İLESAM’DA AZERBAYCAN RÜZGÂRI ESTİ… ANAR’IN “YAŞAMAK HAKKI” VE PERVİN NURALİYEVA’NIN “SEVDİM SENİ” ADLI KİTAPLARININ TANITIMI TÜRK TARİH KURUMU SALONU’NDA GERÇEKLEŞTİRİLDİ. (26.05.2016)

 / ETKİNLİKLERİMİZ

İLESAM’DA AZERBAYCAN RÜZGÂRI ESTİ…


ANAR’IN “YAŞAMAK HAKKI” VE PERVİN NURALİYEVA’NIN “SEVDİM SENİ” ADLI KİTAPLARININ TANITIMI 
TÜRK TARİH KURUMU SALONU’NDA GERÇEKLEŞTİRİLDİ. 

(26.05.2016)



İLESAM ve Azerbaycan Yazıcılar Birliği arasında yapılan protokol gereği  “Mahnıdan Şarkıya” projesinin bir başka bölümünü oluşturan; her iki ülkenin iki eserinin karşılıklı olarak edebiyat dünyasına kazandırılması noktasında İLESAM aracılığıyla yayımlanan AnaR’ın “Yaşamak Hakkı” ve Pervin Nuraliyeva’nın “Sevdim Seni” adlı kitaplarının tanıtımı Türk Tarih Kurumu Salonu’nda gerçekleştirildi.

İLESAM Yönetim Kurulu üyelerinden Durak Turan Düz’ün yaptığı açılış konuşması ile başlayan program İLESAM Genel Başkanı Mehmet Nuri Parmaksız’ın günün anlam ve önemine dair cümleleriyle devam etti.

İLESAM Genel Başkanı Mehmet Nuri Parmaksız “İLESAM pek çok etkinliğe imza atıyor. Geçen sene Azerbaycanlı kardeşlerimizle gerçekleştirdiğimiz ‘Manhıdan Şarkıya’  projemizin bir parçasını oluşturan her ülkeden ikişer kitabın basımı gerçekleştirildi. Anar Rıza’nın “Yaşamak Hakkı” ve Pervin Nuraliyeva’nın “Sevdim Seni” adlı kitaplarının tanıtımı için buradayız. Kitap tanıtım toplantılarımıza da alışın. Sıra da bu yıl ‘Hoyrattan Şarkıya’ projemizle birlikte yeni kitapları hayata geçireceğiz. İleride Türk Dünyası Kütüphanesi kurmak hedeflerimiz arasında.” diyerek kitaplar hakkındaki konuşmalarını yapmak üzere Prof. Dr. Nurullah Çetin’i ve Doç. Dr. Ayfer Yılmaz’ı davet etti.

Prof. Dr. Nurettin Çetin “Anar’ın ‘Yaşamak Hakkı’ isimli kitabı Türk tarihini, Azerbaycan tarihini, sorunlarını ortaya koyan bir kitaptır. Anar’ın kendi hayatına dair bir şey yoktur. Anar, kendi varlığını Türk varlığında kaybetmiştir. Bu benim için önemlidir. Bu, bir yazarın ‘aydın’ olarak karşımıza çıkmasıdır. Aydın, belli alandaki noktaları ortaya sunan kişi değildir. Aydın demek, bilgi kaynaklarından elde ettiğini, donanımını memleketinin önünü açmak için kullanan kişidir. Azerbaycan zulüm, eziyet, baskı altında yaşadı. Bu baskıya rağmen kendi milli gücünü koruyabilme mücadelesi verdi. Ama kanlı bir rejim. Çoğu şey yasak. Şartlar zor. Bu şartlar altında Anar gibi şahsiyetler Azerbaycan milli kimliğini koruma mücadelesi verdiler. Türk dilini korumuş, yaymış bir şahsiyet Anar.



Dil, millet olmanın genel şartıdır. Diliniz yoksa kuru bir kalabalık olursunuz. Dil, iletişim aracıdır. Duygular, düşünceler, hayat dil ile paylaşılır. Dilin yürek, gönül anlamı da vardır. Yürekten üretilen özgün fikirlerin korunması gerek. Bu milli şuurdur. Anar, Ömer Faik’in makalesinden alıntı yapmış. Milli kimliğimiz var. Ne yazık ki günümüzde Türk’üm demekten utandırılıyor insanlar. Yakup Kadri’nin yaban adlı romanında da aynı noktalara değiniliyor. Orhun yazıtlarında da örnekleri var. Türk, derleyen-toparlayan demek. Töreli demek. Yazılı kanunların yanı sıra kabul edilen kültürel değerler demek. Türeyen, çoğalan demek.

Anar, ‘Türk Birliği’ üzerinde duruyor. Bir aydın istiklalci olmak zorunda. Bağlantı kuruyorum. Biz Mondros Mütarekesi ile bağımsız devletimizi kurduk. Azerbaycan mücadele ede ede istiklallerini aldı. Anar askeri-ekonomik-kültürel özellikleri, dağılan birliği bir araya getirmeyi anlatıyor.

Türk dünyası diye bir kitap yazamıyor ama Dede Korkut’un dünyası diye bir kitap yazıyor. Ortak bir iletişim dili gerekiyor. Anar bunu söylüyor. Ben de dostluk ediyorum. Dil de, fikir de aynı şeyi düşün. Türklerin millet ve bireysel olarak ‘Yaşamak Hakkı’nı bağımsızlığıyla, istiklaliyle bize hatırlatıyor. Azerbaycan’ın bayrağının renkleri mavi, yeşil, kırmızı. Mavi renk Türklüğü, yeşil renk İslamiyet’i, kırmızı renk ise çağdaşlığı anlatır. İşte bu kavramların korunması gerekir.” diyerek konuşmasını sonlandırdı.

Pervin Nuraliyeva'nın ''Sevdim Seni'' adını taşıyan eseri hakkındaki görüşlerini dile getirerek Nuraliyeva’nın özgeçmişini paylaşan İLESAM Yönetim Kurulu üyelerinden Doç. Dr.Ayfer Yılmaz “Pervin Hanım kendi yüreğinin sesini ortaya koymuş. Bu eserinde