İLESAM CUMARTESİ SOHBETLERİ ve ŞİİR DİNLETİSİ (21 MAYIS 2016)

 / ETKİNLİKLERİMİZ

İLESAM CUMARTESİ SOHBETLERİ ve ŞİİR DİNLETİSİ

(21 MAYIS 2016)

 görüntüleniyor

“Kafkaslarda Şairlik ve Âşıklık Geleneği ”

Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği’nin gelenekselleşmiş Cumartesi toplantılarından biri daha 21 Mayıs 2016 tarihinde İLESAM Genel Merkezi’nde gerçekleştirildi.

Edebiyatın, sanatın, kültürün ve aktüel konuların konuşulduğu, şiirlerin okunduğu İLESAM imzalı bu etkinlik İLESAM Genel Başkanı Mehmet Nuri Parmaksız’ın yaptığı açılış konuşmasıyla başladı. Parmaksız, Meslek Birliği’nin çalışmalarıyla ilgili projelerinden bahsetti.

Parmaksız “Hoyrattan Şarkıya yarışmamızın şartnamesini web sitemizde ve sosyal medyada yayınladık, maillerinize gönderdik. Son katılma tarihi 20 Haziran 2016’dır. Süreyi uzatmamız mümkün değil çünkü 30 Haziran tarihine kadar seçmelerin bitmiş olması gerekiyor. Kısmetse 7-8 Ekim tarihlerinde Irak’ta, 25 Kasım tarihinde ise Ankara Arı Stüdyoları’nda konserlerimizi gerçekleştireceğiz.

26 Mayıs 2016 tarihinde saat 14.00’de Türk Tarih Kurumu Salonu’nda İLESAM ve Azerbaycan Yazıcılar Birliği İşbirliğinde yapılacak olan kitap tanıtım etkinliğimize tüm üyelerimizi bekliyoruz.

Haziran başlarında Azerbaycan’a gideceğim; Atatürk şiirlerinden oluşan bir antolojiyi hayata geçirme konusunda da görüşmelerim olacak.” diyerek konuşmasını gerçekleştirmesi için Selahettin Dündar’ı kürsüye davet etti.

Doğaçlama söylediği bir deyişle katılımcıları selamlayarak konuşmasına başlayan Selahettin Dündar Türk şiir olgusunun hangi yıllarda başladığını ve günümüze gelişindeki süreci detaylarıyla anlattı. 

Sayın Selahettin Dündar’a  “Kafkaslarda Şairlik ve Âşıklık Geleneği ” konusunu içeren notlarını bizlerle paylaştığı için teşekkür ediyor ve notlarını sizlere aynen aktarıyoruz: 

KAFKASLARDA ŞİİR VE ÂŞIKLIK GELENEĞİ

Türk şiirinin Tarihçesi:

        Türklerde ilk şiir, Sümer kazılarında bulunan ve M.Ö. 2000 yıllarına ait bir aşk şiiridir. Çivi Yazısı ile yazılmış olan şiir tableti, 1889 yılında Bağdat’ın 150 kilometre uzağında bulunan Nippur kentinde yapılan kazıda bulunmuş ve Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ tarafından, 1960 yılında günümüz Türkçesine çevrilmiştir. Şair Ludingirra’ya ait olan şiir, gelinin diliyle güveyine yazılmıştır. Bu şiirin ilk mısraları şöyledir:

“Güvey canımın içi,

Gönül açar güzelliğin, bal gibi tatlı,

Aslan, canımın içi,

Hoştur güzelliğin bal gibi tatlı.

      Serbest vezin ilk Türk şiiri olarak kabul edilen şiirin makamla söylendiği de yine tabletlerdeki figürlerden anlaşılmıştır. Sümerler zamanından kalma, serbest vezinle yazılmış ve M.Ö 2000 yıllarına dayanan, “Sevgili Anneme” diye yazılmış olan başka bir şiir daha mevcuttur.

         Bu şiirlerin makamla söylendiği, bilginlerin gündemindeydi. Eflatun diyor ki: Ne müzikten ayrı bir şiir, ne de sözden ayrı bir müzik düşünülebilir. Bir şarkı üç unsurdan oluşur;  Söz, müzik, ritm! Bu demektir ki; toplumun gündeminde olan her şiir, tarih boyunca makamla söylenmiştir. Yani ozanlık geleneğinin de M.Ö. 2000 yıllarına dayandığı söylenebilir. 

         Hiç şüphesiz serbest ölçü gibi, Halk Edebiyatı türü olan hece ölçüsü şiiri de çok eski tarihlere dayanmaktadır. Kaşgarlı Mahmut’un Divan-ı Lügat-it Türk adlı eserinde yedi hece şiirin İslamiyet’ten çok önceleri yazılmış olduğu ifade edilmektedir.

                  Bu şiirin ilk dizeleri şöyledir:

“Kızıl sarığ arkaşıb

Yıpkın yaşıl yüzkeşib" 

     diye başlayıp devam ediyor.

 Günümüz Türkçesinde: “Kızıl ve sarı artarda bitiyor / Mor ile yeşil yüz yüzedir.” 

 Tespit edilmiş olan ve hece vezni ile yazılı Türk Destanları’nın ilklerinden birisi, Alp Er Tunga Destanı’dır. Alp Er Tunga aynı zamanda yazılı Türk tarihinin ilk destan kahramanıdır. Aynı zamanda büyük bir Türk hükümdarıdır.  Alp Er Tunga Destanı, M.Ö. VII. yüzyılda yazılmış olup, şiir İranlı Firdevsi’nin Şeyhnamesi’nde yer almaktadır. Şiir Koçaklama temasıyla yazılmış olup, Alp Er Tunga’nın İranlılar (Tacikler) tarafından Afrasyab olarak anıldığı ifade edilmiştir.  

Alp Er Tunga öldi mü / Alp Er Tunga öldü mü

Issız ajun aldı mu / Kötü dünya kaldı mı

Ödlek öcün aldı mu  / Felek öcün aldı mı

Emdi yürek yırtılur / Şimdi yürek yırtılır

Destanlar devrinde M.Ö. II. yüzyılda yazıldığı anlaşılan ve Oğuz Destanı’nda geçen 8 heceli şiir yapısı da bu günkü ölçülere temel teşkil etmektedir.

Men sing-le-re boldum kağan / Ben sizlere oldum kağan

Alanıng ya takı kalkan /Alalım yay dahi kalkan

Tamga b-ge bolsun buyan / Talih bize olsun nişan

Kök börü bolsun kıl uran / Bozkurt sesi olsun uran

Yine aynı dönemde M.Ö. II. yüzyılda 12 heceli şiir mevcuttur.

Şiir şöyledir:

Kün ay yıltuz tang sarığa senada barung

Kök tağ tengiz tüm sarığa senla barung

Milattan sonraki II. yüzyılda hece şiir geleneği bütün olgunluğu ile devam etmektedir. Çin kaynaklarından alınan Oğuzlara ait bir şiir:

Ye-Çi-Şan tağın yitirdik

Kadınlarımızın güzelliğini aldılar

Şilan Şan yaylasını yitirdik

Hayvanlarımızı üretecek yeri aldılar

M.S. V. yüzyılda Büyük Hun İmparatoru Atilla’nın Roma seferinden sonra ölümünde, ozanların çadırda kopuz çalıp ağıtlar söyledikleri Bizans Tarihçisi Priscus tarafından yazılmıştır.

Orhun Yazıtları (720-725) Oğuz şiirinden bir örneği şöyle vermiştir:

“Türk Oğuz begleri budun işitin / Türk Oğuz beyleri kavmi işitin

Uze Tengri basmasar / Yukarıda gök çökmese

Asra yir delinmeser / Aşağıda yer delinmese

Türk budun ilin torunun kim artati / Türk Milleti ülkeni töreni kim bozar

Milattan sonra VIII. yüzyılda olgun şiir yapısına Göktürk kitabelerinde ve Yollug Tigin imzasıyla rastlıyoruz.

Bunca yazılar yazan

Ben Kül Tigin atası

Bu Yollug Tigin yazdım

Tam yirmi gün oturup

Ben Yollug Tigin yazdım

Buna benzer örneklere Turfan Bölgesi’nde Uygur tarihinin 2. devresinin medeniyeti olarak ve Uygur harfleriyle (780-880) tarihinde rastlanmaktadır.

  1. yüzyılda, Kutadgu Bilig’de 11 heceli şiir türüne rastlanmaktadır.

Küvençim Avınçım Sevinçim Kamuğ

Sevinçing içinde turur ay uluğ

XII ve XIII. yüzyılda Ahmet Yesevi ve Yunus Emre şiirlerinin olgunluğuna ulaşılmaktadır.  14 heceli şiire Yunus Emre’de rastlanmaktadır.

Ben dervişim diyene bir ün edesim gelür

Seyredüben sesine varıp yetesim gelür

***

Derviş Yunus bu sözü eğri büğrü söyleme

Seni sigaya çeker bir Molla Kasım gelir

Hazar Bölgesi’nde Türk şiirinin gelişme ve olgunlaşma süreci:

Âşıklık ve şairlik açısından Hazar Bölgesi şu coğrafyaları kapsamı alanına almaktadır: Kuzey Azerbaycan, Güney Azerbaycan, Borçalı mahalı (Gürcistan+Ermenistan+Karabağ) ve Çıldır/Kars/Ardahan/Iğdır

XIV. ve XV. yüzyıldan itibaren hece sayısı olarak; 5-7-8--10-11-14-15-16-19-22-32 heceli şiirler geliştirilmiştir.

Şiirlerin her bir bölümüne “Bent” adı verilmiştir.

Satır sayısına göre “Bent” grupları şu şekilde gruplanmıştır.  Beyit=2 satır, Türkü=3 satır+nakarat, Kıta=4 satır, 5-6 satır=muhannes, 7-8-9-10 satır= sicilleme adını almaktadır.

Bu sınıflandırmanın dışında; Tecnis(Cinas), Yedeklemeler, Leb Değmez (Dudak Değmez), Dil Teprenmez şiir türleri, Kafkaslarda rastlanan türlerdir.

Şiirin, kopuz ve ezgi eşliğinde kullanılmaya başlandığı tarih: Orta Asya’da M.Ö. VIII. yüzyıldır. Kafkas âşıklarında kopuz, “karasaz”a dönüşmüştür. Karasaz; Kafkaslarda çalınan 13 perdeli, dokuz telli ve üç sesli sazın adıdır. Karasazdaki akorda “Kök” adı verilmektedir. Karasazın 11 çeşit akordu vardır. Anadolu Bağlaması 17 perdeli olup, 8 çeşit akordu vardır. Karasazla çalınan Âşık makamlarına, saz havaları denir. Kafkas âşıklarının kullandıkları ve tespit edilebilen 90 civarında “Saz Havası” yani “Âşık Makamı” vardır. Kafkas Âşık ekollerine, mektep adı verilir. Kafkas Âşıklık geleneği tasnifine göre bu mektepler dört ad altında toplamaktadır.

  • Borçalı Mektebi: Coğrafya olarak; Gürcistan’ın Doğu kısmı, Ermenistan’ın Kuzey Doğusu, Karabağ ve Azerbaycan’ın batı kesimini içine alan bölgedir. Belirgin temsilcileri şöyledir: Borçalı Âşık Emrah,Âşık Hındı Memmet, Âşık Diligem, Âşık Elesker, Âşık Allahverdi, Âşık Ali, Âşık Peri, Âşık Hasta Hasan, Âşık Kâmandar, Âşık Hüseyin Saraçlı, Âşık Mikâil Azaplı vb.
  • Şirvan Mektebi: Coğrafya olarak; Şirvan ve tüm Kuzey Azerbaycan’ın iç bölgelerini kapsar. Belirgin temsilcileri şöyledir: Molla Kasım, Dede Kerem, Dede Yadigar, Molla Cuma, Âşık Beyler, Âşık Şakir vb.
  • Tebriz Mektebi: Coğrafya olarak; Güney Azerbaycan, Urumçi ve Karadağ bölgesini kapsar. Belirgin temsilcileri şöyledir: Âşık Derviş, Âşık Kurbani, Âşık Abbas, Âşık Hasta KasımÂşık Dollu Mustafa, Âşık Ali vb.
  • Çıldır Mektebi: Coğrafya olarak; Kars, Ardahan, Iğdır illerini kapsar. Bu ekolün belirgin temsilcileri: Âşık Şenlik, Âşık Kasım, Âşık Hicrani, Âşık İslam, Âşık Murat Çobanoğlu, Âşık Şeref Taşlıova, Âşık Rüstem Alyansoğlu, Âşık Zülali, Âşık İlhamiDemir, Âşık Mevlüt İhsani vb.
  • Anadolu Mektebi: Coğrafya olarak; tüm Anadolu ve Trakya bölgesini kapsamaktadır. Bu ekolün belirgin temsilcileri şunlardır: Pir Sultan Abdal, Kaygusuz Abdal, Âşık Dertli, Karacaoğlan, Dadaloğlu, Köroğlu, Âşık Seyrani, Âşık Sümmani, Erzurumlu Emrah, Hasan Dede, Davut Sulari, Âşık Daimi, Âşık Nesimi vb.

Kafkaslar Âşıklık Geleneğinin Çıldır Mektebine mensup ÂŞIK ŞENLİK’ten bir şiir: 

ALLAH KERİMDİ 

Namertlerin kanadıyla uçmam Allah kerimdi

Coşkun suya körpü olsa geçmem Allah kerimdi

Teklif etse yiyemmerem nemertlerin nanını

Suyu abı kevser olsa içmem Allah kerimdi

Namert insan devlet olsa danışır yeke hana

İnsana