“TÜRK GENÇLİĞİNİ DEĞERLERİYLE BULUŞTURMAK-İLESAM CUMARTESİ SOHBETLERİ VE ŞİİR DİNLETİSİ (31 OCAK 2015)

 / ETKİNLİKLERİMİZ

İLESAM CUMARTESİ SOHBETLERİ VE ŞİİR DİNLETİSİ

(31 OCAK 2015)

“TÜRK GENÇLİĞİNİ DEĞERLERİYLE BULUŞTURMAK”

Bir Cumartesi etkinliği daha İLESAM  Kültür Evinde gerçekleştirildi…

Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliğinin bu haftaki  Cumartesi  Sohbetlerinde “Türk gençliğini değerleriyle buluşturmak” konusu İbrahim Ünal tarafından anlatıldı.

Şiirin, edebiyatın, sanatın ve kültürün konuşulduğu, şiirlerin okunduğu program İLESAM Genel Başkanı Mehmet Nuri Parmaksız’ın yaptığı açılış konuşması ile başladı. 

Mehmet Nuri Parmaksız “Zamane gençliği obur, devamlı yiyen, tembel, teknolojinin esiri olmuş bir şekilde hayatını sürdürüyor, demiş Sokrates yıllar önce. Ta o zamanlardan bu günleri görmüş. Demek ki o vakit de durum böyleymiş. Duygular aynı duygular. Davranışlar da çok fazla değişmiyor. Değişen madde. Değişim gerekli olabilir bazı hallerde lakin bu  değişme bizi ve çocuklarımızı olumsuz yönde etkileyebiliyor. Bu değişime nasıl ‘dur’ diyebileceğiz. Bizler yazıp çiziyoruz ama kimler okuyor? Çocukların gelişiminde ebeveynlerin davranışları oldukça önemli. Gençliğimizi değerleriyle buluşturma noktasında aile birliğinin önemi yadsınamaz. Günümüzde ne yazık ki boşanmalar arttı. Anne babası boşanmış genç nesil ve olumsuz koşullarda büyümüş çocuklarımız içinde bulundukları bu durumdan nasıl etkilenirler, bilemeyiz. Değerlerimize sahip çıkma ve gençliğimizi değerleriyle buluşturma konusunda sözü Sayın Ünal’a bırakıyorum.” diyerek İbrahim Ünal’ı kürsüye davet etti. 

İbrahim Ünal “Gençliğimizi değerleriyle buluşturabilmek için önce gençlerimizle buluşmamız gerekiyor. Gençlikten neden şikayet ettiğimizin ayırtına varalım. Mesela hava durumunda ‘lodos geliyor’ denilince ne yaparız, tedbir alırız. Durum aynı aslında; çünkü burada da gençliğin ergenlik esintisinden bahsediyoruz. 

Hatırlayacaksınız; haberlerde de vermişti. On yedi yaşındaki genç bir kız, kırk yaşındaki beş çocuklu bir beye aşık olmuştu. Olabilir miydi? Elbette neden olmasın. Aşk, suç işlemek değildir. Hatta şu an; aşkını söylemeyen şehittir, diye de bir söz anımsadım. Konumuza dönelim; uzmanlar bu konuyu araştırdıklarında kızın anne-babasının boşandıklarını, kızın teyzesi ile yaşadığını, ergenlik dönemindeki bir kıza fazla yüklenildiğini tespit etmişlerdi. Baba şefkati görmemiş bu kız babası yaşındaki adamı severek  hem baba, hem sevgili arıyordu gerçekte.. Ortada baba figürü yoktu çünkü. 

Ergenlik dönemindeki çocuklara fazla yüklenildiğinde onları kaybedersiniz. Çocuklarınızı sevin. Siz sevmezseniz dışarıda onları kucaklayacak kötü niyetli insanlar var. Dikkat ederseniz çocuğu tuzağa düşüren anne baba, öğretmendir. Maksat suçlu aramak değil başlangıca giden sorunu bulmaktır. 

Mesela ‘Anne aşık oldum.’diyen kızınızdan şikayet etmemelisiniz. İnsanın yaradılışında vardır aşk. Bunu kontrol altında tutmamız gerekir. ‘Baban duymasın. O da ne demek. Biz aşık mı olmuştuk.’ şeklinde cümleler kurmaktan kaçınmalı, onları dinlemeli, yol göstermeli, kızlar duygusaldır, sevebilirler ancak erkekler öyle değildir. Beklentileri farklı olabilir. Araya mesafe koymalısın.’ gibi yumuşak bir dille konuşmalı, ikna etmelidirler. 

Çocuklara olumsuz yaklaşır, azarlar, hakir görür, sürekli eleştirir hatta bir de kötü sözler söyler, yakıştırmalar yaparsanız; çocuk sonunda ‘ben buyum, böyle birisiyim.’ demeye başlar; çünkü siz bu cümleleri ve davranışları sürdürerek farkında olarak ya da olmayarak pekiştirme metodunu kullanmaktasınızdır. 

O zaman ne yapacağız, çocuklarımıza kitap okutacağız fakat ne yazık ki  ‘oku’ emri ile bizlere seslenen Kuran-ı Kerim’e rağmen okumayan bir toplumuz. Almanya’da okuma oranı 23 dakikadan  18 dakikaya düşünce telaş başlar. Üzülerek söylüyorum; bizde okuma 5-10 saniye ile sınırlı. 

Kuran-ı Kerim bir hazinedir. Maddi, manevi kazanç ondadır. Bana falanca için hatim indirir misin dediklerinde evvelce indiriveriyorum ama artık indirmiyorum; çünkü Kuran fal bakmak, mezarlıkta okumak için indirilmemiştir. Ölünün arkasından hatim okunması ile ilgili hiçbir ayet yok. Sadece ölmeye yakın olanların yanında Yasin okunacağına dair ayet var. Kuran, anayasadır. Kitabımız dirilere indirilmiştir.Uygulamak için okumalıyız.Sorun şu ki Peygamber efendimizin hadisleri kayboldu hurafelerin arasında. Peygamber efendimiz kendine, hastalara Fatiha, Nas okumuştur. Bu surelerde mesajlar vardır. 

Evlat babasına ‘babacığım’ diye, baba da evladına ‘yavrucuğum’ diye hitap etmelidir. Bize hep derler ki çocuklarınızın göz seviyesine inerek onlarla konuşun lakin bir uyarı yapacaksanız onunla yürüyerek yandan yapmalıdır. Hz. İsmail, oğlu İbrahim’e onu kurban edeceğini söylemek için onunla yürüdü, yavrucuğum dedi, ve ona sordu; dedi ki ‘Rüyamda seni kurban ediyordum. Sen ne dersin?’ İbrahim’in cevabı ‘Babacığım gördüğün gibi olsun.’oldu. 

Çocukların kendilerine güvenmeleri önemlidir. Bizler de kendine güvenen gençlik istiyoruz. 

Anne karnında istenmeyen bir çocuğun dünyaya geldikten sonra olumsuz davranışlar sergilemesi olasıdır. Eğitim anne karnında da mümkündür. Tartışan bir anne babanın çocuğu ilerde aynını yapacaktır; gördüğü, duyduğu budur. 

Peygamber efendimiz çocukları pek severdi. Bir gün namaz kılarken torunu üzerine çıktığından onun rahatı bozulmasın diye secdesini uzatmıştı. Bazen camilerimizden çocukların kovulduklarını görüyorum. Bazı din hocaları çocukları dinden soğutuyor. 

Hayatta hiç lazım olmayan şeyleri ezberlemek doğru değil. Gerekli olanlar ezberlenebilir ancak ezber değil uygulama önemlidir. 

Unutmayalım; sevgi ile her şey hallolur. Bu dünya imtihan dünyası. Çocuklar yalnız bizim çocuklarımız değil, onlar sokağın, öğretmenlerin de çocukları. Sokak çocukları galeyana geldiklerinde kendilerini jiletlerlermiş. Bu davranışında elbet bir sebebi var. Bu sebebin derinliklerine inmeliyiz. Şairlerimizin, yazarlarımızın dikkatlerinin bu noktaya odaklanmasını sağlayabilirsek şiirlerinde, öykülerinde makalelerinde vb. konulara yer verirlerse çok iyi olur. 

Öğüt verme en çok yaptığımız şeylerden. Çocuklar ekseriyetle bundan hoşlanmazlar. Onlara nasihat yerine yol göstermeli, rol-model bir tarz izlemeliyiz.” diyerek sözlerine son verdi.

Türk gençliğini değerleriyle buluşturmak konusunu güncel örneklerle destekleyen ve kendisine yöneltilen soruları da cevaplayan İbrahim Ünal’a katılımlarından dolayı Prof. Dr. Nurullah Çetin tarafından  bir Teşekkür Belgesi sunuldu.

İLESAM Genel Başkanı Mehmet Nuri Parmaksız  programa Söke’den katılan  ve İLESAM Aydın Temsilcisi olan Abdülkadir Güler’e Meslek Birliğine hizmet ve katkılarından dolayı bir Teşekkür Belgesi takdim etti.

Etkinliğin ikinci yarısını oluşturan Şiir Dinletisi İLESAM  üyelerinden Orhan Vergili tarafından gerçekleştirildi.

Cahit Karaç, Veli Zor, Yakup Temelli, Hanifi Işık, Halit Yazanel, Sibel Unur Özdemir, Sadiye Unur, Aşık Sevdai, Hüseyin Atmacaoğlu, Mehmet Sevinç Ergün, Uğur Bulut, Ali Kemal Parıldar, Mahir Ünat, Sevinç Doğancan Güven, Ahmet Mortaş, Sadık Kılıç, Aşık Dudai, Zeliha Altındal, Zeki Akdoğan, Tuncer Ulusoy, Nurettin Gür Ozanoğlu, İbrahim Yaman, Murat Duman, Vedat Fidanboy, Abdülkadir Güler, Orhan Vergili, Cemal Tuzcuoğulları, Şakir Susuz, Celal Oğan, Hayrettin Gültekin, Mustafa Usta, Fatma Kalkan ve Ertuğrul Yılmaz programa katılan isimler arasındaydılar.

Sevgi, dar günler, kaçan dostlar, Türk’ün töresi, ozan, bayrak, anne, Söke, hayat, dert, Çanakkale, evlada nasihat, Hz.Muhammed, iyi kötü, yalan dolan, günah, insanların iç dünyası  temalarını  içeren şiirler şairlerinin sesiyle hayat buldular.

Sazlar çalındı, türküler söylendi. Sohbetler edilirken çaylar yudumlandı.Ve bir Cumartesi güzelliğinin daha sonuna gelindi.

İLESAM Şiir Dinletilerimize şiire, sanata ve kültüre gönül veren herkesi- üyemiz olsun veya olmasın-bekliyoruz.Unutmayın!!!

HABER METNİ ve FOTOĞRAFLAR: Sibel Unur Özdemir

 

www.ilesam.org.tr

 Okunma Sayısı : 1065         01 Şubat 2015

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 912876

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.