“ Milli Hafıza-Arşivlerimiz” İLESAM CUMARTESİ SOHBETLERİ ve ŞİİR DİNLETİSİ (30 Ocak 2016)

 / ETKİNLİKLERİMİZ

İLESAM CUMARTESİLERİ ve ŞİİR DİNLETİSİ

(30.01.2016)

“ Milli Hafıza-Arşivlerimiz”

İLESAM Kültür Evinde 30 Ocak 2016 tarihinde Cumartesi toplantılarından biri daha gerçekleştirildi. 

Program, İLESAM Genel Başkanı Mehmet Nuri Parmaksız’ın yaptığı açılış konuşması ile başladı.

Parmaksız, 14. Olağan Genel Kurulunun 26 Mart 2016 Cumartesi günü saat 11'de Ankara'da Türk Tarih Kurumu Salonu'nda yapılacağını söyledi.

 2016 yılında 30. Kuruluş yıldönümünü kutlayacak olan Meslek Birliği’nin açılan yarışma sonucu üyelerinin gönderdiği şiirler arasından  “marşı”nı seçtiğini ifade eden Mehmet Nuri Parmaksız, Yönetim Kurulunca en yüksek puanı alan şiiri okuyarak bu şiirin artık İLESAM’a ait olduğunu, marş olarak besteleneceğini belirterek şiiri seçilen şairin Nedim Uçar olduğunu açıkladı.

Mehmet Nuri Parmaksız “Bekir Bey Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü’nde çalışıyor. Eski yazıyı çok iyi bilir. Arşiv, milletin hafızasıdır ve onu ayakta tutar. Bir insan düşünün ki hafızasını kaybetmiş; eşini, anne-babasını, çocuğunu tanımıyor. Bu vahim bir durum. Aynı şey milletler içinde geçerli. Hafıza köke benzer, orada kök vardır. İşte milli hafızanın da kökleri arşivlerdir.” diyerek günün konusunu anlatması için Bekir Yeğnidemir’i kürsüye davet etti. 

Bekir Yeğnidemir Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi arşivlerinden, yurt içi ve yurt dışındaki arşivlemeden, arşiv politikasından, dokümanların tasnifinden, restorasyonundan vb. konulardan bahsederek çeşitli materyallerle konuyu zenginleştirdi. Konuşmasının akabinde katılımcılarla paylaştığı kısa video ilgiyle izlendi. Yeğnidemir, kendisine yöneltilen soruları da cevapladı.

Sayın Bekir Yeğnidemir’e konu hakkında bizlerle paylaştığı notlar için teşekkür ediyor ve bilgileri sizlere aynen aktarıyoruz:

MİLLİ HAFIZA-ARŞİVLERİMİZ

“Milli Hafıza: Milletin en önemli kaynağıdır. Milletin tarihten gelmiş maddi manevî ve kültürel bağlarla birbirine kenetlenmiş bir insan topluluğudur. Ve bu da “Milli Hafıza”yı oluşturur. Milletlerin kuruluş sürecinden itibaren meydana gelen acı-tatlı, olumlu-olumsuz olaylarla, gelenekleri ve kültürel faaliyetlerinin tümüdür.

Gelecek kuşakların kendilerinden önce meydana gelen her türlü olaylardan ders alarak uyumlu güzel bir hayat sürmelerini sağlayacak bilgi ve belgelerin muhafaza edildiği, depolandığı sistemlerdir milli hafıza.

Milli Hafıza, bir toplumun ortak hafızası demektir. Milletleri millet yapan ana dinamiktir. Milli hafıza, milletin tarih boyunca geçirdiği evrelerin kuşaktan kuşağa yazılı ya da sözlü olarak aktarılması suretiyle oluşur.

Türk milleti olarak bizim milli hafızamız çok zengindir. Ergenekon’dan Malazgirt’e, İstanbul’un fethinden Çanakkale zaferine, Milli Mücadeleden Cumhuriyet’e ve hiç unutmamamız gereken Sarıkamış destanı gibi… Japonların yeni nesillerine Hiroşima’yı unutturmadığı gibi…

Millet realitesi ancak milli hafıza ile var olur ve hayatiyetini devam ettirir. Hafıza sadece hatıralar birikimi değildir. Geçmiş olayların sebeplerini, oluş nedenlerini araştıran ve bunlardan sonuçlar çıkaran melekesinin de bulunması gerekir. Bu ise milli hafıza ve milli mantık şuurunu kazandırır.

Geçmişinden ders almayanın geleceğinin selameti şüphelidir.

ARŞİVLERİMİZ

Bütün dünya ülkelerinde olduğu gibi devletimizin kurumlarının, gerçek ve tüzel kişilerin faaliyetleri neticesinde meydana gelen kurumsal, hukuki ve idari değeri olan, “Devlet ve Millet Hayatını” ilgilendiren, gerektiğinde ileriki zamanlarda başvurulmak üzere üretilen her türlü yazılı, görsel ve dijital ortamlarda elde edilen bilgilerin muhafaza edildiği yerdir arşiv.

Arşivlerde görev yapanlara da “Arşivist” denir. Burada yapılan işler teknik konudur. Kendine özgü çalışma tekniği ve özel hususları vardır. Arşivlerde görev yapan personel uzun süren çalışmalar neticesinde uzmanlaşır.

Modern anlamda ülkemizde arşivcilik 1846’da “Hazine-i Evrak Nezareti”nin kurulması ile başlamıştır. Bu da bu günkü Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü’nün temelini oluşturur. Aynı yıl Bâb-ı Âli’nin içinde yüksek ve rutubetsiz bir yer seçilerek özel bir bina inşa edilir. Nezaretin başına Hazine-i Evrak Nazırı olarak Sadaret mektupçusu Es-Seyyid Hasan Muhsin Efendi tayin olunur. Modern arşivciliğimizin mimarı bu zattır diyebiliriz.

Osmanlı Devleti evrakının muhafaza edildiği ilk yer Yedikule’ydi. Oradan At Meydanı’na nakledilmiş, bilahare Topkapı Sarayı’nda Hazine-i Amire ve Enderûn-ı Hümayûn’a yerleştirilmiştir.

Evrakın farklı mekânlarda bulunması ve resmi muamelelerdeki güçlüğü sebebiyle Sultan Abdülmecid’in iradesi ile 1846’da başlanan modern arşiv binası inşaatı 1848’de tamamlanmıştır.

-Hasan Muhsin Efendi emrindeki ekip ile kıymetli çalışmalar yapmıştır. Devletin mühim işlerine dair önemli sayılacak bilgileri, devletin sırlarını ifşa etmeyecek emin memurların tayin edilmesi gerektiği karara bağlandı. Vesikaların tertibi ve arşivin çalışma tarzını belirten arşivcilik talimatını hazırladı.

-1849’da Hazine-i Evrak Nizamnamesini çıkartarak Türk arşivciliğini belli bir nizama soktu.

Osmanlı Devleti merkez teşkilatı dairelerinin arşiv malzemesi, bugün İstanbul’da Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı’nda muhafaza edilmektedir.

Bazı müze (Topkapı Sarayı Müzesi), kütüphane (Kültür Bakanlığı Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı’na bağlı kütüphaneler) Müftülük ve diğer devlet dairelerinde (Vakıflar, Tapu, Askeri Arşivler gibi) de bu devrin tarihi ile ilgili zengin arşiv malzemesi bulunmaktadır.

Hazine-i evrak Osmanlı Devleti’nin ilgasından sonra Cumhuriyetin kuruluşu ile birlikte Sadaret evrakının muhafazası için Başvekâlet Kalem-i Mahsus Müdürlüğü’ne bağlı Mahzen-i evrak Mümeyyizliği adı ile yeniden teşkilatlandırılmıştır. Söz konusu daire 1927 yılında, Hazine-i Evrak Müdür Muavinliği kadrosu ile Başvekâlet Müsteşarlığı’na bağlanmıştır.

20 Mayıs 1933 tarihli ve 2187 sayılı “Başvekâlet Teşkilat ve Vazifeleri Hakkında Kanun’la bu birim, Evrak ve Hazine-i evrak Müdürlüğü’ne bağlanmış olup iki kısımdan ibarettir. Bunlardan “Evrak” birimi Başbakanlık Merkez birimlerinin evrak işlerini; “Hazine-i Evrak” birimi ise İstanbul’daki Osmanlı Arşivi hizmetlerini yürütmekle görevlendirilmiştir.

-Çeşitli uygulama ve idari aşamalardan sonra 19 Nisan 1937’de Hazine-i Evrak adı, Arşiv Daire Müdürlüğü’ne dönüştürüldü.

-1943’te Başvekâlet Arşiv Umum Müdürlüğü kuruldu.

-1976’da Başbakanlık Müsteşarlığına bağlı olarak Cumhuriyet Arşivi Daire Başkanlığı ihdas edildi. Kuruluş aşamasında Başbakanlık Müsteşarlığı ve bir dönem Bakanlık görevini de yürüten Ekrem CEYHUN’un davetiyle İsmet BİNARK Cumhuriyet Arşivi Daire Başkanlığı’na getirildi. Cumhuriyet Arşivi, çalışmalarını bir süre Devlet Bakanlığına bağlı olarak sürdürmüştür.

1984 yılında Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü’nün kurulmasıyla Genel Müdür yardımcısı, 1992 yılında da Genel müdür olarak atandı. 1997 yılına kadar bu görevi başarıyla ifa etmiştir. Arşivimizin bu günlere gelmesinde İsmet BİNARK’ın büyük emeği bulunmaktadır.

Eski genel müdürümüzün bu hizmetlerini hayırla anmak arşiv çalışmalarına 1988 yılında dâhil olan, yanında bizzat çalışmış ve çalışmalarına şahit olmuş bir kişi olarak hatırlamak benim için bir vefa borcudur. 

1923 yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin ilanından itibaren kurum ve kuruluşların faaliyetleri çerçevesinde teşekkül eden arşiv malzemesinin derlenip korunması zorunluluğu ve sorumluluğu ortaya çıkması üzerine, Genel Müdürlük 12.11.1959 tarih ve 8-28-776 sayılı yazısı ile arşiv hizmetlerinin daha verimli ve arşivcilik tekniklerine uygun bir şekilde yürütülmesinden bahisle modern Devlet Arşiv Binası yapılmasını talep etmiştir.

Uzun tetkik ve fizibilite çalışmalarından sonra 3. Beş yıllık plânda yer alan Devlet Arşiv Sitesi inşaatına 1974 yılında Ankara’da 108 dekarlık bir arazi üzerinde başlanmış, 29 Ekim 1988’de Başbakan merhum Turgut ÖZAL tarafından hizmete açılmıştır. Ben de o tarihte Arşivde görevli olduğumdan bu açılışa şahit oldum.

-Milli arşivlerimizin korunması değerlendirilmesi ile ilgili her türlü görev 1984 tarihli ve 3056 sayılı Başbakanlık Teşkilat Kanunu ile Cumhuriyet Arşivi, Osmanlı Arşivi ve Dokümantasyon Daire Başkanlıklarını kapsayan Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü kurulur.

Cumhuriyetin ilanından günümüze kadar geçen zamanlarda idari ve mekânsal olarak olumsuz geçen süreçlerdeki etkenler nedeniyle zarar görmeye başlayan arşivlerimiz, 18 Ekim 1984 tarihinde yürürlüğe giren 3056 sayılı Başbakanlık Teşkilat Kanunu ile Milli Arşivimizin korunması ve değerlendirilmesiyle ilgili her türlü görev Başbakanlığa verilmiştir.

3056 Sayılı Kanunun Başbakanlığa ve Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü’ne getirdiği görevler:

-Başbakanlığın görevleri;

 Türk Devlet ve Millet hayatını ilgilendiren tarihi, hukuki, idari, ekonomik, ilmi doküman ve belgeleri toplamak, değerlendirmek ve düzenlemek, film, mikrofilm gibi ileri teknikleri uygulayarak arşiv malzemesini tek nüsha olmaktan kurtarmak, bunların tahribini önleyecek arşiv laboratuvarı kurmak, milletlerarası arşivcilik ile ilgili hareketleri takip etmek, önemli arşiv malzemesini yurt ve dünya bilim çevrelerine sunmak,

- Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü’nün görevleri;

a)Milli arşiv politikasının esaslarını belirlemek, bu esasların uygulanmasını takip etmek ve denetlemek,

b)Devlet ve Millet hayatını ilgilendiren her türlü bilgi ve belgeleri toplamak, değerlendirmek ve saklamak,

c)Çeşitli kamu kurum ve kuruluşları ile özel şahısların elinde bulunan arşiv malzemesini tespit etmek, toplamak, gerektiğinde satın almak, bunların tamir ve restorasyonunu yapmak, tasnif ve tercüme etmek, uygun görülenleri yayınlamak,

d)Yurt içi ve yurt dışı arşivcilik ve bununla ilgili bilimsel gelişmeleri takip etmek, bu alandaki eserleri tercüme etmek, yayınlamak, önemli ve değerli arşiv malzemesini yurt ve dünya bilim çevrelerine sunmak,

e)Tarihi, kültürel ve estetik değeri olan arşiv malzemesinden koleksiyonlar yapmak, gerektiğinde arşiv müzesi kurmak ve sergiler açmak,

f)Arşiv malzemesinin tahribini önleyecek tedbirleri almak, arşiv laboratuvarı kurmak,

g)Arşiv malzemesinin kopyalarını çıkararak devamlılığını sağlamak ve bunları küçük hacimlere döndürmek için film, mikrofilm, fotokopi ve gerektiğinde diğer ileri teknikleri uygulamak,

h)Devlet Arşivlerinden yararlanma esaslarını belirlemek, arşivlerdeki araştırma taleplerini değerlendirmek ve gerektiğinde izin vermek,

i)Her türlü Arşiv malzemesini derlemek, ayıklamak ve her an kullanılır hale gelecek şekilde tasnif ederek muhafaza etmek,

j)Kamu kurum ve kuruluşlarının arşivlerde ayıklama, saklama ve imha işlemlerini denetlemek,

Kısaca Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü’nün görevlerini Arşiv politikasını belirlemek, her türlü belgeleri toplamak, tasnif ederek muhafaza altına almak, araştırmaya açmak ve uygun görülenleri yayınlamak olarak özetleyebiliriz.

            1988 yılında çıkan; 3473 Sayılı Muhafazasına Lüzum Kalmayan Evrak ve Malzemenin Yok Edilmesi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun” ile genel ve katma bütçeli daire arşivlerinde, arşiv malzemesi ve arşivlik malzeme niteliği taşımayan, muhafazasına lüzum görülmeyen, yok edilecek evrak ve her türlü malzemenin, ayıklama ve imha işlemlerine dair usul ve esaslar düzenlenmiştir.

           Bu kanunun çıkmasından sonra kurum ve kuruluşlarda rastgele evrakların imha işlemleri iptal edilmiş, kanun çerçevesinde kurumlara bir disiplin getirilmiştir.      

         Cumhurbaşkanlığı, TBMM, Genelkurmay Başkanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, İçişleri bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve Millî İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı arşivlerinde saklama, ayıklama ve imha işlemlerinde kendi mevzuatına tabi olmak kaydıyla 3473 sayılı Kanun çerçevesinde Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü’ne arşiv malzemesi teslim etmekten muaf tutulmuşlardır.

            Ne yazık ki Cumhuriyet döneminde arşiv ve arşivciliğin önemi tam olarak anlaşılamamıştır. Bu nedenledir ki kurumların arşiv birimleri genelde bodrum ve mahzenlerde yer almış ve bu işle görevlendirilen personel de gözden çıkarılan veya istemedikleri memurlardan oluşturulmuştur. Osmanlının “Hazinem” dediği belgeler ve Cumhuriyet döneminde oluşan önemli arşiv belgeleri; nem, su baskını, sel ve yangınlar ile zarar görmüştür. Daha da acısı evraklar belli dönemlerde imha için SEKA’ya gönderilmiştir. Bu kanunla bu tür keyfi uygulamalara son verilmiştir.

            Üst düzey yöneticilerde, sorumluluklarında olmasına rağmen arşivin değerini özümseyememişlerdi. Burada isim zikretmeyeceğim ama bir hadise bunu bütün çıplaklığı ile ortaya koyacaktır.  Genel müdürlerimizden biri arşivimizin ihtiyaç ve sorunlarından bahsettiği üst düzey yönetici; “Şu arşiv arşiv dedikleriniz benim bu odamı doldurur mu?” demiştir.

            Cumhuriyet Arşivimizden Bazı Özellikler:

             Mimarisi bir yarışma sonucu beğenilip özel olarak inşa edilen Cumhuriyet Arşivimiz Ankara Yenimahalle Demetevler’dedir. Belgelerin muhafaza edildiği depolarımızdaki raflar uç uca eklendiği düşünüldüğünde 125 km’yi bulmaktadır. Milli Arşiv bölümümüz olası bir nükleer saldırıya dahi dayanıklı ve korunaklıdır. 

            Cumhuriyet Arşivi Daire Başkanlığı’nın Faaliyetleri:

Kurumlardan Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü’ne intikal eden belgeler Başkanlığa bağlı birimlerde birçok inceleme, değerlendirme ve işlemlerden geçirilerek hizmete sunulabilecek hale gelir.

-Kurumlarla ilişkiler birimimiz; kurumlarla iletişim sağlamak suretiyle gerektiğinde eğitim vererek evrakın arşivimize ne zaman ve nasıl teslim edileceğine dair bilgilendirir ve belgelerin arşivimize sağlıklı bir şekilde intikalini sağlar.  Kurumlar Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğüne teslim etmeden önce kendi bünyesinde ayıklama ve imha komisyonları kurar.  Bu komisyonlar en az 5 kişiden oluşur. Saklanmasına lüzum görülmeyen belgeler ve fazla nüshalar bir sistem dâhilinde ayıklanır, listeleri çıkarılır,  değerli belgelerin dökümü yapılır, özel klasörlere konularak Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğüne teslim edilir.

-Tasnif şubesi; Burada belgeler yer damgaları ile numaralandırılır, özetleri çıkartılarak katalogları yapılır, araştırma birimimize teslim ederek araştırmacıların hizmetine sunulacak hale getirilir.

-Restorasyon birimi; Bu birimde çeşitli nedenlerle yani uygun olmayan mekânlarda, uygun olmayan koşullarda nem v.s. gibi nedenlerle yıpranmış olan belge ve defterler, bir beyin cerrahı hassasiyeti ile fiziksel ve kimyasal işlemlerden geçirilerek çok hassas bir çalışma ile tedavi edilir.

Şu anda bütün belgeler Osmanlı Arşiv’imizde ve Cumhuriyet Arşiv’imizde hızla dijital ortama aktarılmaktadır.

Gerek Osmanlı Arşiv’imizde ve gerekse Cumhuriyet Arşiv’imizde bulunan bilgi ve belgeler çok özel depolarda muhafaza edilmektedir. Bu depolarımız havalandırma ve yangına karşı en iyi şekilde emniyet altına alınmıştır. Arşivlerimiz en mükemmel standartlarla evrakın korunması esası düşünülerek tasarlanmıştır.

-Dokümantasyon Daire Başkanlığımız ise basılı ve süreli yayınları (kitap, dergi gazete ve CD gibi) takip ederek teminini sağlar, buları indeksleyerek depolar ve yine araştırmacıların hizmetine sunar.

Bir devletin ayakta durabilmesi, güçlü olabilmesi, dünyada söz sahibi olabilmesi, uzun ömürlü olabilmesi için güçlü bir hazineye sahip olması gerekir. Yani maliyesinin güçlü ve zengin olduğu kadar iyi yönetilmesi de gereklidir.

Osmanlı Devleti hazinesine, “Hazine-i Hümayun” ismini vermiştir. Bilgi ve belgelerin, fermanların, devletlerarası anlaşmaların her türlü yazışmaların, Tapu Tahrir defterlerinin, Mühimme defterlerinin korunduğu yere de “Hazine-i Evrak” ismini vermiştir. Çünkü arşiv, Osmanlı Devleti için mîrî hazinesi kadar önemliydi.

            Tarihimizde arşivlerimiz 3 büyük kıyıma uğramıştır.

            1.si; Moğollar tarafından Konya’daki arşivlerin talan edilip yakılıp yıkılması

            2.si; Timur tarafından Bursa’daki arşivimizin tahrip edilmesi,