İLESAM Genel Başkan Yrd. İlter YEŞİLAY’ın Kazakistan Programı’ndan…

 / ETKİNLİKLERİMİZ

İLESAM Genel Başkan Yrd. İlter YEŞİLAY’ın Kazakistan Programı’ndan… 

TANRI DAĞLARININ ÜZERİNDE YILDIZLAR KAYARKEN…

GEZİ/ANI

Kazakistan, çocukluğumdan beri dedelerimden dinlediğim ve hayallerimde şekillendirdiğim bir masaldı benim için... Sisli ve görkemli dağlarında efsanelerin yazıldığı kıvrak atların geniş ovalarda dörtnala koştuğu, renkli, müzikli gizemli bir ülke...

Dört mevsimin dördünde de doğanın eşsiz güzelliklerle donattığı bu geniş toprakların üzerinde yaşayan kan kardeşlerimin yüreklerinde şekillenen yüce sevginin manasını hissedebilmek benim için çok önemlidir. Aynı göğün altında, fakat ayrı ülkelerde kök salmış kardeşler olmamıza rağmen nesillerimizi ileriye taşıyan ortak kültür miraslarımıza sahip çıkarak geleceğimizi şekillendirmemiz üzerinde önemle durduğum bir diğer konudur. İsmail Gaspıralı’nın dediği gibi dilde, fikirde, işte birlik olmak, uğrunda seve seve emek verebileceğim ve kendimi adayabileceğim yüksek değerlerin en başında gelmektedir. 

Rahmetli dedem yüzlerce sene önce Anadolu topraklarına göç eden atalarından bir masal gibi aktarılan Tanrı Dağları’nın görkemini bizlere anlatırken, bir gün onları görmenin umudunu hep yüreğinde saklı tutardı. Fakat o zamanlarda bu mümkün değildi. 

Kazakistan Yazarlar Birliğinin 80. Kuruluş yıldönümü kutlamaları dolayısıyla yapılacak etkinliklere katılmak için Yazarlar Birliği Başkanı Sayın Nurlan Orazalin tarafından davet edildiğim zaman gerçekten çok mutlu oldum. TÜRKSOY’un Kazakistan Temsilcisi Sayın Malik Otarbayev’le tanışmamız ve benim “Zeytinin Tuzu Gibi” isimli kitabımın çevirisini yapmaya karar vermesiyle gelişen diyaloglarımız benim ata topraklarına yol almamın zeminini hazırlayan önemli gelişmelerdi. 

Genel Başkan Yardımcılığını yaptığım İLESAM’ın Genel Başkanı Sayın Mehmet Nuri Parmaksız’ın, Yönetim Kurulumuzun ve üyelerimizin de selamlarını kalbimin üzerine koyarak 2 Kasım 2014 günü TÜRKSOY’da tercümanlık yapan Yasemin Vaudable ile yola koyulduk. İstanbul aktarmalı uçağımızla yaklaşık beş saat süren rahat bir yolculuktan sonra gün henüz ışımaya başladığı sıralarda muhteşem Tanrı Dağları’nın üzerinden Almatı’ya doğru inişe geçtik. Büyük bir hayranlıkla ve huşu içinde dağları seyrederken onlara dedemin de gözleriyle baktığımı hissediyordum. İşte o anda müthiş bir şey oldu. Tanrı dağlarının alaca karanlık gökyüzüne uzanan dorukları üzerinden bir kaç yıldız sağa sola doğru kayıverdiler. Manzara harikaydı ve bu bir insanın hayatında yaşayabileceği en özel anlardan biriydi. İçim tarifsiz bir mutlulukla dolmuştu.

Bizi havaalanında Malik Otarbayev karşıladı ve Almatı şehir merkezindeki Aiser Otel’e götürdü. Biraz uyumamızı böylece iki ülke arasındaki dört saat farktan doğan Jet Lagı atlatacağımızı söyledi. Daha sonra güzel bir sürprizi vardı. Bizi o gece yapılacak olan Kazak köy düğününe götürecekti Bu harika bir haberdi. Gelir gelmez otantik köy düğününe misafir olmak sanki hediye almak gibiydi. Rahat odalarımızda bir kaç saat dinlendikten sonra otelin lobisinde buluştuk. Malik bey bizi önce Almatı sokaklarında dolaştırdı. Daha sonra yöresel ürünlerin satıldığı büyük bir kapalı pazara götürdü. Orada Kazakistan’ın bereketli ve hala organik gıda ürünlerini, kendi kültürlerine has folklorik desenlerini, muhteşem renk ve lezzetleriyle tanıma imkânı bulduk. Fazla vaktimiz yoktu bu yüzden hızlıca bizi köye götürecek olan Nurgali Oraz beyle buluşacağımız noktaya doğru hareket ettik. Nurgali bey Kazakistan’ın önemli yazarlarından biri. Duyguları dantel gibi işlediği muhteşem hikâyeleri ve romanlarıyla Kazakistan’ın edebi hayatına adını altın harflerle yazdıracak bir yazar olarak tanımlanıyor. Avrasya Yazarlar Birliği’nin Kaşgarlı Mahmut Hikâye yarışmasının Kazakistan ayağında birincilik alması da bunun ne kadar gerçek olduğunu gösteriyor. Hep beraber Tanrı Dağları’nı seyrede seyrede yaptığımız bir saatlik yolculuktan sonra sevimli bir köye ve onun gerçekten görülmeye değer renklerle bezenmiş düğün salonuna varmıştık. Bizi inanılmaz bir sevgi ve ilgiyle karşılayan düğün sahipleri, hemen en özel masalarına oturtup Türk konukseverliğinin bilindik sıcaklığıyla ağırlamaya başladılar. Orada adını daha önceden duyduğum Kazakistan’ın en yetenekli ve usta şairlerinden Davletbeл Baytursınulu ile de tanışmak beni çok mutlu etti.

O gece, Almatı’nın ünlü radyo programcısı Gülnur Omarhankızı hanımın annesinin 60. yaş töreni ve yeğeninin sünnet merasimi bir düğünle kutlanıyordu. Salonun havası tarif edilemez güzellikteydi. Gelen konukların çoğu son derece modern ve özenli kıyafetleri içinde salınırken diğer yanda köyün yaşlıları, dedelerinden kalan geleneği devam ettirerek kalpaklı sırmalı yöresel kıyafetleriyle göz kamaştırıyorlardı. Onlara baktığımda kendimi zamanda geriye doğru gitmiş gibi hissettim. Simli, tüllü, parlak işlemeler, yerdeki muhteşem desenli devasa el dokuması halılar insanların yüzündeki doğallık, mutluluk ve o bitmeyen samimiyet beni derinden etkiledi. Kazak Türkleri her kelimeleri ve hareketleriyle uzakta yaşayan biz kardeşlerine olan sevgi ve hasretlerini dile getiriyorlar, binlerce kilometre aşıp gelen konuklarını yüreklerindeki saf ve temiz duygularla kucaklıyorlardı. Kendimi sanki evimde ailemle birlikteymişim gibi hissettim.

Orada adet olduğu üzere gece boyunca düğüne katılan konuklar gruplar halinde sahneye çıkıp tören hakkındaki duygularını özenli kelimelerle aktardılar. Bu seremoniye biz de katılıp yüreğimizden geçenleri onlara söyledik Malik bey’in tercümesiyle ne dediğimizi anlayan ev sahiplerimiz samimi kutlamamızdan dolayı çok mutlu oldular.

Bu arada Kazak sofralarının görkeminden de bahsetmeden geçemeyeceğim doğrusu. Gece boyunca hiç bitmeyen ikramlarla donatılan soframızda, ilk defa “beşparmak” denilen özel et yemeğini yeme şansına sahip oldum. İncecik kesilmiş ve et suyunda haşlanmış hamurlar üzerine lokum gibi pişmiş at etinin döşenmesiyle oluşan bu yemek sayesinde at etinin ne kadar lezzetli olduğunu da keşfettim.  Burada yemek için kesilen atların özel besi çiftliklerinde yetiştirildiğini üzerine asla binilmediğini ve yük taşıtılmadığını da belirtmek isterim.

Kazaklar doğal ve organik beslendiği, ülkelerindeki tarım ve hayvancılık son derece gelişmiş olduğu için sağlıklı bir halk. Yaptığım gezi boyunca gerçekten kilolu bir tek Kazak Türk’üne rastlamadım. Sofra adaplarını da çok doğru bulduğumu belirtmek isterim. Kazaklar genelde ekmek yemiyorlar. Yemek boyunca soğuk su içmiyor geniş kâselerde ikram edilen ve “kök çay” denilen ılık yeşil çaydan içiyorlar. Henüz tanışmadıkları ve hiç tanışmamalarını dilediğim hormonsuz ve GDO’suz meyve, sebze, kuruyemiş ve salatalar sofralarının vazgeçilmezi. Genelde protein ağırlıklı beslenmeyi tercih ediyorlar. Bu yüzden az ve sık yiyor ve çabuk doyuyorlar. Fakat misafirlerini iyi ağırlama konusunda nasıl titiz olduklarını anlamak için donattıkları sofraların görkemini ve özenini yaşayarak görmek gerekir.

Almatı’da ki ilk günümüz gecenin ilerleyen saatlerinde neşe içinde otelimize dönüp istirahate çekilmemizle güzel bir şekilde son buldu.

Ertesi sabah iyice dinlemiş olarak kalktığımda ilk işim penceremden görünen uzaktaki Tanrı Dağları’yla selamlaşmak oldu. Kahvaltıdan sonra Türk Dünyası ülkelerinden gelen diğer konuklarla tanışıp birlikte bizi almaya gelen bir otobüse bindik. Kazakistan Yazarlar Birliği’nin 80. Kuruluş Yıldönümü törenleri Kazakların ünlü şairi Abay anıtına çelenk konulmasıyla başladı. Yazarlar Birliği Başkanı Nurlan Orazalin’in açılış konuşmasını dinledikten sonra bütün katılımcılarla birlikte anıtın önünde fotoğraf çektirip Milli Kütüphane salonundaki fotoğraf sergisi ve açılış resepsiyonuna katılmak üzere oradan ayrıldık.

Milli kütüphane salonundaki tören çok özenle organize edilmişti. Yerel kıyafetleriyle göz kamaştıran müzik grubu Kazak Müziğinin eşsiz örneklerinden oluşan repertuarlarıyla tören boyunca kulaklarımızın pasını sildiler. Kurdele kesimiyle açılan sergide kurulduğundan bu yana Yazarlar Birliğine Başkanlık yapmış değerli şahsiyetlerin ve onların çalışmalarından örneklerin sunulduğu fotoğraflar yer alıyordu. Resepsiyonda Türk dünyasından gelen konuklar ve Kazak yazarlar, şairler birbirleriyle tanışıp kaynaşarak yeni dostlukların kapısını açmış oldular. Daha sonra görevliler bizlere büyük emek vererek hayata geçirdikleri ve üzerine titredikleri kütüphanelerini gezdirdiler. Bu yıl itibariyle kütüphanelerinde 6 milyon adet kitaplarının olduğunu ve bunların tamamının dijital ortama geçirildiğini öğrendik.. Gezdiğimiz her bölümde özenli çalışmalarını haklı bir gururla bize gösterdiler. Yazarlarına, Şairlerine, Bilim Adamlarına büyük önem veren ve destekleyen Kazakistan yöneticilerini ve halkını gerçekten tebrik ediyorum. Çünkü kültürüne sanatına ve bunların mimarı olan sanatçılarına hak ettiği değeri vermeyen ülkeler asla gelişemiyorlar.

1 Aralık’ta Kazakistan’ın İlk Cumhurbaşkanı Günü, 16 Aralık’ta da Bağımsızlık Günü kutlanıyor. Resepsiyon sırasında benimle röportaj yapmak isteyen Kazak Televizyonlarına ve Kazakistan’ın ünlü bir gazetesine verdiğim demeçlerde; hem Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev’e hem de Kazak halkına bu iki özel günle ilgili duygu, dilek ve tebriklerimi ülkem ve Meslek Birliğimiz İLESAM adına ilettim.

Milli Kütüphanede verilen öğle yemeğinden sonra ev sahiplerimize teşekkür ederek oradan ayrıldık.

Açılış programının ikinci bölümü, öğleden sonraydı bu yüzden biraz dinlenmeye karar verdik. Malik Otarbayev bizi güzel bir parkın içinden geçirip Altın Adam Anıtını gösterdikten sonra beraberce otelimize döndük. Aiser otelini işleten Türkiye’den gidip oraya yerleşen Zafer Çolak Bey. Lobide onunla uzun bir sohbet yapıp kahvelerimizi içtikten sonra Yazarlar Birliğinin 80. Kuruluş Yılı Törenlerine katılmak üzere otelden ayrıldık. Devlet Opera Binasında yapılacak olan tören için insanlar akın akın gelmeye başlamışlardı. Almatı’da ki opera binası; tarihi ruhunda taşıyan özellikleriyle başlı başına bir güzellik anıtı gibiydi. Açılış töreni görkemli bir salonda yapıldı.

Kazakistan’da Yazarlar Birliği Başkanı Cumhurbaşkanı tarafından atanıyor. Bu yüzden ilk konuşmacı Cumhurbaşkanı Yardımcısı Bağlan Maylıbayev’di. Arkasından Almatı şehir Valisi Ahmetcan Yesimov, Kültür Bakanı Arıstanbek Muhamediulu konuşmalarını yaptılar Yazarlar Birliğinin gelmiş geçmiş bütün başkanlarının anıldığı sinevizyon gösterisiyle devam eden törende açılış konuşmasını Yazarlar Birliği Başkanı Sayın Nurlan Orazalin yaptı.

Fotoğraf: İLESAM Genel Başkan Yardımcısı İlter Yeşilay’ın Kazakistan Programından Kareler 7

Nurlan bey konuşmasında Yazarlar Birliğinin Kazakistan’ın yükselen değerlerini toplum bilinciyle pekiştirdiğini anlatarak bağımsızlığın önemine vurgu yaptı. Kazak Edebiyatı’nın 60’lı yıllarda en yüksek seviyede olduğunu Yazarlar Birliğinin ikinci dünya savaşına kadar olan sürede bir çok çalışmalar yaptığını ve kurumsallaştığını anlatan Orazalin, 2. Dünya savaşından sonra da söz sanatının geliştirilmesi için kapsamlı çalışmalar yapıldığını söyledi. Bağımsızlığın ilk gününden itibaren devletin Yazarlar Birliği’ne destek olduğunu 90’lı yıllarda ise Kazak edebiyatının zor günler geçirdiğini yeni reformlarla bunların aşılmaya çalışıldığını fakat artık eski ihtişamlı günlerine dönmeye başladıklarını ifade etti. “Edebiyatı korumak milleti korumaktır” sözleriyle konuşmasına son veren Nurlan Orazalin davetliler tarafından büyük alkış aldı. Daha sonra kürsüye gelen Yazarlar Birliği eski Başkanı Olcas Süleymenov: “Burada bulunan herkes edebiyatı korurken devleti, milleti ve dili korumaktadır. Dil atadır, babadır. Bir baba ki; zaman onu acılarla yoğurmuş, değiştirmiş, ama evlatlar babalarına her zaman sahip çıkmalıdır. Çünkü ya sahip çıkar, ya cenazesine gider” sözleriyle davetlilere duygulu anlar yaşattı. Konuşmasından sonra Nurlan Orazalin’e bir madalya takan Süleymenov 1989 yılında Kazakistan’da yapılan atom çalışmalarına karşı çıkarak halkın sempatisini kazanmış önemli bir şahsiyet. 

Daha sonra sırasıyla konuşmalarını yapan katılımcılar şunlardı:

Kazakistan’ın duayen film sanatçısı Asanali Aşimov

Kazakistan Bilimler Akademisi Başkanı Murat Jurinov

Avrasya Yazarlar Birliği Başkanı Yakup Ömeroğlu (Türkiye)

Yazar Valeri Povolyayev (Rusya)

Eserlerini Çince yazan Kazak yazar Akbar Mecit

Gazeteci Yazar Valeri Dimitriyeviç ( Rusya)

Gazeteci Yazar Maksim Zamşe      (Rusya)

Şair Mümin Kanoat (Tacikistan)

Tataristan Yazarlar Birliği Başkanı Rafis Kurbanov

Başkurdistan Yazarlar Birliği Başkanı Spartak İlyasov

Çin Devlet Yayınevi Başkanı Yu Binxi

Açılış konuşmaları sonrasında Devlet Opera ve Balesi’nin muhteşem gösterisi davetlileri hayran bıraktı. Mukan Tölabayev’in Birjan ve Sara Operasının bir bölümüyle, Kazak bale ve opera eserlerinden örneklerin sunulduğu sahne gösterisi adeta bizlere görsel bir şölen yaşattı.

Tören bitiminde Kazakistan Yazarlar Birliği Başkanı Nurlan Orazalin’le kısa bir görüşme yaptım ve kendisine “Zeytinin tuzu gibi” isimli kitabımı armağan ettim. Şahsıma karşı sarf ettiği nazik sözleri ve tebriki dolayısıyla da mutlu oldum.

Dolu dolu bir gün geçirmenin tatlı yorgunluğuyla otelimize döndüğümüzde hepimiz güzel anılar biriktirmenin mutluluğunu yaşıyorduk.

Ertesi sabah hep beraber yaptığımız keyifli bir kahvaltıdan sonra açılış törenlerin ikinci bölümünün yapılacağı Al Farabi Üniversitesine gittik. Daha kapıdan içeriye girer girmez de ne kadar özenli ve titiz bir hazırlık yapıldığını fark ettik konferans salonu hazırlanmış konuklar yerlerini almıştı Nurlan Orazalin’in başkanlığında yapılan paneli bütün konuklar dikkatle dinleyip notlar aldılar. Panel boyunca Türk Dünyası’ndan gelen konuklar Kazak şair ve yazarlar zaman zaman kürsüye çıkıp duygu ve düşüncelerini ifade ettiler. Malik Otarbayev tarafından temsil edilen TÜRKSOY bu törende 25 şair ve yazara teşekkür plaketi takdim etti Nurlan Orazalin beyefendi de TÜRKSOY Madalyasıyla taltif edildi.

Törenin benim için en heyecan verici bölümüyse temsil ettiği kurumum İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği (İLESAM) adına yapacağım konuşma ve onurluk vereceğim bölümdü.

Törene yurt dışından katılanlar arasındaki tek hanım olmam sebebiyle bütün konukların sempatisi ve alkışlarıyla kürsüye gelip aşağıdaki konuşmamı yaptım.

“Devletli ve hürmetli Kazak halkını gönül selamıyla selamlıyorum.Kazakistan Yazarlar Birliği’nin 80. Kuruluş Yıldönümü kutlamaları çerçevesinde düzenlenen şölene katılmaktan dolayı onur duyuyorum.

Kazakistan Almatı’ya gün ağarırken indim. Tanrı Dağlarının üzerinde yıldızlar kayıyordu ve içimde Anayurttan Atayurda gelmenin büyük heyecanını hissediyordum.

Elbette buraya boş bir dağarcıkla gelmedim.

Asya’yı Avrupa’ya bağlayan topraklarımız üzerinde yaşayan halkımızın güneş gibi sımsıcak sevgisini, yemyeşil ormanlarımızın haşmetinden geleceğe dair umutlarımızı, ülkemizi çepeçevre kuşatan dört denizimizden de masmavi bir hasreti getirdim.

Türkiye Cumhuriyeti Kültür Bakanlığına bağlı çalışan, üç bini aşkın üyesi olan ve Türkiye’de eser üreten şair, yazar, bilim ve fikir insanlarının telif haklarını koruyan İLESAM’ın Genel Başkan Yardımcısı olarak sizlere Genel Başkanımız Sayın Mehmet Nuri Parmaksız’ın ve üyelerimizin tebrik ve özlemlerini de getirdim.

Kazakistan Yazarlar Birliği’nin bu yüce ve kutlu gününde bir Türk Şairi olarak yüreğimi Kazak şair ve yazarlarının yüreğine katmaktan dolayı kıvançlıyım.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK “Bağımsızlık benim karekterimdir” diyerekTürk insanının özgürlük aşkını ve duruşunu belirlemiştir.

Bir Türk Şairi olarak hepimizin adına bir dileğim var:

Fikir, ifade, ve duygu özgürlüğümüzün sonsuza kadar baki kalmasını istiyorum ve kalemlerimizin bizi birleştirerek Türk Dünyası’nın yürek sesini dile getirmesini diliyorum.

Beni davet ederek burada kan kardeşlerimle buluşturan ve çalışmalarına büyük hayranlık duyduğum kıymetli Kazakistan Yazarlar Birliği Başkanı Sayın Nurlan Orazalin’e Kazak erkeklerinin centilmenliğini şahsında tanıdığım Kazakistan’ın kültür elçisi TÜRKSOY Kazakistan temsilcisi Sayın Malik Otarbayev’e ve ülkenize ayak bastığım andan itibaren sımsıcak sevgisiyle beni kucaklayan Kazak Halkı’na sevgi,saygı ve minnetlerimi sunuyorum.

Toyunuz mübarek olsun!

Büyük şairimiz Abay’ın hayal ettiği ve Mağjan’ın “uzaktaki kardeşime...” diyerek dile getirdiği kardeşliğimiz sonsuza kadar baki kalsın...

Teşekkür ederim.”

Konuşmamdan sonra İLESAM adına İranbek Orazbayev, Akuştap Baktigereyeva, Nurgali Oraz, Galım Arıp, Davletbek Baytırsınulı’ya Türk Edebiyatı’na katkılarından ve hizmetlerinden dolayı layık görülen plaketlerini verdim.

Konferans salonundaki program bitince dışarıdaki geniş salona hazırlanmış olan masalarda müzik eşliğinde Kazak gastronomisinin muhteşem örneklerinden oluşan yemekleri yedik.

Kazakistan gezimiz içindeki en üzüldüğümüz olay Malik Otarbayev’in hastanede yatan babasının vefat ettiği haberini almamızdı. Canının fena halde yanmasına ve büyük üzüntüsüne rağmen programın başarıyla hayata geçirilmesi için sabreden ve aralıksız çalışan Malik Bey açılış töreninin bu son etkinliğinden sonra bizlere veda ederek baş sağlığı dileklerimizle Yasemin Vaudable ile birlikte cenazeye katılmak üzere memleketine hareket etti.

Yol arkadaşlarımdan ayrılmıştım ama benim için program hala devam ediyordu. Al Farabi Üniversitesi’ne gelerek beni alan Ünlü Radyo Programcısı Bahtiyar Nurumov beyle birlikte Süleyman Demirel Üniversitesi’nde bazı temaslar yapmak üzere ayrıldık. Bir saatlik yolculuktan sonra binlerce dönüm yeşil arazinin ortasında bütün güzelliği ve zarafetiyle yükselen üniversiteye girdiğimde büyüklüğü ve intizamı karşısında gözlerim kamaştı.

Fotoğraf: İLESAM Genel Başkan Yardımcısı İlter Yeşilay’ın Kazakistan Programından Kareler 10

Kapıda bizi karşılayan üniversite öğretim görevlisi bana önce üniversiteyi gezdirdi. Sonra medya bölümündeki öğrencilerle tanıştırdı onlarla gerçekleştirdiğimiz kısa sohbetten sonra

Social Affairs Department bölümü Direktörü Sayın Bolat Zhanaikhan’ın odasında ağırlandım. Benimle tanışmak ve konuşmak üzere yanımıza gelen Dombra sanatçısı

Kazak Filolojisi Bölüm Başkanlığından Ulan Yerkinbayev ve Enes Kurtay Çığ ile müzikli ve faydalı bir sohbet yaptıktan sonra Enes beyin odasına geçerek konuşmalarımıza devam ettik. Süleyman Demirel Üniversitesiyle işbirliği halinde yapılabilecek çalışmalar konusunda fikir alışverişinde bulunup sonra Bahtiyar beyle birlikte oradan ayrıldık. Beni sıcak bir misafirperverlikle ağırlayan fikirlerimi dikkatle dinleyen bu güzel insanlara yürekten teşekkür ederim.

Yoğun programımız nedeniyle bir türlü yakından göremediğim Tanrı Dağları’na gitmeyi çok istiyordum. Fakat vakit geç olmuştu. Genç arkadaşım Bahtiyar Bey ne yapıp edip beni oraya götürmek arzusundaydı çünkü dedelerimin çok görmek istediği fakat göremediği o dağlara çıkıp orada ruhlarına bir dua okumak ve onların gözleriyle görkemli ve karlı doruklarına bakmak istediğimi biliyordu.

Kazakistan’da tekstil işiyle uğraşan ve İdris Koç bey bizi akşam yemeğinde ağırlamak için ilginç bir lokantada bekliyordu oraya gittiğimizde yöresel tatlarla donatılmış sofrada yemeklerimizi yedik tatlı bir sohbetten sonra ertesi gün yola çıkacağım için ben otele dönmek istesem de, Bahtiyar bey ısrar edip duamı gerçekleştirmem için beni Tanrı Dağlarına çıkartmak istiyordu. Sonunda onun dediği oldu ve modern bir şekilde yapılıp ışıklandırılmış yoldan yukarıya dağlara doğru çıktık.

Orada yaşadığım duygu yoğunluğunu anlatmam asla mümkün değil. Gecenin içinde gökyüzünde parlayan ay ışığına nerdeyse başı değen bu muhteşem ve görkemli dağların esrarengiz görüntüsü beni şaşkına çevirmişti. Sivri doruklarında karların parladığı dağların eteklerinde Çin’e kadar altın bir gerdanlık gibi kıvrıla kıvrıla uzanan ışıklandırılmış yol duruyordu. Bahtiyar bey kibarca beni yalnız bıraktı ve duamı etmem için bekledi. Ben kendimle baş başa kaldığımda dağlara bakarak o asil ve kahraman dedelerimin ve babamın ruhlarına dualarımı okudum onların gözleriyle atalarının yüzlerce sene evvel kopup geldiği bu dağlara selamlarını söyledim. Kurtuluş Savaşı kahramanı ve madalya sahibi iki dedemin de o an da yanımda olduklarını hisseder gibiydim. İçim huzur ve mutlulukla dolmuştu. Bu duygularla döndüğümüz otelde Avrasya Yazarlar Birliği Başkanı Yakup Ömeroğlu ve Eskişehir Türk Dünyası Kültür Başkenti Ajansı Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Kot’la karşılaştık. Kazak dostlarıyla neşeli bir sohbet ediyorlardı. Bahtiyar beye yürekten teşekkür edip yolculadıktan sonra onların sohbetine katıldım. Ertesi gün Türkiye’ye dönerken yol arkadaşlarım onlar olacaktı.

Kazakistan bütün harika anıları ve güzellikleriyle hafızamda unutulmaz izler bırakan muhteşem bir ülke tanımaktan büyük mutluluk duydum ve gerçekten çok sevdim... 

www.ilesam.org.tr

 Okunma Sayısı : 1191         04 Aralık 2014

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 763075

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.