“MUTLULUK” Konulu Program-İLESAM CUMARTESİ SOHBETLERİ ve ŞİİR DİNLETİSİ ( 24 Ekim 2015)

İLESAM CUMARTESİ SOHBETLERİ VE ŞİİR DİNLETİSİ

(24 EKİM 2015)


İLESAM CUMARTESİ SOHBETLERİ ve ŞİİR DİNLETİSİ

( 24 Ekim 2015)

“MUTLULUK”

Gelenekselleşmiş Cumartesileri sayesinde edebiyata gönül vermiş tüm dostlarına kapısını açan Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği’nde bu hafta da sohbetlerle, şiirlerle, sazla sözle dopdolu bir hafta sonu yaşandı.

İLESAM Kültür Evinde yapılan toplantı İLESAM Genel Başkanı Mehmet Nuri Parmaksız’ın yaptığı açılış konuşması ile başladı.

 

Parmaksız, İLESAMLI Bilim adamı, Şair, Yazar ve Sanatçılar Ansiklopesi’nin 2015 yılı sonuna kadar tamamlanmasını hedeflediklerini ancak üyelerinin bilgilerinin hala Genel Merkez’e ulaşmadığını, bu nedenle basım sürecinin uzadığını, eksiklerin bir an önce tamamlanması gerektiğini bildirdi.

Geçtiğimiz hafta içerisinde pek çok ilde ve çeşitli okullarda gerçekleştirdiği Esere Saygılı, Korsana Karşıyız” Ulusal Slogan ve Logo Yarışması seminerlerinden bahseden Parmaksız 45 000 okula bu yarışma ile ulaştıklarını söyledi.

Meslek Birliği’nin 30. kuruluş yıldönümünde, İLESAM adını ve anlamını yarınlara taşıyacak bir marşa sahip olmasının önemine vurgu yapan Mehmet Nuri Parmaksız,  bu yarışmaya sadece üyelerinin katılabileceğini ve son müracaat tarihinin 15 Kasım 2015 tarihine kadar uzatıldığının altını çizdi.

Bakü’de 16 Ekim 2015 tarihinde gerçekleştirilen ve büyük ses getiren Türk Dünyası Konserler Dizisi “Mahnıdan Şarkıya” Ankara-Bakü Konseri projesinin ilk etabının coşkuyla geçtiğini belirten Parmaksız, konserin Ankara ayağının TRT Arı Stüdyolarında 19 Kasım 2015 tarihinde yapılacağını ve konserin TRT Avaz televizyonundan canlı olarak izlenebileceği bilgisini de sözlerine ekledi.

Konuşmasını yapmak üzere İLESAM Genel Başkanı Mehmet Nuri Parmaksız tarafından kürsüye davet edilen Prof. Dr. İbrahim Arslanoğlu söyleşi içerisinde pek çok düşünürün mutluluk üzerine söylediği sözlere de yer vererek katılımcıların konuya geniş bir perspektiften bakmasını sağladı.


“Mutluluk” konusunda yaptığı konuşma metnini bizlerle paylaşan Prof. Dr. İbrahim Arslanoğlu’na teşekkür ediyor ve bizimle paylaştığı konuşma metninden bazı anekdotları sizlerle paylaşıyoruz: 

“İlkçağlardan beri bütün dinler ve bazı filozoflar, insanın mutluluğu üzerinde durmuşlardır. Örneğin; İslam dininin amacı, insanın dünyada ve ahrette mutlu olmasını sağlamaktır.

Mutluluk nedir? 

Sokrates’e göre mutluluk; ne zafer kazanmak ne zengin olmak ne de güzel olmaktır. Mutluluk, insanın istekleri arasındaki oran ve uyumdur, ruhsal sakinliğe ermektir. İyi davranış mutluluk için gerekli eylemlerde bulunmaktır. Herkes mutluluğa ermek ister. O halde kimse bilerek kötülük yapmaz. Mutluluğu engelleyen şey, ona götüren yolları bilmemektir.

Aristo’ya göre insan sosyal bir varlıktır. Eğitimin ana görevi, insanı içinde yaşadığı toplumun veya devletin erdemli ve bilgili bir unsuru yapmaktır. İnsan ancak bu şekilde eğitildiği zaman mutlu olur. Yine Aristo’ya göre ahlak, bir bilgi değil eylemdir. İnsanın bütün eylemleri, erdeme uygun olmalıdır. Erdeme erişen kişi mutluluğa da erişir. 

Prof. Dr. Engin Geçtan’a göre insanlar, mutluluk ve hazzı birbirine karıştırıp kendilerine haz veren yaşantılara mutluluk diyorlar. Oysa mutluluk bir durum değil, bir süreç; dış etkilere bağlı olmayan iç dünyanın derinliklerinden gelen zaman zaman buluşabildiğimiz bir yaşamdır. 

Loise Hay’a göre holistik felsefe, bütün varlığımıza önem vermek ve beslemek demektir. Beden, ruh ve zihinden birini ihmal edersek mutlu olamayız. Beden için spor ve yoga yapılmalıdır. Zihin için olumlu düşünce teknikleri uygulanabilir. Ruh için dua, meditasyon, affetme ve koşulsuz sevgi gereklidir. 

Robin Sharma der ki: “Beni yaşamın kendisi mutlu ediyor. Benim için yaşam, kısa bir mum değil her an elimde tutmam gereken görkemli bir meşaledir. Onu gelecek nesillere teslim etmeden önce elimde mümkün olduğunca parlak yakabilmeyi arzuluyorum.”
 

Maslow’a göre insan ihtiyaçları fizyolojik ihtiyaçlar, güven duymak, sevmek-sevilmek, saygı görmek, kendini geliştirmek olmak üzere beş basamak halinde sınıflandırılmıştır.

 

“İnsan neden mutsuz olur?” sorusunun pek çok nedeni olabilir. Fizyolojik ihtiyaçlarının karşılanamaması, bedensel ve ruhsal hastalıklar, bireyin ailesi, iş arkadaşları vs. ile olan ilişkilerinin sağlıklı olmaması, savaş ve kavga yüzünden kendini mutsuz hissetmesi, bireysel ruhun evrensel ruhla ilişki kuramaması gibi etkenler mutsuzluklara sebep olabilir.

Thoreau’ya göre insanların çoğu, sessiz bir çaresizlik hayatı yaşamaktadırlar. Oysa neşe dolu bir hayatla, acılar ve mutsuzluklarla dolu bir hayat arasındaki farkı yaratan inançlarımızdır. İnançlar, sinir sistemine emir vererek gelecekte gelişme ve yok etme gücüne sahiptir. 

İnsanlar mutsuz, korku, suçluluk veya öfke dolu bir ortamda yetişmişse kendisi ve hayat görüşü hakkındaki düşünceleri olumsuz olacaktır.

Hayatta başarı ve mutluluğa engel olan faktörlerden birisi de öğrenilmiş çaresizliktir.

Birçok insanda affetmeme, karşısındaki insanlarda kusur arama gibi özellikler vardır. Bu yüzden dost kaybedebilirler. Bu tip insanlar nefreti içinde biriktirdikleri için kendilerini mutsuz ederler.

Robin Sharma der ki: “Mutluluk ve doyurucu bir yaşam, kendinizi bütün kalbinizle yaşamaya ve başkalarının hayatlarında bir fark yaratmaya kendinizi adadığınızda size gelir. Başkalarına hizmeti, görev edinmek gerekir.”

Tasavvufa göre de “Veren el, alan elden üstündür.”

Bazı insanlar için mutsuzluk “yeterince iyi değilim” şeklinde düşünmektir. Bu düşünce değiştirilebilir. Dargınlık, güceniklik, olumsuz eleştiri ve suçluluk en zarar verici düşünce kalıplarıdır. Mutluluğu engelleyen bu duyguların üstesinden gelinebilirse kanser hastalığıyla bile baş edilebilir.

Uyum, barış, iyilik, mutluluk, sevinç, bilgelik, keyif, merhamet, bolluk, bağışlama, denge ve cesaret gibi kelimeleri kullanırsanız hayatınız değişir.

Sıkıntılarınızı bir lütuf olarak görün, yaşadığınız zorluklar, yaptığımız hatalar, çektiğimiz acılar olmasaydı bilgeliğe ve bugünkü anlayışımıza sahip olamazdık. Artık acının bir öğretmen, başarısızlığın başarıya giden bir yol olduğunu öğrenin. Karakterinizin yaşamın kolay deneyimleri ile değil en zor olanları ile şekillendiğini unutmayın.

Mutluluk için kendinizi onaylayın, eksikliklerinizi görün ve düzeltin fakat hatalar üzerinde durmayın. Kitap okumanın mutlu olmada büyük etkisi vardır.

Albert Einstein ‘Sanat ve bilim peşinde derin ve uzanılamayacak keşifler peşinde koşmak olmasa hayat bence bomboştur. Mal-mülk, lüks hayat ve şöhret sahibi olmayı ben hiç özlemedim. Alçakgönüllü hayata gönül verdim. Bunun hem beden hem ruha faydalı olduğuna inanırım.’

Ummak,  mutlu olmak demektir. Mutsuzluğumuzun kaynağı sürekli olarak hoşumuza gidenlerle gitmeyenler arasında ayrım yapmamızdır. Oysa tanrısal olan zıtlıklar birlikte olur. Aslında iyilik-kötülük, güzellik-çirkinlik, aşk-nefret gibi ikilik yoktur. Mutluluk- mutsuzluk, neşe-acı, hayat-ölüm gibi kavramları birbirinden ayıran bizleriz. Oysa gerçekte böyle bir ayrım yoktur.

Mevlana ‘Bütün bilgiler insanda olsaydı ve bilgisizlik bulunmasaydı insan yanardı. Bütün zıtlıklar da böyledir. Gece-gündüz zıt ama birbirine yardımcıdır. Sürekli gündüz olsaydı hiçbir iş görülmez hiçbir işle başa çıkılmazdı. Geceleyin beyin, akıl-fikir, el-ayak, göz, kulak bütün organlar güç-kuvvet buluyor. Demek ki hiçbiri diğerinin zıttı değil. Onun için bu dünyada bir kötü iş göster ki onun içinde bir iyilik olmasın; hangi iyidir ki içinde bir kötülük bulunmasın.’

İnsanlar başından geçenler konusunda sürekli yorum yaparak kendilerini üzerler. Oysa yaşananlar, o kişinin yaşayıp ders alacağı ve bundan bir şeyler öğrenebileceği durumlar veya onun hayatında basit veya köklü değişikliklere sebep olabilecek şeyler olabilir. Onun için -Karşına çıkan kişiler her kimse doğru kişilerdir./ Yaşanmış olan her ne ise yaşanabilecek olandır./ İçinde başlangıç yapılan her an doğru andır./ Bitmiş olan bir şey bitmiştir, bu kadar basittir.- bu dört kuralı unutmamak gerekir.

Çocukların olumlu niteliklilerini incelemeye vakit ayırın. İçinizdeki çocuğu ortaya çıkarın. Çocuklar, sadece anı yaşadıkları için geçmişi ve geleceği düşünemezler.

Daha mutlu yaşamak için bakış açısını değiştirmek gerek; çünkü bu dünyada çok az kalıyoruz. O halde bu kısa hayattan keyif alıp hayatın tadını çıkarmak gerekir. Demek ki mutlu olmak için ölümü düşünmek ve ona göre hareket etmek şarttır; çünkü insanın istek ve ihtiraslarının sonu ve sınırı yoktur.

Sonuç olarak; geçmişte yaşananlara üzülerek bedbaht olmak yerine hayatta her günün bir hediye olduğunu düşünüp bunun değerini bilmek ve mutlu olmak gerekir. Ve unutulmamalıdır ki insanın sadece kişisel çıkarlarını koruyarak mutlu olması mümkün değildir. Onun için kişi, ancak başka bireylerin sorunları ile ilgilenip bunları çözmeye çalışarak veya muhtaç insanlara maddi yardımda bulunarak mutlu olabilir.”

Prof. Dr. İbrahim Arslanoğlu’na katılımlarından dolayı İLESAM Ankara Başkanı Durak Turan Düz tarafından bir Teşekkür Belgesi takdim edildi.

Etkinliğin ikinci yarısını oluşturan Şiir Dinletisi İLESAM Ankara Başkanı Durak Turan Düz tarafından gerçekleştirildi.

Dostluk, aşk, sevgi, öğretmen, mutluluk, kıymet vermek, anne temalı şiirler şairlerinin sesinde hayat bulurken Âşık Sevdai sazıyla eşlik etti mısralara, dizelere.

Merih Baran, Sevinç Doğancan Güven, Abdülkadir Güler, Hanifi Işık, İhsan Hökelekli, Hayriye Çitoğlu Ali Kemal Parıldar, Abdullah Satoğlu, Mehmet Sevinç, İhsan Kurt, Osman Çeviksoy, Köksal Özbek, Seyfettin Çoban, Ozan Sevdai, Selahettin Dündar, Cahit Karaç, Sadık Kılıç, Bekir Yeğnidemir, Hüseyin Atmacaoğlu, Orhan Vergili, Reyhan Özçiftçi, Âşık Şemsettin Güneş, Âşık Binali Kılıç, Kemal Türk, Efkan Ötgün, Nevin Balta, Hanlar Koca, Ramazan Özdil, Fatma Ekşioğlu, Sibel Unur Özdemir, Nurettin Gür Ozanoğlu, Bayram Yelen, Âşık Bayrami, Ahmet Afacan, Erdal Ercin, Fahrettin Alay, Fatma Kalkan, Şahinur Baran Turan, İlter Yeşilay ve Cemal Tuzcuoğulları da etkinliğe katılan isimler arasındaydı.

Sanat adına güzel paylaşımların gönüllerde taht kurduğu bir Cumartesi güzelliğinin daha sonuna gelindiğinde bu program da anılar arasındaki yerini aldı.

“İLESAM Şiir Dinleti”lerimize şiire, sanata ve kültüre gönül veren herkesi- üyemiz olsun veya olmasın-bekliyoruz.Unutmayın!!!

HABER METNİ ve FOTOĞRAFLAR: Sibel Unur Özdemir