“ Milli Hafıza-Arşivlerimiz” İLESAM CUMARTESİ SOHBETLERİ ve ŞİİR DİNLETİSİ (30 Ocak 2016)

 / ETKİNLİKLERİMİZ

İLESAM CUMARTESİLERİ ve ŞİİR DİNLETİSİ

(30.01.2016)

“ Milli Hafıza-Arşivlerimiz”

İLESAM Kültür Evinde 30 Ocak 2016 tarihinde Cumartesi toplantılarından biri daha gerçekleştirildi. 

Program, İLESAM Genel Başkanı Mehmet Nuri Parmaksız’ın yaptığı açılış konuşması ile başladı.

Parmaksız, 14. Olağan Genel Kurulunun 26 Mart 2016 Cumartesi günü saat 11'de Ankara'da Türk Tarih Kurumu Salonu'nda yapılacağını söyledi.

 2016 yılında 30. Kuruluş yıldönümünü kutlayacak olan Meslek Birliği’nin açılan yarışma sonucu üyelerinin gönderdiği şiirler arasından  “marşı”nı seçtiğini ifade eden Mehmet Nuri Parmaksız, Yönetim Kurulunca en yüksek puanı alan şiiri okuyarak bu şiirin artık İLESAM’a ait olduğunu, marş olarak besteleneceğini belirterek şiiri seçilen şairin Nedim Uçar olduğunu açıkladı.

Mehmet Nuri Parmaksız “Bekir Bey Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü’nde çalışıyor. Eski yazıyı çok iyi bilir. Arşiv, milletin hafızasıdır ve onu ayakta tutar. Bir insan düşünün ki hafızasını kaybetmiş; eşini, anne-babasını, çocuğunu tanımıyor. Bu vahim bir durum. Aynı şey milletler içinde geçerli. Hafıza köke benzer, orada kök vardır. İşte milli hafızanın da kökleri arşivlerdir.” diyerek günün konusunu anlatması için Bekir Yeğnidemir’i kürsüye davet etti. 

Bekir Yeğnidemir Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi arşivlerinden, yurt içi ve yurt dışındaki arşivlemeden, arşiv politikasından, dokümanların tasnifinden, restorasyonundan vb. konulardan bahsederek çeşitli materyallerle konuyu zenginleştirdi. Konuşmasının akabinde katılımcılarla paylaştığı kısa video ilgiyle izlendi. Yeğnidemir, kendisine yöneltilen soruları da cevapladı.

Sayın Bekir Yeğnidemir’e konu hakkında bizlerle paylaştığı notlar için teşekkür ediyor ve bilgileri sizlere aynen aktarıyoruz:

MİLLİ HAFIZA-ARŞİVLERİMİZ

“Milli Hafıza: Milletin en önemli kaynağıdır. Milletin tarihten gelmiş maddi manevî ve kültürel bağlarla birbirine kenetlenmiş bir insan topluluğudur. Ve bu da “Milli Hafıza”yı oluşturur. Milletlerin kuruluş sürecinden itibaren meydana gelen acı-tatlı, olumlu-olumsuz olaylarla, gelenekleri ve kültürel faaliyetlerinin tümüdür.

Gelecek kuşakların kendilerinden önce meydana gelen her türlü olaylardan ders alarak uyumlu güzel bir hayat sürmelerini sağlayacak bilgi ve belgelerin muhafaza edildiği, depolandığı sistemlerdir milli hafıza.

Milli Hafıza, bir toplumun ortak hafızası demektir. Milletleri millet yapan ana dinamiktir. Milli hafıza, milletin tarih boyunca geçirdiği evrelerin kuşaktan kuşağa yazılı ya da sözlü olarak aktarılması suretiyle oluşur.

Türk milleti olarak bizim milli hafızamız çok zengindir. Ergenekon’dan Malazgirt’e, İstanbul’un fethinden Çanakkale zaferine, Milli Mücadeleden Cumhuriyet’e ve hiç unutmamamız gereken Sarıkamış destanı gibi… Japonların yeni nesillerine Hiroşima’yı unutturmadığı gibi…

Millet realitesi ancak milli hafıza ile var olur ve hayatiyetini devam ettirir. Hafıza sadece hatıralar birikimi değildir. Geçmiş olayların sebeplerini, oluş nedenlerini araştıran ve bunlardan sonuçlar çıkaran melekesinin de bulunması gerekir. Bu ise milli hafıza ve milli mantık şuurunu kazandırır.

Geçmişinden ders almayanın geleceğinin selameti şüphelidir.

ARŞİVLERİMİZ

Bütün dünya ülkelerinde olduğu gibi devletimizin kurumlarının, gerçek ve tüzel kişilerin faaliyetleri neticesinde meydana gelen kurumsal, hukuki ve idari değeri olan, “Devlet ve Millet Hayatını” ilgilendiren, gerektiğinde ileriki zamanlarda başvurulmak üzere üretilen her türlü yazılı, görsel ve dijital ortamlarda elde edilen bilgilerin muhafaza edildiği yerdir arşiv.

Arşivlerde görev yapanlara da “Arşivist” denir. Burada yapılan işler teknik konudur. Kendine özgü çalışma tekniği ve özel hususları vardır. Arşivlerde görev yapan personel uzun süren çalışmalar neticesinde uzmanlaşır.

Modern anlamda ülkemizde arşivcilik 1846’da “Hazine-i Evrak Nezareti”nin kurulması ile başlamıştır. Bu da bu günkü Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü’nün temelini oluşturur. Aynı yıl Bâb-ı Âli’nin içinde yüksek ve rutubetsiz bir yer seçilerek özel bir bina inşa edilir. Nezaretin başına Hazine-i Evrak Nazırı olarak Sadaret mektupçusu Es-Seyyid Hasan Muhsin Efendi tayin olunur. Modern arşivciliğimizin mimarı bu zattır diyebiliriz.

Osmanlı Devleti evrakının muhafaza edildiği ilk yer Yedikule’ydi. Oradan At Meydanı’na nakledilmiş, bilahare Topkapı Sarayı’nda Hazine-i Amire ve Enderûn-ı Hümayûn’a yerleştirilmiştir.

Evrakın farklı mekânlarda bulunması ve resmi muamelelerdeki güçlüğü sebebiyle Sultan Abdülmecid’in iradesi ile 1846’da başlanan modern arşiv binası inşaatı 1848’de tamamlanmıştır.

-Hasan Muhsin Efendi emrindeki ekip ile kıymetli çalışmalar yapmıştır. Devletin mühim işlerine dair önemli sayılacak bilgileri, devletin sırlarını ifşa etmeyecek emin memurların tayin edilmesi gerektiği karara bağlandı. Vesikaların tertibi ve arşivin çalışma tarzını belirten arşivcilik talimatını hazırladı.

-1849’da Hazine-i Evrak Nizamnamesini çıkartarak Türk arşivciliğini belli bir nizama soktu.

Osmanlı Devleti merkez teşkilatı dairelerinin arşiv malzemesi, bugün İstanbul’da Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı’nda muhafaza edilmektedir.

Bazı müze (Topkapı Sarayı Müzesi), kütüphane (Kültür Bakanlığı Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı’na bağlı kütüphaneler) Müftülük ve diğer devlet dairelerinde (Vakıflar, Tapu, Askeri Arşivler gibi) de bu devrin tarihi ile ilgili zengin arşiv malzemesi bulunmaktadır.

Hazine-i evrak Osmanlı Devleti’nin ilgasından sonra Cumhuriyetin kuruluşu ile birlikte Sadaret evrakının muhafazası için Başvekâlet Kalem-i Mahsus Müdürlüğü’ne bağlı Mahzen-i evrak Mümeyyizliği adı ile yeniden teşkilatlandırılmıştır. Söz konusu daire 1927 yılında, Hazine-i Evrak Müdür Muavinliği kadrosu ile Başvekâlet Müsteşarlığı’na bağlanmıştır.

20 Mayıs 1933 tarihli ve 2187 sayılı “Başvekâlet Teşkilat ve Vazifeleri Hakkında Kanun’la bu birim, Evrak ve Hazine-i evrak Müdürlüğü’ne bağlanmış olup iki kısımdan ibarettir. Bunlardan “Evrak” birimi Başbakanlık Merkez birimlerinin evrak işlerini; “Hazine-i Evrak” birimi ise İstanbul’daki Osmanlı Arşivi hizmetlerini yürütmekle görevlendirilmiştir.

-Çeşitli uygulama ve idari aşamalardan sonra 19 Nisan 1937’de Hazine-i Evrak adı, Arşiv Daire Müdürlüğü’ne dönüştürüldü.

-1943’te Başvekâlet Arşiv Umum Müdürlüğü kuruldu.

-1976’da Başbakanlık Müsteşarlığına bağlı olarak Cumhuriyet Arşivi Daire Başkanlığı ihdas edildi. Kuruluş aşamasında Başbakanlık Müsteşarlığı ve bir dönem Bakanlık görevini de yürüten Ekrem CEYHUN’un davetiyle İsmet BİNARK Cumhuriyet Arşivi Daire Başkanlığı’na getirildi. Cumhuriyet Arşivi, çalışmalarını bir süre Devlet Bakanlığına bağlı olarak sürdürmüştür.

1984 yılında Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü’nün kurulmasıyla Genel Müdür yardımcısı, 1992 yılında da Genel müdür olarak atandı. 1997 yılına kadar bu görevi başarıyla ifa etmiştir. Arşivimizin bu günlere gelmesinde İsmet BİNARK’ın büyük emeği bulunmaktadır.

Eski genel müdürümüzün bu hizmetlerini hayırla anmak arşiv çalışmalarına 1988 yılında dâhil olan, yanında bizzat çalışmış ve çalışmalarına şahit olmuş bir kişi olarak hatırlamak benim için bir vefa borcudur. 

1923 yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin ilanından itibaren kurum ve kuruluşların faaliyetleri çerçevesinde teşekkül eden arşiv malzemesinin derlenip korunması zorunluluğu ve sorumluluğu ortaya çıkması üzerine, Genel Müdürlük 12.11.1959 tarih ve 8-28-776 sayılı yazısı ile arşiv hizmetlerinin daha verimli ve arşivcilik tekniklerine uygun bir şekilde yürütülmesinden bahisle modern Devlet Arşiv Binası yapılmasını talep etmiştir.

Uzun tetkik ve fizibilite çalışmalarından sonra 3. Beş yıllık plânda yer alan Devlet Arşiv Sitesi inşaatına 1974 yılında Ankara’da 108 dekarlık bir arazi üzerinde başlanmış, 29 Ekim 1988’de Başbakan merhum Turgut ÖZAL tarafından hizmete açılmıştır. Ben de o tarihte Arşivde görevli olduğumdan bu açılışa şahit oldum.

-Milli arşivlerimizin korunması değerlendirilmesi ile ilgili her türlü görev 1984 tarihli ve 3056 sayılı Başbakanlık Teşkilat Kanunu ile Cumhuriyet Arşivi, Osmanlı Arşivi ve Dokümantasyon Daire Başkanlıklarını kapsayan Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü kurulur.

Cumhuriyetin ilanından günümüze kadar geçen zamanlarda idari ve mekânsal olarak olumsuz geçen süreçlerdeki etkenler nedeniyle zarar görmeye başlayan arşivlerimiz, 18 Ekim 1984 tarihinde yürürlüğe giren 3056 sayılı Başbakanlık Teşkilat Kanunu ile Milli Arşivimizin korunması ve değerlendirilmesiyle ilgili her türlü görev Başbakanlığa verilmiştir.

3056 Sayılı Kanunun Başbakanlığa ve Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü’ne getirdiği görevler:

-Başbakanlığın görevleri;

 Türk Devlet ve Millet hayatını ilgilendiren tarihi, hukuki, idari, ekonomik, ilmi doküman ve belgeleri toplamak, değerlendirmek ve düzenlemek, film, mikrofilm gibi ileri teknikleri uygulayarak arşiv malzemesini tek nüsha olmaktan kurtarmak, bunların tahribini önleyecek arşiv laboratuvarı kurmak, milletlerarası arşivcilik ile ilgili hareketleri takip etmek, önemli arşiv malzemesini yurt ve dünya bilim çevrelerine sunmak,

- Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü’nün görevleri;

a)Milli arşiv politikasının esaslarını belirlemek, bu esasların uygulanmasını takip etmek ve denetlemek,

b)Devlet ve Millet hayatını ilgilendiren her türlü bilgi ve belgeleri toplamak, değerlendirmek ve saklamak,

c)Çeşitli kamu kurum ve kuruluşları ile özel şahısların elinde bulunan arşiv malzemesini tespit etmek, toplamak, gerektiğinde satın almak, bunların tamir ve restorasyonunu yapmak, tasnif ve tercüme etmek, uygun görülenleri yayınlamak,

d)Yurt içi ve yurt dışı arşivcilik ve bununla ilgili bilimsel gelişmeleri takip etmek, bu alandaki eserleri tercüme etmek, yayınlamak, önemli ve değerli arşiv malzemesini yurt ve dünya bilim çevrelerine sunmak,

e)Tarihi, kültürel ve estetik değeri olan arşiv malzemesinden koleksiyonlar yapmak, gerektiğinde arşiv müzesi kurmak ve sergiler açmak,

f)Arşiv malzemesinin tahribini önleyecek tedbirleri almak, arşiv laboratuvarı kurmak,

g)Arşiv malzemesinin kopyalarını çıkararak devamlılığını sağlamak ve bunları küçük hacimlere döndürmek için film, mikrofilm, fotokopi ve gerektiğinde diğer ileri teknikleri uygulamak,

h)Devlet Arşivlerinden yararlanma esaslarını belirlemek, arşivlerdeki araştırma taleplerini değerlendirmek ve gerektiğinde izin vermek,

i)Her türlü Arşiv malzemesini derlemek, ayıklamak ve her an kullanılır hale gelecek şekilde tasnif ederek muhafaza etmek,

j)Kamu kurum ve kuruluşlarının arşivlerde ayıklama, saklama ve imha işlemlerini denetlemek,

Kısaca Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü’nün görevlerini Arşiv politikasını belirlemek, her türlü belgeleri toplamak, tasnif ederek muhafaza altına almak, araştırmaya açmak ve uygun görülenleri yayınlamak olarak özetleyebiliriz.

            1988 yılında çıkan; 3473 Sayılı Muhafazasına Lüzum Kalmayan Evrak ve Malzemenin Yok Edilmesi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun” ile genel ve katma bütçeli daire arşivlerinde, arşiv malzemesi ve arşivlik malzeme niteliği taşımayan, muhafazasına lüzum görülmeyen, yok edilecek evrak ve her türlü malzemenin, ayıklama ve imha işlemlerine dair usul ve esaslar düzenlenmiştir.

           Bu kanunun çıkmasından sonra kurum ve kuruluşlarda rastgele evrakların imha işlemleri iptal edilmiş, kanun çerçevesinde kurumlara bir disiplin getirilmiştir.      

         Cumhurbaşkanlığı, TBMM, Genelkurmay Başkanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, İçişleri bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve Millî İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı arşivlerinde saklama, ayıklama ve imha işlemlerinde kendi mevzuatına tabi olmak kaydıyla 3473 sayılı Kanun çerçevesinde Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü’ne arşiv malzemesi teslim etmekten muaf tutulmuşlardır.

            Ne yazık ki Cumhuriyet döneminde arşiv ve arşivciliğin önemi tam olarak anlaşılamamıştır. Bu nedenledir ki kurumların arşiv birimleri genelde bodrum ve mahzenlerde yer almış ve bu işle görevlendirilen personel de gözden çıkarılan veya istemedikleri memurlardan oluşturulmuştur. Osmanlının “Hazinem” dediği belgeler ve Cumhuriyet döneminde oluşan önemli arşiv belgeleri; nem, su baskını, sel ve yangınlar ile zarar görmüştür. Daha da acısı evraklar belli dönemlerde imha için SEKA’ya gönderilmiştir. Bu kanunla bu tür keyfi uygulamalara son verilmiştir.

            Üst düzey yöneticilerde, sorumluluklarında olmasına rağmen arşivin değerini özümseyememişlerdi. Burada isim zikretmeyeceğim ama bir hadise bunu bütün çıplaklığı ile ortaya koyacaktır.  Genel müdürlerimizden biri arşivimizin ihtiyaç ve sorunlarından bahsettiği üst düzey yönetici; “Şu arşiv arşiv dedikleriniz benim bu odamı doldurur mu?” demiştir.

            Cumhuriyet Arşivimizden Bazı Özellikler:

             Mimarisi bir yarışma sonucu beğenilip özel olarak inşa edilen Cumhuriyet Arşivimiz Ankara Yenimahalle Demetevler’dedir. Belgelerin muhafaza edildiği depolarımızdaki raflar uç uca eklendiği düşünüldüğünde 125 km’yi bulmaktadır. Milli Arşiv bölümümüz olası bir nükleer saldırıya dahi dayanıklı ve korunaklıdır. 

            Cumhuriyet Arşivi Daire Başkanlığı’nın Faaliyetleri:

Kurumlardan Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü’ne intikal eden belgeler Başkanlığa bağlı birimlerde birçok inceleme, değerlendirme ve işlemlerden geçirilerek hizmete sunulabilecek hale gelir.

-Kurumlarla ilişkiler birimimiz; kurumlarla iletişim sağlamak suretiyle gerektiğinde eğitim vererek evrakın arşivimize ne zaman ve nasıl teslim edileceğine dair bilgilendirir ve belgelerin arşivimize sağlıklı bir şekilde intikalini sağlar.  Kurumlar Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğüne teslim etmeden önce kendi bünyesinde ayıklama ve imha komisyonları kurar.  Bu komisyonlar en az 5 kişiden oluşur. Saklanmasına lüzum görülmeyen belgeler ve fazla nüshalar bir sistem dâhilinde ayıklanır, listeleri çıkarılır,  değerli belgelerin dökümü yapılır, özel klasörlere konularak Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğüne teslim edilir.

-Tasnif şubesi; Burada belgeler yer damgaları ile numaralandırılır, özetleri çıkartılarak katalogları yapılır, araştırma birimimize teslim ederek araştırmacıların hizmetine sunulacak hale getirilir.

-Restorasyon birimi; Bu birimde çeşitli nedenlerle yani uygun olmayan mekânlarda, uygun olmayan koşullarda nem v.s. gibi nedenlerle yıpranmış olan belge ve defterler, bir beyin cerrahı hassasiyeti ile fiziksel ve kimyasal işlemlerden geçirilerek çok hassas bir çalışma ile tedavi edilir.

Şu anda bütün belgeler Osmanlı Arşiv’imizde ve Cumhuriyet Arşiv’imizde hızla dijital ortama aktarılmaktadır.

Gerek Osmanlı Arşiv’imizde ve gerekse Cumhuriyet Arşiv’imizde bulunan bilgi ve belgeler çok özel depolarda muhafaza edilmektedir. Bu depolarımız havalandırma ve yangına karşı en iyi şekilde emniyet altına alınmıştır. Arşivlerimiz en mükemmel standartlarla evrakın korunması esası düşünülerek tasarlanmıştır.

-Dokümantasyon Daire Başkanlığımız ise basılı ve süreli yayınları (kitap, dergi gazete ve CD gibi) takip ederek teminini sağlar, buları indeksleyerek depolar ve yine araştırmacıların hizmetine sunar.

Bir devletin ayakta durabilmesi, güçlü olabilmesi, dünyada söz sahibi olabilmesi, uzun ömürlü olabilmesi için güçlü bir hazineye sahip olması gerekir. Yani maliyesinin güçlü ve zengin olduğu kadar iyi yönetilmesi de gereklidir.

Osmanlı Devleti hazinesine, “Hazine-i Hümayun” ismini vermiştir. Bilgi ve belgelerin, fermanların, devletlerarası anlaşmaların her türlü yazışmaların, Tapu Tahrir defterlerinin, Mühimme defterlerinin korunduğu yere de “Hazine-i Evrak” ismini vermiştir. Çünkü arşiv, Osmanlı Devleti için mîrî hazinesi kadar önemliydi.

            Tarihimizde arşivlerimiz 3 büyük kıyıma uğramıştır.

            1.si; Moğollar tarafından Konya’daki arşivlerin talan edilip yakılıp yıkılması

            2.si; Timur tarafından Bursa’daki arşivimizin tahrip edilmesi,

            3.sü ise yakın tarihimizde büyük bir gaflet ve bilgisizlik neticesi olarak “1931 yılında, asla affedilmesi ve unutulması mümkün olmayan bir gaflet neticesi, bildiğimiz kadarı ile dünya arşivcilik tarihinde bu konuda tek örnek olarak, çoğu maliyeye ait Osmanlı dönemi arşiv malzemesi, milli hafızamızın bir bölümü, sorumsuz, milli kültür ve şuurdan habersiz bir–iki kişinin gayretiyle Bulgaristan’a hurda kâğıt olarak satılmıştır.”

            Okkası 3 kuruş 10 paradan kâğıt hamuru yapılmak üzere Bulgaristan’a satılan ve içinde tarihimiz açısından çok önemli vesikaları da içeren evrak, kuru ot balyaları gibi döküle saçıla Trene yüklenmek üzere Eminönü’ne taşınıyordu.

            Bu durum “Son Posta Gazetesi” yazarı İbrahim Hakkı Konyalı tarafından tespit edilir. Durumun durdurulması için çok çaba gösterir. Bir netice alamayınca olayı Muallim Cevdet’e anlatır yerlerden topladığı vesikaları gösterir. Muallim Cevdet hüngür hüngür ağlamaya başlar. Hasta olmasına rağmen hızla Sultanahmet Meydanı’na koşar.

 Çocukların ellerinden her birini 5’er kuruşa topladığı bir kucak dolusu belgeyle döner. Çok üzgündür. Çeşitli makale ve yazılarla kamuoyu ve yetkililere duyurmaya çalışırlar. Ancak atı alan Üsküdar’ı geçmiş, evrakın büyük bölümü Bulgaristan’a ulaşmıştır. Neticede bu facianın durdurulması için Başvekil İsmet Paşa’ya telgraf çekerler.

 Bulgarlar işin farkındadır. Bir bölümü kâğıt hamuru yapılırken bir bölümünün tasnifini yaparak araştırmaya açarlar.

            15-19 Şubat 1993 tarihleri arasında Bulgaristan arşivleri ve bu arada Cyril ve Methodius Kütüphanesi; Devlet Arşivleri Genel Müdürü İsmet BİNARK tarafından ziyaret edilir. İki ülke arasında arşivler arası “İşbirliği Protokolü” imzalanır. Bu ziyaret esnasında yetkililerin verdiği bilgiye göre,

            Şarkiyat şubesinde;

1-350 bin gömlek içerisinde 1 milyon belge,

2-700 adet maliye defteri,

3-405 adet icmal ve mufassal tahrir defteri,

4-200 adet şer’iyye sicili bulunmaktadır.

            İşte bir musibet bin nasihat mesabesinde olduğundan, basında yer alan infial ve Başvekile çekilen telgraf ve çeşitli girişimler neticesinde arşivlere dikkat çekilmiş oldu. Neticede bir nebze de olsa arşivlerin bulunduğu mekânlar iyileştirilmeye başladı.

Genel Müdürlüğümüz 1988 yılından itibaren arşivimizde bulunan orijinal belgelerden tıpkıbasım ve transkripsiyonları ile seri şekilde kitaplar yayınlamaya başladı. Hepsini burada tanıtmak mümkün değil.  Çünkü sayısı 100’leri bulmaktadır. Yayın çalışmaları hızla devam etmektedir. Bunlardan sadece bir kaçına değineceğim.

-Nezih bir baskı ile “Osmanlı Fermanları” serisi,

-Ermeni olaylarının gündeme geldiği tarihte tehcir başta olmak üzere seri şekilde Ermenilerin yaptığı katliam ve Ermeni mezalimini bütün açıklığıyla ortaya koyan orijinal belgeleriyle birlikte 18 kitap yayınlandı. (Liste: 2)

Yine Genel Müdürlüğümüz “Tahrir Defterlerini” seri şekilde yayınlamaya başladı. Halen bu seri devam etmektedir. Tahrir defterleri bugün anladığımız ölçüde nüfus defteri değildir. Genelde ülkedeki gelirleri kayıt altına almak için tutulmuştur. Bu defterde hem gelir hem de hane bazında bilgiler vardır. Burada kişilerin özellikleri ile ilgili bilgiler yoktur. Bu defterler sayesinde devlet ne kadar geliri olduğunu ve hane hesabından da ne kadar asker çıkaracağını tespit ediyordu.

Bir devletin bekası için bunlar çok önemlidir. Osmanlı Devletinin mülkiyetinde olan tüm topraklar şehir, kasaba, nahiye, köy ve mezralar her yönü ile kayıt altına alınmıştır. Buralarda yaşayan insanlar Müslim-Gayri Müslim ve hane reisi, ya da vergiye tabi bekâr gençler mücerret olarak yazılmıştır.

Arazi ise tarla, bağ, bahçe, bostan şeklinde ayrıntılı olarak kayda alınmıştır. Bütün yerleşim yerlerinden alınan vergiler düzenli olarak “Tahrir Defterleri”ne işlenmiştir. Bu çok önemliydi, zira vergi bu yapıya göre tanzim ediliyordu. Defterlere kayıtlar genelde Osmanlı yazı çeşitlerinden SİYAKAT denilen bir yazı türü ile kaydedilirdi ki küçük bir alana daha çok bilgi yazılmaktaydı. (Bir nevi şifreli yazı)

Yeni fethedilen bölgelerin tahriri merkezden gönderilen “Tahrir Emini” (İl yazıcı) vasıtasıyla 2 nüsha olarak yapılır, biri mahallinde tutulur, diğeri merkeze gönderilirdi.

-Mühimme Defterleri; adından anlaşılacağı üzere mühim (önemli) olan bu defterler Divan-ı Hümayun’da (bugünkü Bakanlar Kurulu) tutulurdu. Sadrazamın (Başbakan) başkanlığında vezirlerin (bakanların) katıldığı bir toplantı da devlet yönetimi ile ilgili her türlü işler karara bağlanır, ilgili vilayet, sancak ve kaza da bulunan mülkî amirlere (kadı dâhil) gönderilirdi. Alınan kararın özeti mühimme defterlerine işlenirdi. Gönderilen her türlü ferman kaydının gerçek olup olmadığı bu defterler sayesinde anlaşılırdı.

Mühür sadece Sadrazamda olduğu için hem Tahrir Defterinde hem de Mühimme Defterinde yapılacak olan düzeltmeler Sadrazamın izniyle yapılırdı. Mühimme ve Tahrir’de yapılacak kasıtlı yanlışların bedeli de ağır olurdu. Halen Genel Müdürlüğümüzün Mühimme ve Tahrir yayınları aralıklarla devam etmektedir.

Osmanlı Arşivi ve Cumhuriyet Arşivimizde bulunan belgelerle eserler meydana getirilerek okuyucu,  araştırmacı ve ilim âleminin hizmetine sunulmaktadır.

Yayınlarımızdan birçoğu tükenmiştir, satışta olan eserlerimizin listesini sizlere takdim ettim. (Liste: 1) Listenin sonunda satış birimlerimizin adresi yazılıdır. (İlgilenenler için) Ancak hemen her gün yeni yayınlarımız çıkmaktadır.

Araştırmacıların istedikleri bilgi ve belgeye kolayca ulaşabilmeleri için kataloglarımız İnternet ortamında hizmete sunulmaktadır. Dünyanın neresinde olursa olsun, araştırmacılar bilgisayar ortamında Türk Arşivlerine erişim ve katalog taraması yapabilmesi için gerekli imkân sağlanmıştır. Dijital ortama aktarılan belge sayısı 3.400.000’e ulaşmıştır.

Osmanlı Devletinden intikal eden en zengin ve değerli arşiv malzemesi, İstanbul’da Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı’ndadır. En eski belge 1434 yılına ait Arnavutluk tahrir defteridir. Osmanlı Arşivimizde bulunan belge sayısı 100 milyondur.

Önceleri Sultanahmet yakınlarında Ticarethane Sokak başta olmak üzere muhtelif yerlerdeki depolarda muhafaza edilen Osmanlı Arşiv Belgeleri, yönetim birimlerinin tek çatı altında birleştirilmesi amacıyla İstanbul Kâğıthane’de yapılan “Kâğıthane Milli Arşiv Sitesi” ne 2013 yılının Haziran ayında taşınmıştır. Arşivin açılışı o zaman Başbakan olan Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN tarafından yapılmıştır. Böylece Osmanlı Arşivi 130.000 m2 kapalı alana sahip muhteşem ve modern bir Arşiv Sitesi’ne kavuşmuş oldu.

40 tan fazla devleti doğrudan veya dolaylı olarak ilgilendiren yukarda da arz ettiğim gibi 100 milyon belgeyi muhafaza etmekte, yerli ve yabancı araştırmacıların hizmetine sunulmakta, böylece gelecek nesillere aktarılmaktadır. Milli Arşiv Sitesi belgelerin en sağlıklı şekilde muhafaza edildiği depoları, konservasyon üniteleri, modern bir kongre salonu ve 2000 m2’lik çağdaş bir müzeye sahiptir. Bu müzede Türk tarihi bakımından çok önemli uluslararası anlaşma metinleri, Tanzimat Fermanı’nın metni gibi çok önemli belgeler de burada sergilenmektedir.

ARAŞTIRMA HİZMETLERİ

Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Cumhuriyet Arşivi Daire Başkanlığı’nda araştırma hizmetleri, Araştırma Hizmetleri Şube Müdürlüğü tarafından yürütülmektedir.

  1. a) Araştırma Başvurusu

Araştırma ve inceleme yapmak isteyen gerçek ve tüzel kişilerden Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olanlar ve bunların vekilleri ile Türkiye’ye yasal yollardan girmiş yabancılar ve bunların vekilleri, “Devlet Arşivlerinde Araştırma Talebinde Bulunanlar İçin Müracaat Formu ve Taahhüt¬name”yi doldurmak suretiyle bir adet fotoğraf (yabancılar için pasaport ve kimlik) örneğiyle, vekil ise vekâletname ile birlikte doğrudan Araş¬tırma Hizmetleri Şube Müdürlüğü’ne araştırma başvurusunu yapabilir.

Cumartesi günleri inceleme yapmak üzere belge talebinde bulunmak isteyen araştırmacıların hafta içinde belge taleplerini yapmış olmaları gerekmektedir.

Vekilleri vasıtasıyla araştırma ve inceleme yapmak isteyen Türk veya yabancı uyruklu gerçek veya tüzel kişilerin önceden müracaatlarının olması gerekmektedir.

Müracaatını yapan araştırmacılar eğer, kataloglardan istifade edeceklerse her kataloğun sonundaki konu, şahıs ve yer adları ile tüzel kişi adları indeksinden faydalanabilirler.

  1. b) Belge Talebi

Araştırmacı, Araştırma Salonu’ndaki bilgisayarlardan üye girişini yapmak suretiyle, “Araştırmacı Müracaat Formu ve Taahhütname”yi doldurup imzaladıktan sonra, önceden internet üzerinden belge tespiti yapılmış ise “Katalog”dan sorgulama yaparak, önceden tespit etmiş olduğu katalog bilgilerini, açılan pencerede boşlukları doldurarak belgelere erişebilecektir.

Araştırmacı, önceden internet üzerinden belge tespiti yapmamış ise yine “Katalog”dan “aranacak kelime veya kelimeleri” yazarak belgelere erişebilir.

Aranacak kelime yazıldıktan sonra, o kelime (konu) ile ilgili hangi fonda ne kadar belge sayısı olduğu, fon isimlerine tıklandığında belge özeti, belge özetine tıklandığında, varsa belgenin dijital görüntüsü ekrana gelecektir. Araştırmacı, belgesini inceledikten sonra eğer istiyor ise “Belgenin kopyasını iste” butonuna basıp, işlemlerinin sonucunda belge örneklerini Banko Görevlisi’nden teslim alabilir.

Belgenin dijital görüntüsü yoksa “Belgeyi Banko’dan iste” butonunu seçerek iki saat süre içerisinde belgesini Banko Görevlisi’nden teslim alabilir.

Araştırmacılar, İstanbul’da bulunan Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı’ndaki fonlara ait belge taleplerini (dijital) de Ankara’da, Cumhuriyet Arşivi Daire Başkanlığı Araştırma Salonu’ndaki bilgisayarlardan, Cumhuriyet Arşivi Daire Başkanlığı’ndaki fonlara ait belge (dijital) taleplerini ise aynı şekilde İstanbul’da bulunan Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı Araştırma Salonu’ndaki bilgisayarlardan temin edebilmektedirler.

  1. c) İnternet’ten Katalog Sorgulama

Kataloglardaki belgelere erişim için internette www.devletarsivleri.gov.tr adresindeki katalog tarama bölümünden ücretsiz olarak üye olunduktan sonra, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi arşiv belgelerine ait kataloglardan sorgulama yaparak konuları ile ilgili belgelerin arşivlerdeki referans bilgilerine erişebilmektedir.

 Sorgulamalar; fon adı, konu veya indeks unsurlarına göre yapılabilmektedir. Fon adından yapılan aramalarda fon adı seçildikten sonra belge özetlerinde geçen herhangi bir kelime veya cümle girilmek suretiyle istenilen belgelerin listesi alınabilmektedir. Konu ve İndekslerden arama yapıldığı zaman istenilen terimin geçtiği konu ve indeksler listelenmektedir. Bu terimlerden istenilen konu ve indeksle ilgili belgelerin listesi alınmaktadır. Araştırmacılar sistem üzerinde yapmış oldukları çalışmaları belge listesine kaydetmek suretiyle daha sonra yapacakları çalışmalar için kolaylık sağlayabilirler. Konuları ile ilgili belgeleri istenen belge listesine kaydederek arşive geldiklerinde hazır liste üzerinden belgelerini alabilirler. Aldıkları belgeleri alınan belgeler listesine kaydederek yaptıkları çalışmaları takip edebilirler.

 Şimdi sizlere yanımda getirdiğim ve çok önemsediğim “Arşiv Belgelerine Göre Osmanlı Eğitiminde Modernleşme” isimli bu yayınımızda yer alan 1773 ile 1920 yılları arasında yapılan eğitimde modernleşme çabalarından kısa ve öz olarak sadece başlıklar sunmak istiyorum.

  1-1773’de askeri teknik okul Mühendishane-i Bahri Hümayun (Deniz Harp Okulu)’un kurulması.

  2- 1795’de Mühendishane-i Berri Hümayun (Kara Harp Okulu) ’un kurulması.

  3-1798’de Mühendishane binası olarak Hançerli Sultan Sarayının tahsisi.

  4-1827’de Harbiye Mektebi’nin kurulmasına dair rapor.

  5-1827’de Askeri tıbbiye alanında Tıbhane-i Amire’nin kurulması.

  6-1839’da inşa edilen Tıp Okulu (Mekteb-i Tıbb-ı Cedid-i Adliye)’nun açılmasına dair padişah emri.

  7-1857’de Paris’te açılan Osmanlı Mektebi için hazırlanan nizamname.

  8-1858’de Mekteb-i Mülkiye’nin kuruluşu ve nizamnamesi.

  9-1862’de Sanayi Mektebi kurulmasına dair padişah emri.

10-1863’de Dârülfünûn mektebi binası inşaatının tamamlanması.

11-1864’de Meclis-i Maarif-i Muhtelit’ in lağvedilerek “Meclis-i Maarif”in kurulmasına dair irade.

12-1867’de Mühendis yetiştirmek üzere Mülkiye Mühendis Mektebi kurulmasına dair irade.

13-1868’de Galatasaray Mekteb-i Sultanisinin kuruluşuna dair irade.

14-1869’da Osmanlı maarifinin temeli sayılan Maarif-i Umumiye nizamnamesi.

15-1870’de Ahırkapı’da inşa edilen EBE mektebi inşaatının masrafları için bütçeden tahsisat ayrılmasına dair padişah emri.

16-1870’de Tıp eğitiminin Türkçe yapılmasına dair irade: Mekteb-i Tıbbiye ’de arzu edilen şekilde doktor yetiştirilmesi için öğretimin Türkçe yapılmasının faydalı olacağı, bu çeşit bilimlerin her memlekette kendi lisanı ile öğretilmekte olduğu, memlekette yeterince kitap bulunduğu ve Türkçe’ de tıp terimlerinin karşılığı olduğu gerekçesiyle tıp öğreniminin Türkçe verilmesinin kabul edildiğine dair padişah iradesi.

17-1871’de Darüşşafaka okulunun idaresine dair nizamname hazırlanması.

18-1872’de Maarif Nizamnamesi gereğince hane sayısı 500’ü aşan her kasabada Rüştiye Mektebi açılması hususunun vilayetlere tebliğ edilmesi.

19-1874’de rüştiye Mekteplerinin devamı olarak kasaba ve şehirlerde İdadi mekteplerinin açılması.

20-1875’te Mekteb-i Sultani ’de (Galatasaray lisesi) Fransızca dersleri hariç bütün derslerin Türkçe okutulması.

21-1879’da İstanbul’da açılan ELSİNE-DİL Okulu nizamnamesi.

22-1879’da Ticaret erbabı yetiştirmek için İstanbul’da bir Ticaret Mektebi açılmasına dair nizamname.

23-1884’de İstanbul’da kurulan Kız Sanayi Mektebi nizamnamesi.

24-1881’de Sivil amaçlı Hendese-i Mülkiye Mektebi kurulmasına dair nizamname.

25-1884’de Halkalı çiftliğinde açılan Modern Tarım Ziraat Mektebi nizamnamesi.

26-1887’de Kimsesiz kız çocuklarının eğitimi ve öğretimi için Şehzadebaşı’ndaki Halet Paşa Konağının satın alınarak okul haline dönüştürülmesine dair padişah emri.

27-1889’da Mülkiye Baytar Mektebi’nin kuruluşu.

28-1890’da Özel Gayri Müslim okullarında Türkçe’nin mecburi ders olarak okutulması.

29-1898’de kimsesiz yetim çocukların eğitimi için Dârülhayr’ın açılması.

30-1909’da İlköğretim Kanun Tasarısının hazırlanması.

31-1910’da Orta Öğretimin kalitesinin yükseltilmesi için Vilayetlerde teşkil edilen Encümenler ve vazifeleri nizamnamesi.

32-1914’de Özel Okullar Nizamnamesi.

33-1915’de Ana Okulları Nizamnamesi.

34-1915’de Erkek ve kız Öğretmen Okulları nizamnameleri.

35-1915’de Sağır ve Dilsiz Okulu Nizamnamesi.

36-1920’de Eğitim ve öğretimin denetlenmesi için oluşturulan Teftiş Kurulu Nizamnamesi.”

Bekir Yeğnidemir’e katılımlarından dolayı İLESAM Genel Başkanı Mehmet Nuri Parmaksız tarafından bir  “Teşekkür Belgesi” takdim edildi. Bekir Yeğnidemir’in de İLESAM Başkanına günün konusu ile ilgili sunduğu hediyeleri oldu.

 Etkinliğin ikinci yarısını oluşturan Şiir Dinletisi İLESAM Üyelerinden Murat Duman tarafından sunuldu.

Sevinç Doğancan Güven, Hüseyin Yeğnidemir, Bekir Aksoy, Nurettin Gür Ozanoğlu, Hanifi Işık, Bekir Yeğnidemir, Cahit Karaç, Ozan Sevdai, Seyfettin Çoban, Necati Özdenkoş, Niyazi Bali, Halil Aytekin, Ali Kemal Parıldar, Sibel Unur Özdemir, Ahmet Yıldırım, Merih Baran, Erdoğan Pamuk, Selahettin Dündar, Songül Dündar, İbrahim Yaman, Hüseyin Ağca, Sadık Kılıç, Nail Özışık, Hatun Tülin Şenel, Mehmet Elgün, Erdal Ercin, Dudai Murat, Salih Turgay Işık, Uğur Bulut, Meliha Sevilir, Yeter Bektaş, Binali Kılıç, Fahrettin Alay, Fatma Kalkan, Şemsettin Güneş, Tuncer Ulusoy, Ali Kahraman, Veli Zor ve Ahmet Afacan etkinliğe katılan isimler arasındaydı.

Edebiyatın, sanatın, kültürün ve aktüel konuların konuşulduğu, şiirlerin okunduğu etkinliklerine devam eden Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliğinin çatısı altında güzel bir Cumartesi etkinliği daha yüreklerdeki yeri aldı. 

İLESAM Şiir Dinletilerimize şiire, sanata ve kültüre gönül veren herkesi- üyemiz olsun veya olmasın-bekliyoruz. Unutmayın!

HABER METNİ: Sibel Unur Özdemir

FOTOĞRAFLAR: Sibel Unur Özdemir-Orhan Vergili



TÜRKİYE İLİM ve EDEBİYAT ESERİ SAHİPLERİ MESLEK BİRLİĞİ

İLESAM GENEL MERKEZİ

Adres

:

İzmir 1.Cad. No: 33/16  Aydın Apartmanı, Kat:4  Kızılay / ANKARA

Tel

:

0 312 419 49 38

Faks

:

0 312 419 49 39

Web

:

www.ilesam.org.tr

E-Posta

:

ilesam@ilesam.org.tr

 Okunma Sayısı : 850         01 Şubat 2016

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 669240

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.