, nesillere kalıcı musiki  eserleri bırakmak için yola çıkılan noktanın kendileri olduğunu unutmamaları ve duygusuyla tekniğiyle bu ruha uygun eserler üretmeleri çok önemlidir. Şu günlerde İLESAM’ın üzerine düşen öncelikli bir görev daha olduğunu düşünüyorum. İLESAM binlerce edebiyatçı ve bilim insanının telif haklarını koruyan bir kurum olarak bunu sorgulama hakkına sahiptir: TRT neden radyolarını neredeyse kapatma noktasına getiriyor? Kendi konusuna hakim ehil insanlar görevden alınıyor fakat yerlerine aynı özellikleri şahsında taşıyan başkaları getirilmiyor.  Bu gidişin sonu ne olacak herkes gibi ben de üzüntü ve endişeyle bekliyorum. İLESAM’ın Kahvaltı Çalışması programına katılmaktan ve bir arada olmaktan dolayı çok mutlu oldum çalışmalarınızda başarılar diliyorum.

 Okunma Sayısı : 1245         17 Kasım 2014

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 46810

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.