İLESAM CUMARTESİ SOHBETLERİ VE ŞİİR DİNLETİSİ (22 KASIM 2014) “IRAK TÜRKMEN EDEBİYATI VE ATA TERZİBAŞI”

 / ETKİNLİKLERİMİZ

İLESAM CUMARTESİ SOHBETLERİ VE ŞİİR DİNLETİSİ

(  22 KASIM  2014)

“IRAK TÜRKMEN EDEBİYATI VE  ATA TERZİBAŞI”

İçeriği ve kalitesiyle ses getiren Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği Cumartesi etkinliklerinde bu haftanın konuğu   Dr. Şemsettin Kuzeci idi.

Program,  İLESAM Genel Başkanı Mehmet Nuri Parmaksız’ın yaptığı açılış konuşması ile başladı. Irak Türkmen edebiyatının önemine ve Ata Terzibaşı’nın  değerli bir isim olduğuna vurgu yapan  Parmaksız “Kalbe zincir vurulması mümkün değildir. Türk kültürü neredeyse bizim kalbimiz orada atar. İnsanlar farklı düşünebilirler. Önemli olan müştereklerimizi unutmamamızdır. Müştereklerimizi unutursak kendimizi, özümüzü unuturuz. Orhun Abidelerinden Dede Korkut hikayelerine, Divanı Lügat-ı Türk’ten Fuzuli’nin Divan’ına kadar; kısaca en eski edebiyat örneklerimize kadar biziz. Biz, edebiyatımızı İslamiyet’ten Önce, İslamiyet’ten Sonra, Tanzimat Edebiyatı vb. başlıklar altında topluyorsak bu öğretmek kolay olsun diyedir. Devam ederlik gelişen kültürün üzerine kurulan bir yapıdır” dedikten sonra “Bilindiği gibi Meslek Birliğimiz Türk kültürüne, Türk edebiyatına, Türk şiirine yaptığı hizmetlerinden dolayı zaman zaman üyelerini bir plaket ile taltif ediyor. Ekim ayının 25’inde  gerçekleştirdiğimiz ödül töreninde Sayın Şemsettin Küzeci’ye de İLESAM hizmet plaketi verecektik.Ancak; kendisi yurt dışında olduğu için törene katılamadı. Konuşmasını tamamladıktan sonra kendisine plaketini de takdim edeceğiz” diyerek Küzeci’yi  konuşmasını yapmak üzere kürsüye davet etti.

Dr. Şemsettin Küzeci konuşmasını aşağıdaki başlıklar altında gerçekleştirdi:

“674M./54H. Yıllarında Orta Asya ve Azerbaycan’dan Irak’ta yerleşen Türkmenler, dilleri ile birlikte edebiyatlarını, kültürlerini de beraberlerinde getirmişlerdir. Şüphesiz ki, Türkmenlerin dilleri, edebiyatlarının kökü Oğuz boylarına uzanmaktadır.

Irak Türkmen edebiyatı umum, Türk edebiyatında önemli bir yer teşkil eder. Bu husustan yola çıkarak Irak Türkmen edebiyatının kendine özgü özellikleri elbette olacaktır. Türkmenler Irak coğrafiyesine yerleştikten sonra zaman içinde yeni unsurlarla kaynaştı ve daha çok kentleşti. Dolayısıyla yeni şartlarda bir edebiyatın doğması da tabiidir. Ne yazık ki Türkmenlerin Iraktaki ilk dönemlerine ait yazılı eserleri tespit edilmemiş; Nesimi, Fuzuli ve Ruhi gibi kıymetlerden önceki şair ve yazarlara ait şiir yazı ve divanlar ortada yoktur.İmadettin Nesimi El–Bağdadi’nin yaşadığı döneme dek, (1370–1417M) hiçbir Irak Türkmen şair ve yazarının yetiştiği saptanılmadı.

Bilindiği gibi Oğuz boyları ve oymakları Türkistan’ın en uzak bölgelerinden 447 H./1055 M. yılında Irak’ta yerleşmeye başladılar ve onlardan önce göç eden Türkmen dalgalarıyla ilişkilerini sürdürdüler. Ve bir süre sonra egemenliklerini 590 H./1193 M. yıllarına kadar İran, Irak, Şam ve Küçük Asya topraklarında Selçuklular olarak egemen oldular.

656 H./1258 M. yıllarında Moğolların Irak’ı işgal etmelerine dek, Irak’ta Türkmen Beyliklerinin dilleri katıksız Türkçe idi. Selçukluların 200 yıl süren egemenlik dönemlerinde şüphesiz ki, dilleri Türkçenin ayrı bir ağzı Türkmence olarak şekillendi.

1073M–1077M yılları arasında Bağdat’ta Kaşğarlı Mahmut tarafından yazılan Divanı–Lügat’it–Türk ilk gramer çalışmasıdır. Yabancılara Türkçe öğretmek için, bu kitapta 7500 kelimenin Arapça karşılığı verilmiştir. Kitap’ta, atasözleri, şiir, destan, efsane ve folklorumuzdan örnekler sunulmuştur.

On beşinci yüz yılında 1403M de Irak’a hâkim olan Karakoyunlular ve 1467M yılında gelen Akkoyunlular, Türkmence bir dil kullanmıştır. 1508M yılında Safevi’lerin girdiği Irak’ta resmi dil yine Türkmencedir.

Irak Türkmen edebiyatının yazılı ilk verimleri Nesimi 1370–1417 M., Dede Korkut’un yazıları ile ve Fuzuli’nin de yazdıkları şiirlerin birçoğu Türkmence idi. Nesimi şiirlerini yazdığı yıllarda Orta Asya ve Azerbaycan’da Irak’a göç dalgası süren Oğuz soylu Türkmenlerin arasında kullanılan dil; Türk dillerinin Oğuz grubunun, Oğuz–Selçuk yarım gurubuna giren, telaffuz, morfoloji, sentaks ve şive bakımından hemen hemen Azerbaycan dili aynı şekilde idi.

941H/1534M yılları Osmanlı egemenliği ile Nesiminin ölümünden sonra 117 yıl süren bu durum farklı yönlere sapmaya başladı. Böylece Irak Türkmen dili ve edebiyatı ikiye bölündü; halk dili Azerbaycan Türkçesinin etkisindedir. Yazı dilimiz ise Osmanlıcanın…

Ahdi’nin tezkeresinde, Bağdat ve dolaylarında yaşayan Türkmen şairlerinden tanınmış Hazani ve Zamiri’dir. Esiri takma adıyla şiirlerini yazan Hazani’nin döneminde en görkemli şair olarak tespit edilmiştir. Zamiri ise Leyla Mecnun konusunda destanını yazmıştır. Bağdat ve dolaylarında yetişip yaşayan ve Fuzuli’nin izinde giden Iraklı Türkmen şairlerinden İlmi, Zaidi, Cevheri, Hakiki ve Hadimi gibi şairlerdir.

Ona altıncı yüz yılda 1548–1605M yıllarında Bağdat’ta doğan ve Şam’da vefat eden şair Bağdatlı Ruhi divan şiirinin ustalarından sayılır ve terkip–ı bendi ile tanınan bir şairdir. Yine on altıncı yüz yılın sonlarında Bağdat’ta yaşamış Türkmen şairi ve Hattatı Kavsi, Fuzuli ye etkilendiğinin açıkça şiirlerine yansıtmıştır. On sekizinci yüz yılda Kerkük’te doğup büyüyen Nevres El–Kadim, On dokuzuncu yüz yılda Safi Abdullah, yirminci yüz yılda Kabil, Mehri, Eset Naip, Hıdır Lütfü, Hicri Dede, Reşit Akif Hürmüzlü, Mehmet Sadık, Celal Rızaefendi, Osman Mazlum, Nazım Refik Koçak, Mehmet İzzet Hattat, Ali Marufoğlu, Abdüllatif Benderoğlu, Salah Nevres, Nesrin Erbil ve diğerlerinin Türkmen edebiyatında görkemli yerleri vardır ve kendilerini ispat etmişlerdir.

Irak Türkmen Edebiyatında Divan Şiiri (Arûz)

Aruz: Hecelerin uzunluk ve kısalık, kabalılık veya açıklık değerlerine göre türlü ses kalıplarından oluşan Divan edebiyatı nazım ölçüsüdür. Divan edebiyatının bir parçası olan divan şiiri, başta açık benzetmelerle daha sonra çok ince, karışık bir mecaz sanatı olarak edebiyatımızda yerini aldı. Divan şiirinde gayet açık ve sade olmak değil, edebi sanatlar yapmak suretiyle, maharet, göstermektir. Bu tür şiirin özelliklerinden biri de genel dilde konuşulmayan kelimeleri kullanmak, ikizli, üçüzlü vs. Farsça tamamlamalar yapmaktır. Divan şiiri her şeyden önce soyut kavramlar şiiri olduğu için divan şairlerinin soyut mazmunlarla örülü duygu ve hayal âlemlerine girilmedikçe bu edebiyat kavranılmaz ve netleşmez.


Fotoğraf: Irak Türkmen Edebiyatı ve Ata Terzibaşı Programından 3

Türk edebiyatının büyük bir kısmını teşkil eden Divan edebiyatı, Irak Türkmen edebiyatın de etkilemiştir. Türkmen şairleri kendilerini ve oldukça eski tarzdan uzaklaşarak yeniliğe doğru sağlaya bilmiştir. Aruz veznini kullanan Türkmen şairleri yavaş yavaş heceyi de kullanmaya başladılar. Onlardan Osman Mazlum, Esat Naip, Hicri Dede ve başkaları… Ama şimdiye dek Osman Mazlum divan şiirine ve bu akıma bağlılığını sürdürüp ayrılmak istemeyen bir örnek Türkmen şairidir. Esat Naip ise Divan şiirini bırakarak heceye geçmiştir.

Yirminci yüz yılda divan şiirinin özelliklerini geçirdikleri evrelere göre: Gazel başlığı altında yazılan aşk, ağıt, sevgi şiirleridir. Kimi şairler de şiirlerinde yaşamla ilgili sosyal, siyasal, insancıl, yurtsal ve ulusal konuları işlemişlerdir. Kimileri de dinsel, doğa ve başka konuları ele almışlardır.

Şair Hicri Dede Divan şiirimizin öncülerinden sayılır. Arkasından bu yolu izleyen Irak Türkmen şairleri arasında divan edebiyatında kalem oynatanlar: Mehmet Sadık, Celal Rızaefendi, Osman Mazlum, Hasan Necef Felahi, Esat Naip, Nazım Refik Koçak, Reşit Akif Hürmüzlü gibi şairlerdir.

HECE ŞİİRİ

Hece ölçüsü, aruz ölçüsünden önce xıx. yüz yıla kadar kullanılmıştır.Hece ölçüsü genelde Türk dili halkların Irak Türkmenleri dahil ulusal ölçüsü sayılmaktadır.Bu ölçü ile yazılan Dede Korkut destanlarında ve Kaşgarlı Mahmut’un yazdığı Divan–ı Lügat’it–Türk eserinde görülüştür.

Aruz ölçüsüyle yaygınlaştığı çağlarda, halk şiirimizde özellikle teke şiirmizde, hoyratlarımızda ve bir takım şairlerin eserlerinde, örneğin, Ahmet Yesevi, Yunus Emre, Hatai ve başkalarının heceyi en güzel bir biçimde kullandıklarını göze çarpar.

Hece ölçüsünü  dünyanın bir çok halkları tarafından kullanılarak;Irak Türkmen şairleri tarafından da kullanılmaktadır. Hece şiiriyle yazılan şiirler adata halkın ruhunu okşayan, halka daha fazla bağlanmayı, halkın acı ve sevinciyle ilgilenmeyi başarmıştır. Aruz’dan sonra Hece ölçüsü şiirin yeni kimliği olarak benimsenmiştir.

Şairlerimiz, hece ölçüsüne çağdaşlık bayrağını taşıyarak, Irak Türkmen şirinin parlak geleceği için sarsılmaz temel ve dayanaklar bıraktılar. Hayatın çeşitli konularında, şiirlerini ölümsüz dilimizde ve dilimizin güzel hece ölçüsüyle yazdılar. Halka seslenen bu tür şiirle, Türkmen edebiyatının yeni dönüm noktası şekillendirildi.

Irak Türkmen şairleri bu ölçüde şiirlerini yazdıklarında, kötümserlikten bir türlü kurtulamadılar. Bunun da nedeni aşırı duygusallığa kapanmaklarıdır. Ama iyimserlik şiirlerini de Türkmen şairlerinin bir kısmı şiirlerine çok mükemmel bir üslupla insanların acılarına ve sıkıntılarına adeta ilaç gibi olmuşlardır.

Türkmen şairleri sevgi konusuna çok önem vererek şiirlerine yansıtmışlardır. Bu tür şiirler geniş yer aldığı gibi, yurtsal, ulusal konular da şiirlerde ağı basar.

Irak Türkmen çağdaş şiirinin iki kuşağını şöyle gösterebiliriz.İzzettin Abdi Bayatlı, Hasan Görem, Reşit Ali Daduklu, Ali Marufoğlu, Sait Besim, Tevfik Celal Orhan, Reşit Kazım, Ali Saip, Mehmet Hatipoğlu, Mustafa Kemal Dendenoğlu, Abdullatif Benderoğlu, Salah Nevres, Seyfettin Biravcı, Rıza Çolak, Hasam Hasret, Mehmet İzzet Hattat, Fevzi Ekrem Terzioğlu, Sami Tütüncü ve başkaları…

SERBEST ŞİİR

Çağdaş dünya edebiyatında geniş bir yer tutan serbest şiir, Irak Türkmen, edebiyatında özellikle çağdaş Türkmen şiiri döneminde görkemli konumu olmuştur..Bu tür şiirle çağdaş düzeyine ulaşmayı başardığını söyleyebiliriz. Bu dönemin getirdiği yeniliklerle Türkmen şiiri, canlılık, biçim, içerik, düşünce, simge, ve imge bakımından diğer halkların ortaya attıkları şiir örnekleriyle at başı koşmaya en güzel bir biçimde göstermişlerdir. Irak Türkmenlerinde, serbest şiirin ilk ürünü 1950M yılının başlarında ortaya çıktı. Bu tür şiir serbest olduğu halde, bunu hece ile de yazan şairlerde vardır. Bu tür en fazla Azerbaycan’da yaygınlaşmış yeni şiirdir.

Türkmen serbest şiirin öncülerinden olan 1950–1960 yılları arasında Abdullatif Benderoğlu, Abdulhalik Bayatlı, Necmettin Esin, Bahattin Salihi, Nesrin Erbil, İnayet Refik… Daha sonra 1960–1970 yılları arasında bir takım yeni şairler serbest şiiri yazmaya başladılar;Salah Nevres, Erşet Hürmüzlü, Kenan Sait, Nihat Akkoyunlu, Kahtan Hürmüzlü, Ata Bezirgan ve 1970 yılından sonra Hamze Hamamcı, Hayrullah Kazım, Haşim Reşat, Adnan Sarıkahya, Celal Polat ve daha sonra bugünkü günümüze kadar diğer şairlerde serbest şiiri yazdılar onlardan;Adnan İsmail, Çoban Hıdır, Nusret Merdan, Remzi Çavuş, Hani Sahip, Mehmet Ömer Kazancı, Ahmet Kerküklü, Mehmet Merdan, Firdos Kerküklü, Şekibe Vandavi, Kasım Akbayrak, İsmet Özcan, Kara Vahap, Necat Mehmet Tuzlu, Şemsettin Küzeci, Yalçın Bellevoğlu, Kevser Sakı Bağvan…

HALK ŞİİRİ

Irak Türkmen edebiyatında aruz, hece ve serbest ölçülerle yazılan şiirlerin ne kadar önemi varise Halk şirinin de bir o kadar önemi vardır. Çünkü genelde yazılan halk şiirleri toplumun her kesimi tarafından anlaşılan ve hızlı bir şekilde kulaklara dolan ince ve halkın gerçek yaşamını yansıtan sözcüklerdir. aynı zamanda Halk şiirlerinin bir bölümü müzik aletleri ile güzel bir şekilde icra edilirken insanları ciddi bir şekilde etkilemekte, sevilmektedir..

Halk şiiri edebiyatımızda yüz yıllar boyunca varlığını sürüp giden ve halk tarafından benimsenen bir tür şiirdir. Halk şiirinin ilk türleri sazla söylenen türkülerdir. Bu türkülerde, sevgi, doğa, güzellik,  ilahi aşk, özlem, acı, ümit konularının geniş bir konumu vardır.

Türkmen edebiyatımızın halk şiiri türü olan Hoyrat, edebiyatımızda çok önemli ve görkemli bir şekilde yer almıştır. Halk şairlerimizden: Mustafa Gökkaya, Nasih Bezirgân veFelekoğlu ile Reşit Ali Dakuklu’nun bir takım şiirleri. Genç kuşaktan da: Sabir Demirci, Hüseyin Ali Mubarek, Ferman Hamit Tuzlu, Şemsettin Türkmenoğlu, Mehmet Mehdi Bayat, İsmail Serttürkmen ve başkaları..

Çağdaş halk şiirimiz, yerli ağızla yazıldığı gibi, kimi şairlerimiz bu yerli ağza edebiyat dilini de eklemekte bir sakınca görmemişlerdir. Halk şiirimizin kapsadığı konular; halk arasında yaygınlaşan çirkin ada ve inançlar, beğenilmeyen tavırlar, öğüt verici atasözlerinden de yazılan şiirler halkımız arasında benimsenmiştir.

IRAK TÜRKMEN EDEBİYATINDA HOYRAT GELENEĞİ

Irak Türkmen Edebiyatında, şiirin başlangıcı sayılan “Hoyrat–Horyat–Koyrat–Koryat” bir duygu ve düşünceyi özgün yollarıyla dile getiren, yedi heceli, dört ve ya da fazla mısralı bir halk şiiri türüdür. Hoyrat sadece Irak Türkmen edebiyatında değil. Türk edebiyatında da özgü bir yeri vardır. Azerbaycan’da, Türkiye’nin Anadolu yörelerinde de damgasını vurmuştu. Azerbaycan’da bayatı, Anadolu’da cinaslı mâni olarak adlandırılmıştır.

Hoyrat denilince Kerkük, Kerkük denilince hoyrat gelir akla. Türkmen feryatları hoyratlaşır, hoyratları feryatlaşır. Sevdalı kalplerin sızlanışıdır hoyrat, yaralı yüreklerin sızan kanıdır hoyrat, gönüller yangınıdır hoyrat. Kerkük’ümün hoyratları feryat olur, feryatları hoyrat. Kerkük feryadın, feryat hoyratın eş anlamlısıdır sanki. Türkmen’in feryadını hoyrat hoyrat yükseltir, dağı taşı inletir, yazı yabana dinletir. Baba Gürgür gibi yanar bağrı, şahrem şahrem sinesinde eksilmez sızı ağrı. Ne biter derdi, ne tükenir çilesi. Yanık yanık söylenir.

Türk edebiyatında da Dört mısralık halk edebiyatı nazım şekli ile bu şiirlerin müziğini ifade etmek için kullanılan hoyrat kelimesinin hangi kelimeden türediği hakkında kesin bir görüş yoktur. “Fakir, garip, başıboş” anlamlarına gelen Horyat kelimesinden; Kerkük’ün bir semti olan Korya kelimesinden; kaba saba, kötü, kibirli anlamlarına gelen Horyat kelimesinden geldiği hakkında görüşler vardır.[6]

Erbil’in, Tuzhurmatı’nın, Telafer’in, Kerkük’ün ovası obası, bahçesi bağı, çayı çayırı Türk ile kaynaşır, Türkü ile söyleşir. Kerkük’e hoyrat, hoyrata Kerkük pek yaraşır. Bu küçücük nazım birimine bütün bir dünyayı sığdırabilenlerin dilinde Türk’ün sevinci, kıvancı, neşesi, gururu, acısı, gururu, öfkesi, sıla hasreti, mizah duygusu, evlat sevgisi, vatan ve millet sevdası, hürriyet ve istiklal aşkı bir güzellikler güldestesi olup ulam ulam göklere ağar, sonra bir rahmet bulutu halinde Türk Dünyasına yağar. Kerkük’te olduğu gibi Urfa’da da vardır Horyat, Elazığ’da da. Can Azerbaycan’a uzanıp “Bayatı” oluverir hoyrat.

Klasik edebiyatımızın “Rübai”si ne ise halk edebiyatımızın “Horyat”ı da odur denilebilir. Yedi heceli, üç mısralı bu nazım biçiminde duygular, düşünceler, Gökçek Türkçe’nin özellikleri, güzellikleri öylesine yoğun ve öylesine ustaca işlenir ki, Yahya Kemal gibi titiz, bir o derecede de güç beğenir bir şair bile bu görkem karşısında feveran eder:

Irak’ta Türkmen edebiyatı Umumi Türk edebiyatının önemli bir parçasıdır. Türkmen edebiyatında Kerkük ve Irak’ın diğer Türkmen bölgelerinin ağzıyla yazılan hoyratlar Irak Türkmen Halk edebiyatının önemli bir türüdür. Kerkük hoyratıyla bilinen bu çeşit halk şiiri Azerbaycan’da Bayatı, Anadolu’da Mani olarak bilinmektedir. Irak’ta Türkmen halkının yediden yetmişe hoyratı biliyor, ezberlemiş ve yazıp söylüyorlar. 1918’den bu yana Irak’ı İşgal eden İngilizler ve daha sonra Irak’ı yöneten iktidarlar Türkmenlere karşı uyguladı asimilasyon, sindirme ve yok etme politikalarına rağmen Türkmenler Kültür, sanat, dil ve edebiyatlarını ancak horyat yoluyla korudular gelenek ve göreneklerini ayakta tutmayı başardılar.

Irak’ta Türkmen varlığı 100 yıla aşkın bir sürede horyat yoluyla korundu. Türkmenlerin yaşadığı ortamı, sosyal hayatı, folkloru, edebiyat ve sanatını hoyratların analiz yapıldığında varlık tablosunun bütünlüğü ortaya çıkar.

Kerkük hoyratları genellikle her birinin bir hikâyesi veya bir olayı vardır. Bu hoyratları araştırdığımızda veya incelediğimizde Türkmen toplumunu ne kadar derin bir kültüre sahip olduğu ortaya çıkar. Horyat Irak Türklerinin yediden yetmişe geçilmez bir varlıklarıdır. Adata horyat bilmeyen, düzmeyen, okumayan ezberlenmeyen bir Irak Türkü toplum tarafından benimsenmeyen bir kişidir.

HİKÂYE

Türkmen şiirinin edebiyatımızda ne kadar yeri var ise, Hikâye ve romanın da şiir kadarı olmasa da elbette edebiyatımızda belli bir yer tutmuştur. Yayın organlarımız tarafından bu tür edebiyata önem verilmemesi de hikâye ve romanın tanınmaması yolunda önemli bir faktör olduğu şüphesizdir.

Irak Türkmen edebiyatında, Osmanlı döneminde hikâyenin ilk örneğini Ahmet Mithatefendi’nin küçük ve fıkralar kapsayan Kıssada Hisse adlı hikaye 1869 ‘da Bağdat’ta yayınlandı. Kerküklü Mahmut Nedim, 43 sayfadan oluşan ve uzun hikâyeleri kapsayan Mübarezeyi Aşk adlı kitabı 1325H/ 1912M yılında Bağdat’ta yayınladığı Osmanlı döneminde 2 Mart 1935’de yayına başlayan ve toplam 17 sayı yayımlanan İleri gazetesi, Fehme Arap Ağa’nın birkaç hikâyesini yayınladı. Ayrıca 12 sayfadan oluşan ve sosyal konulu TarihCaraimde eşsiz bir olay adlı hikâyesini 1951 yılında Bağdat’ta yayımlandı. Yazarımız Fehmi Arap Ağa, Türkmen Hikâyeciliğin öncülerinden sayılır ve tarihimizin bir sembolüdür.

Irak Cumhuriyetinin kuruluşundan sonra yayın organlarına bir göz atarsak 1958–1958 yıllarında 26 sayısı çıkan Haftalık Beşir gazetesi hiçbir hikâye ye yer vermemiştir. 1954–1959 yıllarında 202 sayısı Afak gazetesi de hikâye yayımlamamıştır.1961 yılında yayıma başlayan Türkmen Kardaşlık Ocağını yayın organı ve Irak Türkmenlerin Yurt gazetesi gibi kültürlerinde büyük rolü olan Kardaşlık dergisi 1968 yılına kadar 17 hikâye yayımlamıştır.

1964’te Ali Marufoğlu’nun yayınlanan Olaylar Konuşuyor kitabında 5 hikâye ve 5 şiiri kapsıyordu.  Tarih, edebiyat, kültür, dil, felsefe ve folklor konularını tanıttırmakta ve Türkmen edebiyatının gelişmesinde ve ilerlemesinde büyük rolü Kardaşlık dergisi, kültür yaşamımızın bir dönüm noktası sayılır. Bu uğurda Türkmen Kardaşlık Ocağı’nın Yayın Organı olan Kardeşlık dergisi Türkmen edebiyatını canlandırmakta ve Türkmen hikâyelerine yer vererek, hikâyeciliğimizi durgunluktan kurtarıp, canlanmasını başardı.

24 Ocak 1970‘te Irak Türklerine kültürel haklarının tanınması ile Yurt gazetesi ve Birlik Sesi dergisi’nin yayına başlaması Türkmen edebiyatının yeni bir dönemi başladı. 18 Haziran 1970’ta yayına başlayan Yurt gazetesinin ilk sayısında tarihimize, dilimize ve genel olarak kültürümüze önem verdiği gibi dünya edebiyatından da örnekler sunarak edebiyatçıların ufuklarını genişlettirmeyi sağladı.

Kardaşlık, Birlik Sesi dergileri ile Yurt gazetesi edebiyatımızda gizlenen yaratıcıkları bir güneş gibi aydınlatmaya gayret etmiştir. Yurt gazetesinde şiir, öykü, roman ile birlikte siyasal ve sosyal yazıların yanında eleştiri, izlenim ve hatıralar yaygınlaşmaya başladı. 33 yıl içerisinde yaklaşık 200 hikaye yayınlanmıştır.

Kardaşlık dergisinde;Ali Marufoğlu, Mevlüt Taha Kayacı, Kerim Çoban, Haşim Kasım Salihi, Osman Şengül, Mehmet Hurşit, İhsan Sidik, Mehmet Ulus, Abdulhakim Rejioğlu. Sabah Hasan Necim, Ali Beşirli, Mehmet Ömer Kazancı, Hidayet Kemal Bayatlı isimler hikâyeler yayınladılar.

Yurt gazetesinde: Hayrullah Kazım, Hamze hamamcıoğlu, Talıp Abdullah, Remzi Çavuş, Haşim Kasım Salihi, Sinan Sait, İbrahim Hasan, Abdullatif Benderoğlu, Celal Polat, Mehmet Abdulazizi İsmail, Cengiz Ketene, Mehmet Üryan, Yusuf Deveci, Ali Orankay Beşirli, Sbah Hasan Necim, Yavuz Hürmüzlü, Haşim Reşat Aksu, Rıza Çolakoğlu, Mehmet Ömer Kazancı, Nevzat Abdulkerim, Salih Çavuş, Nurat Merdan, Selma Abla, Yaşar Beyatlı, İsmet Özcan, Kemal Muhammet Süleyman, Sabah Tuzlu, Metin Abdullah Kerküklü, Kasım Akbayrak, Kasım Sarıkahya, Sabir Demirci gibi adlar çeşitli hikâyeler yayınladılar.

DÜZ YAZI

Edebiyatımızın köklü, zengin bir edebiyat olduğunda kuşkumuz yoktur. Zire eskiden öner doğru bir adı atmış ise, şimdi yüzlerce belki de binlerce öne doğru adımlar atmıştır. Edebiyatta şiirin kapsadığı büyük coğrafiye’ yi, düz yazı sanat onun değerini ve ölçüsünü belirtmiştir. Bu alanda düz yazı yazanlardan; Ata Terzibaşı, Hayrullah Kazım, Fazıl Mehdi Bayat, Abdüllatif Bendeoğlu, Abdulhakim Rejioğlu, Fazil Demirci, Erşet Hürmüzlü, Habib Hürmüzlü, Ali Marugoğlu, Mehme Hürşit Dakuklu, Fuat Hamdi, Şakir Sabir Zabit, Kasım Sarıkahya, Şemsettin Küzeci, Necat Kevser ve başkaları…

 

90. YILINDA TÜRKMENELİ’NİN ATASI, KERKÜK’ÜN TEMEL TAŞI “ATA TERZİBAŞ”

 

Irak Türkmenlerinin büyük düşünürü, araştırmacı, avukat, gazeteci yazar Ata Terzibaşı 14 Kasım 1924 tarihinde Kerkük’te doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Kerkük’te tamamladıktan sonra 1950’de Bağdat Hukuk Fakültesinden mezun oldu. O tarihten beri doğup büyüdüğü Kerkük’te avukatlık yaparak yaşamını sürdürmektedir.

 

Hukuk Fakültesindeyken Kerkük’te Afak, Beşir gazetesi ve Arap dergileri; Mısır “El-Risale”, Lübnan’ın “El-Edip” ve Suriye’nin “El-Hadis” dergileri ve Irak’ın El-Aklam, El-Mektebe, El-Tazamun, El-Sakafa El-Hadise, El-Ahaa, El-Ehbar, El-Mese, El-Şaab, El-Emel, Kerkük, El-Siyase, El-Eyyam, El-Bele ve Türkiye’nin Türk Dili, Türk Sanatı, Türk Yurdu, Türk Kültürü gibi dergilerinde, edebiyat, hukuk, tarih, folklor ve dil alanlarında Türkçe ve Arapça yazılarını birçok yazısı yayınlandı.

 

Terzibaşı, çeşitli konularda yazdığı yazılarıyla birlikte Türkmen edebiyatı, dili ve folkloru alanında da değerli eserler bırakmıştır. Onun bu alandaki çalışmaları birçok genç araştırmacıya ışık tutmaktadır.

 

Terzibaşı, Türkmen Edebiyatı’na yaptığı hizmetle yediden yetmişe her kesin gönlünde taht kurmuştur. Onun edebiyat, kültür, sanat, basın, folklor ve diğer alandaki çalışmaları temel kaynak niteliğindedir. Ağırlıklı olarak Kerkük hoyratlarını ilmi bir metotla incelemiş ve düzenlemiştir. Üç cilt halinde 1955, 1956, 1957 yıllarında yayımladığı “Kerkük Hoyratları ve Manileri” bir ata-ana mirası olarak ölümsüzleşmiş, şair ve bestekârlara ilham kaynağı olmuştur.

 

Terzibaşı, bilimsel araştırma ve titiz bir ansiklopedik çalışma sonucu yazıp yayınladığı 13 ciltlik “Kerkük Şairleri” eseri Irak’ta ve Türk dünyasında geniş ilgi görmüştür. Bu önemli biyografik çalışmalarında Kerkük şairlerinin sanat yaşantılarını konu edinerek şiirlerinden örnekler vermiştir. Klasiklerimiz arasında Ruhi, Nesimi, Fuzuli, Garibi hakkında birçok araştırmalar yazmıştır. Fuzuli’ ye ilişkin yazıları, onun çok yönlü bir yazar olduğuna ışık tutmaktadır.

 

Türk dünyası Edebiyatçıları arasında özel bir yere sahip olan Terzibaşı çalışmalarında Türkmen şiirine, basınına folklorun, sanatına ve medeniyetine ciddi bir şekilde önem vermiştir.

 

Terzibaşı 1953-2014 yılları arası yaklaşık 50 civarında eseri yayınlanmıştır. Bugüne kadar evlenmeyen Terzibaşı’nı sorgulayanlara, ”Ben kitaplarımla evliyim” demektedir.

 

Ata Terzibaşı’na yurt içi ve yurtdışından 90 yıl içerisinde onlarca ödül, Plaket, onur belgesi ve unvanlar verilmiştir. Onlardan Azerbaycan’dan Fahri Doktora, Türk dünyasına hizmet ödülleri… Unvanlarına gelince; “ Düşünür, Yaşayan Efsane, Onur Kaynağı, Bir Kişilik Enstitü”

 

Dr. Şemsettin Küzeci verdiği değerli bilgilerin yanı sıra Ata Terzibaşı’nın hayatını, Kerkük’te yayın yapan ve en çok izlenen yerli TERT TV tarafından hazırlanan kısa bir tanıtım filmiyle  de  zenginleştirdi. Çeşitli şairlerin şiirlerinden örnekler vererek hoyratlar seslendiren Küzeci, kendisine yöneltilen soruları da cevapladı.

Şemsettin Küzeci’ye katılımlarından dolayı İLESAM Genel Başkan Yardımcısı İlter Yeşilay tarafından bir Teşekkür Belgesi sunuldu.

Fotoğraf: Irak Türkmen Edebiyatı ve Ata Terzibaşı Programından 5

25 Ekim 2014 tarihinde gerçekleştirilen ödül törenine yurt dışında olduğu için katılamayan Şemsettin Kuzeci’ye İLESAM Hizmet Plaketi yine İLESAM Genel Başkan Yardımcısı İlter Yeşilay tarafından takdim edildi.

Etkinliğin ikinci yarısını oluşturan Şiir Dinletisi İLESAM Ankara Başkanı Durak Turan Düz tarafından gerçekleştirildi.

Fotoğraf: Irak Türkmen Edebiyatı ve Ata Terzibaşı Programından 6

Hanifi Işık, Şakir Susuz, Orhan Vergili, Sırrı Çetin, Haluk Mahmutoğulları, Bekir Yeğnidemir, Hayriye Çitoğlu, Niyazi Bali, Sibel Unur Özdemir,  Murat Tezler, İbrahim Yaman, Merve Ünal, Mahir Ünat, Haydar Karahacıoğlu, Sevgi Yücesoy, Mustafa Güzeltepe, Ozan Sevdai, Hasan Duman, Cahit Karaç, Halim Aydoğdu, İlter Yeşilay, Durak Turan Düz, Ozan Dudai, Uğur Bulut, Nurettin Gür Ozanoğlu, Celal Oğan, Sadık Kılıç, Prof. Dr. Nurullah Çetin, Şener Danyıldız, Sabiha Serin, Tuncer Ulusoy, İsmail Tıkıroğlu, Bayram Yelen, Coşkun Mutlu, Aşık Bayrami, Necati Özdenkoş, Cenap Erat, Ertuğrul Yılmaz etkinliğe katılan isimler arasındaydı.

Ayrılık, hasret, vuslat, kader, mevsimler, unutulmak, vefa, acı söz, Anadolu’nun insanı, sevda, gönül, ağlamak, yürek yangını, üzülmek, sevgi, yanılgı, gitmek, helal-haram, Türk, cesaret, kuru fasülye temalı şiirler, şairlerinin sesinde hayat buldu. Güne damgasını ise Necati Özdenkoş’un "Kuru Fasülye" isimli şiiri vurdu. Ayrıca Cahit Külebi ve Behçet Kemal Çağlar’dan da birer şiir seslendirildi. Aşık Sevdai  sazı ve sözü ile Sadık Kılıç ise seslendirdiği şarkısıyla güne renk kattı. Programa Sivas’tan katılan Sabiha Serin ise “Hayalini Düşümde Sarıyorum” isimli şiirini yorumladı.

Bir İLESAM Cumartesisi daha gönüllerindeki yerini almıştı gün yavaş yavaş sona ererken.

Unutmayın!!! İLESAM Şiir Dinletilerimize şiire, sanata ve kültüre gönül veren herkesi- üyemiz olsun veya olmasın-bekliyoruz.

NOT:Konuşma notlarını bizimle paylaşan Sayın Şemsettin Küzeci’ye teşekkürlerimizle…

 

HABER METNİ : Sibel Unur Özdemir
FOTOĞRAFLAR: Sibel Unur Özdemir-Orhan Vergili

 Okunma Sayısı : 813         23 Kasım 2014

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 489237

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.