“Ermeniler Niçin Yalan Söylüyor?”

 / ETKİNLİKLERİMİZ

İLESAM CUMARTESİ SOHBETLERİ ve ŞİİR DİNLETİSİ 

(27 Şubat 2016)

“Ermeniler Niçin Yalan Söylüyor?” 

Edebiyatın, sanatın, kültürün ve aktüel konuların konuşulduğu, şiirlerin okunduğu etkinliklerine devam eden Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliğinin çatısı altında güzel bir Cumartesi etkinliği daha 27 Şubat 2016 tarihinde yüreklerdeki yerini aldı.

Program, İLESAM Genel Başkanı Mehmet Nuri Parmaksız tarafından yapılan açılış konuşması ile başladı.

Parmaksız “Ne mezhep, ne din, ne siyaset bizi ayırmamalı. Bizim dedelerimiz değil mi el ele vererek vatanımızı savunan. Şark politikasında Türk’ün geldiği yer olan Orta Asya’ya döndürme çabaları var. Nihai hedefleri bizi Anadolu’nun içine sıkıştırmak. Üç kıtaya biz hükümdarlık ediyorduk. Bizler şimdi kaybettiğimiz topraklar üzerinde hak iddia etsek ayağa kalkarlar. Viyana’ya kadar bizimdi mesela; Kerkük, Musul orada duruyor. Dediğim gibi ne mezhep, ne din, ne siyaset bizi ayırmamalı. Bu noktada Ermenilere sevgi ve saygı gösteremeyiz.”  diyerek konuşmasını yapması için Selahattin Aydemir’i kürsüye davet etti.

Konuşma metni, Sayın Selahattin Aydemir’in konuşmasının özünü oluşturan ve paylaşmamız için takdim ettiği “Soykırım Suçlusu Ermenistan, ‘Af’ Dile” isimli kitabından derlenmiştir.

Selahattin Aydemir “Ermeniler Niçin Yalan Söylüyor? Konu başlığımız bu. On beş sene boyunca yaptığım araştırmalar sonucunda bu konuyla ilgili kitaplar kaleme aldım. Bu kitapları hamasi duygularla yazmadım.

Bilgiyi tek kaynaktan değil, birçok kaynaktan edinin. Çok okuyun, çok öğrenin. Vatanını, bayrağını, toprağını sevmek ve milliyetçi olmak asla ırkçılık değildir. Türk Milleti imparatorluk ruhundan gelmekte olup bizim millette ırkçılık yoktur. Biz binlerce yıldır herkesle kucaklaşmayı, herkesle birlikte yaşamayı başarmış bir milletiz.

Özür, bir kabahat, bir kusur için dilenir. Kabahat ve kusur genel olarak istemeden yapılan hatalardır. Bir özür ile geçiştirilir. Zira; Türk Milletinde bir söz vardır; “ Kişi noksanın bilmek gibi irfan olmaz.” Kişi hatasını kabul etti mi bu, bizce bir irfandır. Ne var ki Ermenilerin yaptığı kabahat değildir. Çok önceden teşkilat kurulmuş, planlanmış, lüzum eden her türlü silah tedarik edilmiş organize suçtur. İşlenen bu suçlar devlete isyan, devlete ihanet suçlardır. Öyle basit terör eylemleri değildir. Öyle ki araziyi çok iyi tanıdıkları için ve içimizi iyi bildikleri için Rus ordusuna kılavuzluk etmişlerdir.

1850’lerde başlayan Ermenilerin, isyan ve ihanetleri, gördüğünüz gibi 1877’de (93 Harbi) büyük bir ivme kazanıyor. Küçük küçük ihanet ve isyanlar birden cinayet, katliam, sürgün, soygun ve soykırıma dönüşüyor. 1914’de I. Dünya Harbi ile artık yıkılacağına kesin olarak inandıkları Osmanlı Devletine tamamen cephe alıyorlar ve resmen işgalci düşman orduları tarafına geçiyorlar. Asla öyle mazlum, masum, mazbut falan değiller. Gayet iyi silahlanmış, asla azımsanmayacak kadar çok personeli olan (yani ordusu olan) bir güçtür. Büyük devletlerin hepsinin desteklemesi de cabası. Öyle olmasa 3 Aralık 1920’ye kadar Osmanlı Devleti ile yedi sene kafa kafaya nasıl savaş yapabilirdi?

Bilakis zayıf ve güçsüz olan Osmanlı Devletidir. Osmanlı Devletinin avantajı nüfusu çoktur. Yoksa Müslüman halk sefil ve perişandır. Kim kime soykırım yapabilir bir düşünün bakalım…

Ermenilerin, ispatlanmamış ve ispatlanması mümkün olmayan 1915 de 1,5 milyon Ermeni ölmüştür iddiası ‘dünyanın en komik’ iddiasıdır. Çünkü o tarihlerde yeryüzünde 1,5 milyon Ermeni yoktur. Beş ülkenin arşivlerinde ve Ermeni, Rus, Fransız ve Amerikalı araştırmacı ve tarihçilerin tespitlerinde, Ermeni nüfusu 900.000- 1100.000- 1210.000-1250.000’dir.

Ermenilerin, devlete ve Türk Milletine verdikleri zarar öyle sıradan terör zararı falan değildir. Ermeni ihanetleri yüzünden 1877- 78 savaşında (93 Harbinde) Balkan topraklarını ve Kafkas topraklarını kaybettik. I. Dünya Savaşında tümden Anadolu’yu kaybettik. Ermenilerin yaptıkları yaygın soykırım ve yaygın ihanetleri öyle ‘ay pardon- özür dilerim’ ile geçiştirilemez.

Osmanlı Devletinin uyguladığı tehcir acı yanları olsa da tarihi o günün şartları içinde incelerseniz, Ermenilere iyilik yapıldığını anlarsınız. Eğer devlet tehcir yapmasaydı işte o zaman büyük felaket yaşanırdı. Tehcir, Ermenilerin Osmanlı Yönetimine şükran günü yapmaları gereken bir olaydır.

Ermeniler, Osmanlı Devleti içinde milli, dini ve geleneksel bütün vasıflarını rahat ve huzur içinde yaşamışlar, anadillerini, dinlerini, Ermeni kimliklerini ve geleneklerini zerre kadar kaybetmemişlerdir. Bunun için Osmanlı yönetimine ve Türklere şükran borçları vardır.

Bu yaygın ihanetler ve yaygın nankörlük Ermenilere ne kazandırmıştır? Hiçbir şey. Bilakis yerlerinden ve yurtlarında olmuşlardır. Herhalde bunun sorumlusu suçlusu, Osmanlı Devleti veya Türkler değildir. Ermeniler 800-900 sene Osmanlı ile birlikte yaşadıkları o zengin, asil ve elit hayatı kaybetmişlerdir. Millet-i Sandıka olarak en yüksek mevkilere gelme haklarını kaybetmişlerdir.

İki yüz yıldır durmadan saldırılan, içten ve dıştan ihanetler ile soygun, sürgün ve soykırım yaşayan tek millet, Türk Milletidir.

Ermenilere soykırım yapıldığı yalanı, bir avuç kin hastası Ermeni’nin ve Sevr’in intikamını inatla sürdüren Avrupa’nın Türk Milletine attığı çok çirkin bir iftiradır.

Amerikalı Tarih Profesörü Prof. Dr. Justin McCarhy ‘Türkler değil Ermeniler soykırım yaptı.’ diyerek bu durumu belgelerle açıklamıştır.

Ermenistan’ın ilk Başbakanı Kaçaznuni de gerçeği yazmış ‘Türklere biz savaş açtık. Denizden denize Ermenistan hayali için ayaklandık, olayların sebebi biziz.’ şeklinde açıklamada bulunmuştur.”

Konuşmasının akabinde kendisine yöneltilen soruları da cevaplayan Selahattin Aydemir’e katılımlarından dolayı Durak Turan Düz tarafından bir  “Teşekkür Belgesi” takdim edildi.

 Etkinliğin ikinci yarısını oluşturan Şiir Dinletisi Durak Turan Düz tarafından sunuldu.

Programa katılan isimler arasında Sevinç Doğancan Güven, Şakir Susuz, Şükrü Kaya, Hanlar Koca, İbrahim Aydoğan, Nurettin Gür Ozanoğlu, Uğur Bulut, Halil Yazanel, Hayrettin İvgin, Coşkun Mutlu, Selahettin Dündar, Ozan Zebuni, Sadık Kılıç, Nevn Balta, Seyfettin Çoban, Niyazi Bali, Orhan Vergili, İsmail Tunç, Kemal Türk, Tülin Hatun Şenel, Nur Sümeyra Yalın, Necmi Dal, Musa Ay, Vedat Fidanboy, Sibel Unur Özdemir, Mahir Ünat, Mahmut Yıldız, Ertuğrul Yılmaz, İbrahim Yaman, Ozan Sevdaai, Tuncer Ulusoy, Celal Yenitürk, Leyla Yıldırım, Fatma Kalkan, Ozan Celali Kılıç, Yaşar Demircioğlu, Binali Kılıç, Şemsettin Güneş, Ozan Meddahi (Ömer Şahin), Ahmet Divrikoğlu, Zeynep Özügenç, Bekir Asoy, Bekir Yegnidemir, Orhan Tantürk, Cahit Karaç, Nevin Balta, Necati Aslan, Salim Yaylagül, Âşık Bayrami, Mehmet Kotan da vardı.

Sevgi, doğa, şarkı, şiir, kardeşlik, birlik-beraberlik, barış, Çanakkale, Sivas, özlem, umut temalarını içeren şiirler, şairlerinin sesiyle hayat buldu. Şiirlerle, sazla, sözle, türkülerle güzel bir Cumartesi günü daha anılardaki yerini aldı.  

İLESAM Şiir Dinletilerimize şiire, sanata ve kültüre gönül veren herkesi- üyemiz olsun veya olmasın-bekliyoruz. Unutmayın!

HABER METNİ:  Sibel Unur Özdemir

FOTOĞRAFLAR: Sibel Unur Özdemir-Orhan Vergili 


TÜRKİYE İLİM ve EDEBİYAT ESERİ SAHİPLERİ MESLEK BİRLİĞİ

İLESAM GENEL MERKEZİ

Adres

:

İzmir 1.Cad. No: 33/16  Aydın Apartmanı, Kat:4  Kızılay / ANKARA

Tel

:

0 312 419 49 38

Faks

:

0 312 419 49 39

Web

:

www.ilesam.org.tr

E-Posta

:

ilesam@ilesam.org.tr

 Okunma Sayısı : 1293         27 Şubat 2016

RESİM GALERİSİ

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 711335

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.